Başka Türlü Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yârim

Başka Türlü Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yârim

Bazı aşklar vardır ki en başında bellidir hikâyenin nasıl biteceği. Aslında her iki taraf da  bilir imkânsız olduğunu ancak yine de yaşansın ister, yaşatmak için çabalar. İşte Manav Halil ve Sabiha’nın hikâyesi de böyle. İmkânsız bir aşk hikâyesini sizler ile buluşturuyorum bu defa. Eski İstanbul’u doya doya görebileceğiniz bir film: Vesikalı Yârim.

Gerek oyuncuların performansları gerekse arka fonda çalan Kalbimi Kıra Kıra şarkısı o kadar güzel ki kendinizi kaptırıyorsunuz bir şekilde. Karakterlerimiz çok da hoş olmayan bir mekânda bir pavyonda tanışırlar. Evli Manav Halil arkadaşlarıyla eğlenmek için gittiği Saz pavyonunda aslında kalbini kaptıracaktır. Olacaklardan habersiz bir şekilde pavyondan içeri giren Manav Halil, ay yüzlü Sabiha karakterini görür görmez vurulur. Hikâyemiz işte böyle başlar devamı ise aşağıda sizleri bekliyor…

Topluma Aykırı Bir Aşk

İmkânsız aşk dedik dedik durduk peki neden imkânsız? Esas adamımız evli, esas kadınımız ise görmüş geçirmiş pavyonda çalışan bir kadın. Ay yüzlü Sabiha’yı Halil’in masa başına gelerek elinde sigarası ile bütün güzelliği ile “Bir sigara içebilir miyim? Yakar mısın?” diye sorması ile tanıyoruz. Sabiha’yı olduğu gibi hiç yargılamadan bağrımıza basarken buluyoruz kendimizi, her ne kadar toplumun onaylamadığı bir hayat tarzını yaşıyor olsa da. Vesikalı Yârim filmi ile önyargılarınızı kırıyorsunuz, yargılamamayı öğreniyorsunuz. Karakterlerin iç dünyasına girerek dünyaya bir Sabiha bir de manav Halil gözünden bakıyorsunuz. Sıradan hayatların aslında ne kadar da çekici olabileceğini de ispatlıyor bize.

Klasik Türk filmleri gibi değil Vesikalı Yârim. Hem Sabiha’nın hem de Halil’in karakterleri tozpembe değil, bir hayat koşturmacası bir hayatta kalma mücadelesi var. Gerçeğin ta kendisi aslında engel. Filmde bir replik var ki ay yüzlü Sabiha Halil’e söylüyor, aslında mevcut durumu da çok güzel özetliyor: “Benim yolum başka seni tanıdıktan sonra anladım sevgi de yetmiyormuş çok eskiden rastlaşacaktık” Halil’in evli, Sabiha’nın ise o bataklıktan kurtulamayışı, kurtulmak dahi istemeyişi hikâyeyi hüzünlü yapıyor.

“Kalbimi Kıra Kıra”

Vesikalı Yârim hikâyesi kadar arka fonda çalan müzikler de yüreğinize dokunuyor. Şükran Ay‘ın Kalbimi Kıra Kıra şarkısı sizi derinden etkiliyor onun gibi nadide bir sanatçıyı tanımış oluyorsunuz. Tam da bir melodrama yakışır cinsten adeta. Halil ile Sabiha’nın aşkı beyazperdede buluşurken nakaratı da sahneyi size yaşatıyor.

Başka Türlü Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yârim

Şahane Oyunculuklar

İzzet Günay ve Türkan Şoray her ikisi de şüphesiz bu Vesikalı Yârim de sizin de izlerken fark edeceğiniz üzere henüz toy dönemleri. Oyunculuklarını yeni yeni geliştirdikleri dönemler ama hiç de amatör bunlar demezsiniz o kadar iyi oynuyorlar yani. Manav Halil’in tüm o heybetli bedenine rağmen çekingenliğinden yerden kaldıramadığı o masum bakışları, pavyon şarkıcısı Sabiha’nın ise yer yer dişiliğinin resmedildiği yer yer ise çaresiz derdini tamamen abartıdan uzak bir şekilde uzaklara dalarak anlatışı… İki karakter de o kadar naif ki Sabiha’nın Halil karakterine de dediği gibi Çok eskiden rastlaşacaktık” cümlesine canı gönülden katılıyorsunuz, keşke çok eskiden rastlaşmış olsaydı bu iki karakter. Türkan Şoray’ı Sabiha karakteri ile çok farklı tanıyacak ve gene seveceksiniz. Farklı bir yönünü gösteriyor bizlere bu yapımda.

Gerçekçi & Samimi Diyaloglar

Manav Halil’in Sabiha “Takma ismin mi?” diye soruşu Sabiha’nın ise, Takma isim olsa Sabiha mı olur?” deyişi aralarında bu gerçekçi ama bir o kadar da samimi diyalog sanki yıllardır beraber iki sevgiliymiş gibi atışmaları çok tatlı. İkili yeni tanışıyor olmalarına rağmen birbirlerine birkaç soru sormayı yeterli görüp susarlar. Sabiha kısa konuşma sonrası Halil’e sigara ve içkiyi çok tüketmemesi gerektiğini tembihleyerek odasına gider. Halil ise köprü açılıncaya dek sade dekore edilmiş salonda yer alan döşekte uyur. Aralarında aykırı hiç bir şey geçmez.

Sabiha her ne kadar Halil’e bir daha pavyona gelme dese de manav Halil’e vız gelir duydukları. Sabiha’mız hor görür küçümser Halil’in elinde meyve sepeti ile gelişini lakin küçümsediği kaçtığı aslında Sabiha’nın kendi duygularıdır. Sonrasında takındığı tavrından utanıp Halil’in masasına gelir Halil’in gözlerine bakmakta zorlanır. Sonrasında ise hiç de beklenmedik şaşırtıcı şeyler olur. Halil evinden elini eteğini çeker, Sabiha’mız ise içki masalarından çekilir. İkili Sabiha’nın küçük basit evinde sıradan bir hayat yaşarlar. 

Sabiha sırf Halil için giyinip kuşanır harika sofralar kurmayı hedefleyerek mutlu olur. İkilinin hayatı böyle mutlu mesut giderken tabii ki hikâyenin patlama noktası dediğimiz filmin ortasında kötü bir şey olur. Halil’in arkadaşları mekâna çıkıp gelir olaylar bu şekilde ilerlerken Sabiha’nın çalışma arkadaşı ona Halil’in aslında evli bir adam olduğu gerçeğini iletir. Sabiha duyduklarına inanmaz birinin lafına göre hareket eden biri değildir çünkü. Fakat içine de bir şüphe ve hüzün çöker, Halil’in dalıp dalıp gitmeleri aklına gelir.

Önerilen İçerik: Zeki Demirkubuz’dan Bir Dostoyevski Esintisi: Yeraltı

Başka Türlü Bir Aşk Hikayesi: Vesikalı Yârim

Aşması İmkansız Engeller

Sabiha ve Halil’in samimi başlayan gerçekçi bu aşkı işte hayatın gerçekleri ile böyle zedelenir. Sabiha ve Halil birbirlerini her ne kadar çok sevseler de Sabiha vicdanının sesine kulak verir yapamaz her ne kadar çok seviyor olsa da. Ayrılmayı denese de başaramaz en kötüsünü yapar gidip görmek ister kendi gözleriyle Halil’in karısını ve iki çocuğunu. Sabiha engelleri görmüştür aşması zordur, göreceğini görmüş ve yüzleşmesi gereken gerçekleri anlamıştır. Sevdiği adama Halil’e hiç bir şey belli etmez, Halil’in gözündeki Sabiha’yı düşünür Sabiha. Bırakmış olduğu pavyon ortamına geri döner Halil’e ise sıkıldım diyerek yalan atar aslında gerçek çok başkadır. Sabiha Halil’den sıkılmış gibi ona denedim yapamadım bana göre değilmiş açıklamasını yapar. Halil anlamaz hiçbir şeyi Sabiha’nın onun gizlediği gerçeği öğrendiğini de öğrenmez.

Halil parmakların ardına düşer Sabiha ise pavyon ortamından uzaklaşır. Evli olduğu gerçeğini kendisine söylene iş arkadaşına dönüp benim gibi unutmuştur o da der geçer. Sabiha tam bir yıl boyunca evine kapanır. Halil’in hapisten çıkacağı gün ise pavyon ortamına geri döner. Halil ise hapisten çıktığı vakit onu bekleyen ailesinin yanına döner.  Sabiha hüzünlü bir şekilde kanatlı ahşap penceresinden dışarıya öylece bakarken bir yandan da bir önündeki hatıralara bir de evinin köşesinde duran gelin sandığına bakar. Belki de yaşamış olduğu bu imkânsız aşkın ona getirdiği tüm anıları o sandığın içine hapsetmek ister. Filmin sonunda ise çok seven Halil değil çok sevilen Halil için aşkından vazgeçen Sabiha’mız hüzünlüdür.

Vesikalı Yârim ‘in Sabiha’sı ve Halil’in bir araya gelmelerine olanak yoktur. Hikâyenin nasıl biteceği aslında en başında bellidir ama yine de ikilimiz aşkı yaşamak ve yaşatmak isterler. Hikâyenin en başında tanıştıklarından itibaren ayrılık onların yanı başındadır aslında. Vesikalı Yârim bize şu mesajı verir aslında: “Duygular ne kadar güçlü olursa olsun mevcut koşullardan kaçınılamaz”

Önerilen İçerik: Türk Sinemasının Fantastik Tek Örneği, Onur Ünlü İmzalı: Sen Aydınlatırsın Geceyi

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları