Müslüm Baba ve Arabesk Müzik Üzerine

Müslüm Baba ve Arabesk Müzik Üzerine

Müslüm Gürses (Baba) ve Arabesk Müzik Hakkında

Çilesiz bir günü olmayanların, hatalarına bir nilüfer veremeyenlerin, zaaflarına bir gece armağan edemeyenlerin, mutluluğun kapılarını çalmadığını söyleyenlerin, kadere isyan edenlerin,  canım bildiklerine dargın olanların, ayrılığa bir neden bulamayanların, zamanı tutamayanların dönüp dönüp dinlediği arabesk müziğin üstadlarından ya da arabeskçilerin deyimiyle babalarından Müslüm Gürses’in filmi sinemalarda.


Neden Arabesk Müzik?

Arabesk müziği dinler dinlemez “Abiiiğğğğ bana bir jilet en kesicisinden!” diyen biri değilim. Evet şarkılarda her zaman sözlere odaklanırım ve nasıl hayatta kaldım bu yazıyı kanımla yazarak arabesk müziğe büyük bir katkı sağlamak isterdim ama ben tamamen saf oksijen kafasıyla yazmaya karar verdim. Arabesk müziğin tarihini çok sevdiğim için şarkı sözlerine odaklanmam ve sanatçıların biraz hayat öykülerini bilmemle o şarkıyı okurkenki ruh hallerini anlamaya çalışınca hayatta kalmak bilek kesmekten daha kolay oluyor sanırım. Kolay olmayan şey sevgisizliğine kalp verenlerle aynı oksijeni paylaşmak. (en azından benim için)

Müslüm Baba ve Arabesk Müzik Üzerine

Arabesk Müziğin Doğuşu ve Arabesk Sanatçıları

Hepimizin bildiği gibi işsizlik, köydeki imkanların yetersizliği ile Anadolunun bağrından kopan bir çok eş, aile, dayı, amca… Taşı toprağı altın olan şehirlere bir göç furyası başlatıyorlar. Belki bir kavimler göçü kadar dünyayı etkilememiş olan ama müzik endüstürilerini derinden etkileyen bu göç dalgası ile taşı sıksan ekmek elde edebilecekleri bu şehirlerde büyük bir hayal kırıklığı yaşamış bir çok insandan bahsediyorum! Bu büyük şehirler onların hayallerini un ufak edince onlarda da hayal kırıklıklarını anlatma ihtiyacı doğmuş doğal olarak. İşte bu çarpık kentleşmeden, kaderin oyunundan, zenginin kibrinden, fakirin emeğinden arabesk müzik hayatlarımıza girmiş. Arabesk müziğin hayatlarımıza girmesi en kısa anlatımıyla böyle olmuş olmasına da sadece elde var müzik dememiz olmaz bir de bu işi candan yapacak, yürekten yapacak adamlar lazım değil mi? İşte bu aşamada da hayatlarımıza Orhan Gencebay, Bergen, Kibariye, Müslüm Gürses… Gibi isimler girmiş. Hepsinin hayatın sillesini yemiş olmalarına rağmen dünyaya sevgi bırakma çabaları çok başka bir yazı konusu. Ben bu gün sizlerle Müslüm Baba yani Müslüm Gürses’in pekte bilmediğimiz hayat hikayesini paylaşacağım.


Müslüm Gürses(Akbaş) Kimdir? Hayat Hikayesi Nasıldır?

Tarih 7 Mayıs 1953 Şanlı Urfanın Halfeti ilçesinde fıstıközü köyünde kerpiçten yapılma bir köy evinde  Müslüm Akbaş dünyaya gelmiş. Annesi ve babası oğullarının bir gün dertli gönüllere su serpeceğinden ya da faça attıracağından habersiz çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayabilmek için ve ekonomik sebeplerden dolayı 1956 yılında Adanaya göç etmişler.

Müslüm Baba ve Arabesk Müzik Üzerine

Küçük Müslüm Adanaya taşınıp biraz büyüdükten sonra halkevine giden arkadaşına imrenmiş olsa gerekki kendisi de onunla halk evine gitmeye başlamış. Ekmek parasını kazanmak için terzi çıraklığı ve kunduracılık yapmış. 14 yaşında Adana Aile Çay Bahçesi’nde düzenlenen yarışmaya katılmaya da bu sıralarda  karar vermiş. Babası Mehmet amca oğlunun şarkı yarışmasına katılmasını onaylamamış ve sırf yarışmaya katılamasın diye gece uyurken Müslüm’ün saçlarını kesmiş. Küçük Müslüm’ün inatçılığı ve kesilmiş saçlarını umursamadan o yarışmaya katılması kaderini değiştirmiş. Ses yarışmasında birinci olan Müslüm Akbaş, TRT-Adana Çukurova radyosunda her cumartesi canlı türküler söylemeye başlamış. Bunu yaparken soyadı ufak bir evrim geçirtilmiş  ve Gürses ilan edilmiş. Namı diğer Müslüm Gürses böylece  şöhretin ilk adımlarını atmış. 14 yaşındaki bedenine büyük bir ses sığdırmış olmasa kesinlikle bugün hayatlarımızda olmazdı.


Müslüm Baba Müzik Dünyasına Nasıl Girdi?

Tabii yapımcılar bakmış bu çocukta iş var hadi demişler 15 yaşına basan bu körpeye bir 45’lik doldurtalım. 1968 yılında zaten ekonomik bir buhranın içinde olan halk demişki “İşte bizden biri. İşte dertli biri. İşte beni anlayan biri. Bam telime dokunuyor…”  bu düşüncelerde olan halk Müslüm Baba’yı bağrına basınca bu plakların ardı arkası kesilmemiş. Farklı şirketler farklı plaklar ama şirketlerin veya plakların hiç bir önemi yok. Önemli olan dertli, hayal kırıklığı olan, ekonomik zorluklar yaşan halk ve emek veren sesine kuvvet bir Müslüm. Ufak yaşta sahnenin tozunu almasından mıdır yoksa okuduğu şarkıları fazla anlamasından mıdır bilemem ama 15 Kasım 2012 yılında kalp ve akciğer yetmezliğinden yarım kalan sevgiye, şu emanet gülmeye, yaşamadan ölmeye, itiraz etmiş ve daha fazla dayanamamış. Bize de Müslüm Gürses’in akşamüstü gölgesi uzarken affetmek kalmış. (Ya da bu yazıyı okumak!)


 

kooplog.com kurucu ortağı.

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir