Stanley Kubrick

Stanley 26 nisan 1928 de Amerika’nın gözde eyaleti new york’ta dünyaya gelmiştir. o sıralarda başta Amerika olmak üzere dünyada büyük ekonomik kriz vardı. 18’lik yağız delikanlıyken de 2. dünya savaşı başlamış ve sonucunda 50 milyon insan ölmüştü. gençlik yıllarında bu tarz ekonomik,politik ve askeri olaylar da haliyle onu da etkilemişti ve filmlerinde de oldukça belirgin olarak gördüğümüz insanların karanlık yönlerini ele almıştı. Bunlar politikacılar, Askerler, Zengin kesim gibi üst kademe insanlarının bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini ve halen o mevkilerde ne gibi işler karıştırdığıyla ilgiliydi.

Stanley’in sinemasında öne çıkan bir diğer konu ise cinselliktir. Cinnet, Otomatik Portakal, Full Metal Jacket ve Eyes Wide Shut’ta cinselliği çok açık ve korkusuzca sahneler çekerek insanların seyrine sunmuştur. Benim aklıma gelen ve en çarpıcı örneği ise cinsellik konusunda; Otomatik Portakal filminin eve baskın sahnesinde, evin salonunda bulunan devasa penis heykeliydi. O an izlerken inanılmaz şaşırmıştım ama daha çok şaşırdığım ise o sahneyi stanleyin ayrı tek tip sahne kamerasıyla kendisinin yakın çekim tekniği ile çekmesiydi. Normalde mekanın bir ucunda demir çubuklar ile uzaktan çekilen sahnelerin, nedensizce stanleyin yakın çekim yapması ve bunu yardımcısına değil kendisinin yapmasıydı. Bir diğer örnek ise ölmeden önceki son filmi eyes wide shut’ta o zamanlar gerçek hayatta da evli olan Tom Cruise ve Nickola Kidman’ın sevişme sahneleriydi. Ne, Ne var yani gerçekte de kocası buna neden şaşırdın diyebilirsiniz ama durum bu değil. Durum Nickola Kidman’ın Film dahi olsa tamamen gerçek ve açık olarak filmde 3 başka kişiyle sevişmesi. Diyebilirsiniz ki bu film bir sanat ve sanat için soyunulur ama ben biraz kendimi düşündüm ve sizin de düşünmenizi istiyorum, evlisiniz ve eşiniz başkalarıyla sevişiyor ve 3 kişiyle ayrıca bu sevişmelerin bir de kayıtları var. Düşünmez misiniz ya bunu biri görülürse ya bu videolar yayınlanırsa nasıl utanç verici bir durumun içinde olurum diye. Ama olay şu bunu bir film haline getiriyorlar ve milyonlarca insanın izlenmesine sunuyorlar. yani normalde sizin için mahrem olarak nitelendirebileceğiniz eşinizin en mahrem bölgelerini sizin haricinizde milyonlar da görüyor. peki siz böyle bir şeye müsade edermiydiniz?

Lakin bu sadece bir konu, gelelim benim Stanley Kubrick’in en sevdiğim filmine, tam 3 kere izlediğim başrolünde Jack Nicholson’ın oynadığıve bana göre tarihin en iyi 10 filmi arasında bulunabiliecek olan filmi CİNNET. Mükemmel bir senaryo, Mükemmel bir yönetim, Mükemmel bir oyunculuk(‘lar). Filmin Senaryosu Stephan King’in aynı ismiyle olan kitabından geliyor fakat şöyle bir durum var, asıl senaryo o değil. Nasıl mı, aynen şöyle; Kitap var ve Stanley, Stephan’ın yanına gidiyor kitabını okuduğunu ve çok beğendiğini iletiyor. ve ayrıca kitabını sinemaya uyarlamak istediğini söyleyince S.King’te haliyle seviniyor fakat stanley kitap üzerinde biraz oynamak istediğini iletiyor ve neredeyse kitabın 4 te 3 ünü tamamiyle değiştiriyor ve S.King sinirlenip ölümüne kadar bir daha stanley ile konuşmuyor, görüşmüyor. Çekimlerdeki otoritesi ile öne çıkan Stanley Görüntü yönetmeninin bir çekim sırasında kamerayı birkaç adım ileriye taşıyınca “Ya o kamerayı eski yerine getir yada setimi sessizce terk et” demiştir. Bir başka örnek ise Cinnet filmi çekimlerinde Jack’in baltayla kapı kırma sahnesinde 60 kapı harcadığını o esnada kadın sanatçının görüntüsünü 80 defa tekrarlattığı da istatistikler arasında. Kadın karakter shelly duval çekimler esnasında Stanley tarafından o kadar psikolojik şiddete maruz kalmış ki saçları dökülmeye avuç avuç saçlarını topladığı günlükler arasında yerini almıştır ve film sonrasında verdiği bir ropörtaj’da bir daha asla Stanley ile çalışmayacağını dile getirmiştir.

Peki siz sinemanın obsesif dahisi hakkında ne düşünüyorsunuz. Gerçekten çok mu acımasızdı yoksa mükemelliyetçi miydi? Ayrıca sinema dünyasının üstadı olarak kabul edilen Kubrick’in hangi filmlerini izlediniz? Yorumlarda görüş, istek ve şikayetlerinizi belirtebilirsiniz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim 🙂

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.