Vizyonun Dört Atlısı: Kız, Yangın Yeri, Şüphe ve Üç Hayat

Vizyonun Dört Atlısı: Kız, Yangın Yeri, Şüphe ve Üç Hayat

Vizyonun Dört Atlısı: Kız, Yangın Yeri, Şüphe ve Üç Hayat

Peş peşe gerçekleşen festivallerin ardından festivallerin en seçkin filmleri de üst üste vizyona girmeye başladı. Oscar adaylarının da hızla vizyona girmeye başlamasıyla da biz sinemaseverler için Ocak ayı bayram yerine döndü. Biz de, sinemanın bereketli ayı Ocak ayındayken vizyonun en güzel filmlerini sizin için derleyelim dedik!


Vizyonun Dört Atlısı: Kız, Yangın Yeri, Şüphe ve Üç Hayat

Girl

Yönetmen: Lukas Dhont

Oyuncular: Victor Polster, Arieh Worthalter, Katelijne Damen, Valentijn Dhaenens

Tür: Dram

Süre: 109′

Genel Bilgiler:

Cannes Film Festivali’nin En İyi İlk Film Ödülü’nün bu seneki sahibi Kız, Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yaparken Altın Kamera dâhil birçok ödül kazandı. İlk uzun metraj işiyle adını bu sene en çok duyuran yönetmenlerden olan Lukas Dhont’un filmi Girl, 15 yaşında profesyonel balerin olmaya çalışırken hormon tedavisi gören ergen trans birey Lara’nın hayatını mercek altına alıyor. Lara, bir yandan ergenliğin getirdiği huzursuzlukla başa çıkmaya çalışırken bir yandan da bale eğitimindeki zorlukları aşmaya çalışıyor.

Kız’ın 16 yaşındaki başrol oyuncusu Victor Polster, Cannes Belirli Bir Bakış ölümünün En İyi Erkek Oyuncusu seçildi. ‘Erkek’ dalının galibi aktör filmde bir ‘Kız’ı, bir balerinayı canlandırıyor. Ergen trans birey Lara, erkek vücudu içinde sarışın güzel bir kız olarak, kadın olmak için gerekli ameliyata hazırlanıyor. Ergenlik sorunları, transseksüellik, kimlik bunalımı gibi zorlu temaları işleyen film, Lara’nın acılarını anlatırken melodramın tuzağına düşmekten ustalıkla sıyrılmış.

Flaman yönetmen Lukas Dhont, konusunu bir gazete kupüründe gördüğü ilk uzun metrajlı filmi ‘Kız/Girl’ için: “Böyle bir cesaret öyküsü benim ilk filmimin konusu olmalı” demiş. Dhont, bu çarpıcı, özgün ve cüretkâr konunun üstesinden gelebilmek için, ilk kez kamera arkasına geçen bir yönetmenden beklenmedik başarılı bir mizansene imzasını atmış.

Filmin Konusu:

Filmde oldukça güzel, sarışın kızımız Lara olarak izlediğimiz 16 yaşındaki Victor Ploster bir bale öğrencisi ve bu film onun ilk oyunculuk deneyimi. Cannes’daki Kapanış Galası sonrası, ödülü elinde yaptığı basın toplantısında Polster, bu başarısından sonra dans ile sinema arasında tercihte zorlanacağını anlattı. “Filmin iki aylık çekim sürecinde, etrafımızdaki herkes benim kız mı, erkek mi olduğumu sorguladı. Baletler parmak ucunda dans etmez. Lara rolü beni bu yönüyle zorladı” dedi.

Kendisine her konuda destek veren, anlayışlı, tolerans sahibi babasının varlığına rağmen, bir annenin eksikliğini her an hisseden Lara, kendisini kız hissettiği için cinselliğini de bir dişi olarak yaşamak istiyor. Bale eğitimi sırasında, beraber duş yaptığı kız arkadaşlarının, katıldıkları bir kız partisinde, Lara’dan ısrarla ve acımasızca cinsel organını göstermesi konusundaki kararlılıkları, filmin trajik sonunun başlangıcı olur.


Wildlife

Yönetmen: Paul Dano

Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Carey Mulligan, Bill Camp

Tür: Dram

Süre: 105′

Genel Bilgiler:

Paul Dano’nun ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu film olan Yangın Yeri onun oyunculukta parladığı bağımsız filmler gibi bağımsız sularda yüzen bir film. Bu bağlamda yönetmenlik kariyerine sürpriz yapmadan başladığını söyleyeceğimiz Dano, 1960’lar Amerika’sının Montana eyaletinde geçen bir aile hikâyesi anlatıyor. Torino Film Festivali’nden “En İyi Film” ödülüyle dönen filmin başrollerini ünlü oyuncular Carey Mulligan ve Jake Gyllenhaal paylaşıyor.

Filmin merkezinde anne, baba ve bir çocuktan oluşan, tam anlamıyla çekirdek bir aile yer alıyor. Yönetmen Dano, filmin izleğini ailenin ilk gençliğini yaşamakta olan oğlu Joe’yu merkezine alarak kuruyor. Wildlife; temelinde daha önce birçok örneğini izlediğimiz, dağılmakta olan Amerikan ailesi anlatılarını tekrar ediyor olsa da, sürecin temellendiriliş biçimindeki tutarlılık ve Paul Dano’nun basit ama işlevsel biçimsel tercihleriyle kalburüstü bir bağımsız filme dönüşüyor.

Filmin Konusu:

Filmin konusu ise kısaca şöyle: 14 yaşındaki Joe, ev hanımı bir anne ve golf oyuncusu bir babanın tek çocuğudur. Bir gün Kanada sınırında, evlerine çok da uzak olmayan ormanlık bir bölgede kontrol altına alınamayan bir yangın çıkar. O sırada işinden kovulan ve bir anlamda hayattaki amacını kaybeden baba, karısını ve oğlunu arkasında bırakarak yangını söndürmeye giden ekibe katılır. Babasının yokluğunda birdenbire yetişkin rolü üstlenmek zorunda kalan Joe, bir yandan da annesinin çaresizliğine ve aileyi ayakta tutma çabasına tanık olacaktır.

Dano, filmin dramatik yapısını ekonomik şartlar üzerine kurarken, anlatısını yan hikâye ve yan karakterler bakımından büyük ölçüde elini korkak alıştırıyor. Bu, oyunculuktan yönetmenliğe geçiş yapmış Dano’nun özelinde kabul edilebilir görünse de, Wildlife’ın daha üst düzey ve çok boyutlu bir film olmasının önüne geçiyor. Dano, yönetmen koltuğuna henüz oturmuşken derin sulara açılmaya kalkışmasa da, bildiği sularda başarıyla yüzebileceğini gösterip gelecek adına umut vermeyi başarıyor.


Vizyonun Dört Atlısı: Kız, Yangın Yeri, Şüphe ve Üç Hayat

Burning

Yönetmen: Lee Chang-Dong

Oyuncular: Yoo Ah-In, Steven Yeun, Jeon Jong-seo

Tür: Dram, Gerilim

Süre: 148’

“Bunun yetenekle ilgisi yok. Mesele kendini elinde bir mandalina olduğuna inandırmak değil, mandalinanın olmadığını unutmak.” 

Genel Bilgiler:

Lee Chang-dong’un sekiz yıl aradan sonra çektiği yeni filmi Şüphe’in henüz başlarında, ana karakterlerden Haemi, uzun bir aradan sonra karşılaştığı eski mahalle arkadaşı Lee’ye yaptığı küçük pandomim numarasını açıklarken böyle bir cümle kuruyor. Haruki Murakami’nin Barn Burning isimli öyküsünün bir uyarlaması Burning. Ama böyle bir filmi uyarlama yerine, zenginleştirme diye tanımlamak daha yerinde bir ifade olabilir.

Filmin Konusu:

Ara sıra yazarlıkla uğraşan Jongsu aynı zamanda yarı zamanlı kuryelik yapmaktadır. Bir gün bir paket teslimatına giden Jongsu bu sırda eski komşusu Haemi’yle karşılaşır. İkisi arasında kısa zamanda bir çekim oluşsa da Haemi’nin hayallerindeki Afrika seyahatine çıkması gerekmektedir. Genç kadın seyahate çıkmadan önce Jongsu’dan bir ricada bulunur. Haemi, ülke dışında olduğu zaman zarfında Jongsu’dan kedisine göz kulak olmasını talep eder. Jongsu, bu vesile ile aralarındaki iletişiminin kopmayacağını düşünerek genç kadının ricasını kabul eder. Ne var ki Haemi’nin geziden Ben adında gizemli bir adamla dönmesi, Jongsu başta olmak üzere herkesin hayatını kökünden değiştirir.

Güney Kore’nin Oscar adayı filmi olan Burning, festivallerdeki başarılarıyla da bu senenin iddialı yapımlarından oldu. Sinemanın da yazma eyleminin de potansiyellerinden kusursuz bir şekilde faydalan yönetmen Lee Chang-dong, adece son yılların değil, tüm zamanların en özgün sinema anlatılarından birine imza attı.


3 Faces

Yönetmen: Jafar Panahi

Oyuncular: Behnaz Jafari, Jafar Panahi, Marziyeh Rezaei, Maedeh Erteghaei, Narges Del Aram

Tür: Dram

Süre: 100′

Genel Bilgiler ve Filmin Konusu:

Jafar Panahi’nin son filmi Üç Hayat, ailesinin konservatuara gitmesine izin vermediği genç bir kızın Instagram’dan paylaştığı bir videoyla açılıyor. Bir intihar girişimini gösteren videoyu izleyen Panahi ve ünlü oyuncu Behnaz Jafari genç kıza ne olduğunu öğrenmek için harekete geçiyorlar. Panahi ev hapsinde çektiği filmlerinin devamı niteliğinde olan Üç Hayat’ta, devrim öncesi, günümüz ve gelecek üzerinden işlediği üç kadının hikâyesinin peşinden gidiyor ve ülkesindeki toplumsal hayatı tartışıyor.ü

Filmin temel merak duygusu işte tam da burada ortaya çıkmaktadır: Marziyeh’in videosu gerçek midir? Yoksa sadece köyün ve dolayısıyla ailesinin desteğini daha kolay almak için iki ünlü sanatçıyı mı kullanmıştır? Bu noktada film, toplumda saygı gören bir sanatçının temsil ettiği toplum için ne kadar sorumluluk üstlenebileceğinin de sorusunu sormaktadır. Ünlü yönetmen ve aktrise şahsen çok da gönüllü olmadıkları bir sosyal sorumluluk yüklenmiştir. Marziyeh’in yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için çıktıkları yolda, Marziyeh’in dışında pek çok önemli gerçekliğe tanık olurlar. Ve de aslında birbirine kenetlenmiş bu gerçekliklerin çok küçük bir kısmının Marziyeh’e ait olduğunu anlarlar.

Film, farklı yaşlarda olan bu üç kadını, bireysel kurtuluş yerine toplumsal kurtuluşu anlamak üzere yan yana getirerek ortak bir gayede birleştiriyor. Panahi’nin yönetimindeki Üç Hayat, yönetmenin alışıldık izlerini takip eden bir film. Yönetmenin önceki filmleriyle yan yana duran temalara dokunması izlemeyi biraz monotonlaştırsa da doğal diyalogları için görmeye değer.

Siz de bu soğuk havalar da arkadaşlarınızla buluşma planları yapıyorsanız bu ay için benim en iyi önerim, sinemaya gitmeniz ve bu dört şahane işi izlemeniz olacaktır.


Bu İçeriği Okuduğunuz için Önerdiğimiz İçerikler:

İlginizi Çekebilecek Faydalı Bağlantılar:



 

''Çünkü sadece gramafon iğnesi müziğe gerçek anlamda dokunabilir.'' 23 yıldır okumanın, tefekkür etmenin ve yazmanın peşinde... Toz tutmuş filmleri ve gramafonla tanışmış şarkıları sever.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir