Yol

Hayatında hiç birşeyin yolunda gitmediği günlerden birinde sabah uyandı. Ve sanki önceden planlanmış bir yolculuğa geç kalmış gibi valizini hazırlamaya başladı. Aceleyle bir kaç şey alıp yola çıktı. Ama neler olduğunu ne yaptığını kendisi de anlamamıştı. Nereye gideceğini ne yapacağını kendisi de bilmiyordu. Sadece yola çıkmıştı . İçinde koca bir boşluk vardı. Ve bu boşluk her geçen gün kendini daha çok içine çekiyordu. Her geçen gün daha çok acı veriyordu. Etrafındaki insanlar artık anlamsız geliyordu. Ve kendini anlatamıyordu. Anlatsa da anlaşılmayacağını kendisi de biliyordu. Ve o sadece yola çıkmıştı. Önceden beri hep yol onu çekiyordu. Yolculuğa çıkması gerekti. Öyle hissediyordu. Yaşadıklarının ağırlığı arttıkça bunu daha çok hissetmeye başladı. İçinde büyük bir savaş vardı. Bu savaş yetmezmiş gibi bir de dışında bir savaş vardı. Bu çok ağır geliyordu artık. Beyni bomboş oluyor bazen hiç birşey düşünemez oluyordu. Bazen de geceleri beyninde o kadar çok şey oluyordu ki sabaha kadar çok defalar kalbi hızla çarparak uyanıyordu. Bunu kimseye söyleyemiyordu. Çünkü anlatacak kimse yoktu,  anlayacak kimse yoktu. Bu yalnızlığın verdiği ağırlık daha da artmaya başlamıştı. Oysa eskiden ne kadar da mutlu olduğunu hatırladı. Mutluluk muydu gerçekten o yaşadıkları? Ya da bir hayatta kalma çabası mıydı? Eskiden en korktuğu şeyin yalnız kalmak olduğunu hatırladı. Yalnız kalmaktan gerçekten çok korkuyordu önceleri . Bundan dolayı sürekli etrafındaki insanları mutlu etmeye çabalıyordu. Onları yanında tutmaya çalışıyordu ya da kendisi onlarla kalmaya çalışıyordu. 

Günün birinde öyle bir yalnız kaldı ki.. 

Bunu çok derinden hissetmişti. Artık yalnızlığın hazzına varmıştı. Ve o kadar da kötü birşey olmadığını anlamıştı. Öyle ki artık sadece yalnız kalmak istiyordu. Hayali dahi olmuştu. Çünkü artık insanları anlamıyordu. Davranışlarını anlamlandıramıyordu. Ya çok basit geliyordu ya da çok karmaşık. Ya çok yorucu geliyordu ya da çok anlamsız . 

Artık çok yorulduğunu anlamıştı. Zaman her zaman aleyhine işliyordu. Kendisi sürekli koşuyor ama bir türlü ulaşamıyordu. Neye ulaşamadığını kendisi de bilmiyordu. İçinde sürekli bir geç kalmışlık hissi vardı. Sahi neye geç kalmıştı ki..

Herşey onu daha çok yormaya başlamıştı. Ve o şimdi sadece yola çıkmıştı. Kalan olmanın her zaman zor olduğunu düşünmüştü. Bundan dolayı hep giden olmak istemişti. Ve şimdi de gidiyordu. Neden yola çıktığını bilmeden gidiyordu. Kalanı aklına bile getirmeden gidiyordu. Düşünmeden gidiyordu. Şimdi sadece gidiyordu. Yolculuğun nerde nasıl biteceğini bilmeden gidiyordu. Başını sonunu düşünmeden gidiyordu. İçindeki boşluğa aldırmadan gidiyordu. Yolculuk karadelik gibi içine çekiyordu onu. Dönemiyordu. Sadece gidiyordu.. 

okur

Yazar: Susu

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.