Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

Sana kısaca SST diyeceğim Sayın Sigara Tiryakisi… (Yoksa ne diyem, Mahmut mu diyem?)

Bak; ‘sayın’ diyorum, hanımefendi bünyemden çıkmıyorum, gık demiyorum…

Lakin ne diyorum;

Sigaranı rahatça iç… Gerçekten! Ama…

‘Benim olduğum yerde, yakınımda, yanımda yönümde içme lütfen’ diyorum bir zahmet!

(Yok, çemkirmeyeceğim… Acık söyleneceğim. Acıcık…) 

Keyif senin, hayat senin, beden senin. 

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

Bir aklın var (dır inşallah), bir beynin var (dır di mi?) sonuçta. 

Karışamam içme isteğine. Bolca, gönlünce, istediğince, dilediğince iç sigaranı.

Hatta içme, ye o zıkkımı. Paket paket, karton karton bitir. Kendini sevmeme hakkını kullan. 

Bedenini, ruhunu, uzuvlarını, hayatını hor kullanma hakkına sahipsin, sonuna kadar kullan.

Umurumda değil! Bana ne, kime ne?! Valla bak…

Sen içmeye devam et. Eyvallah…

Ve lakin benim beden ve ruh sağlığıma zarar verme özgürlüğüne, hakkına sahip değilsin!

Sana “Sigara İçme!” demiyorum. İç yahu!

Dakikada bir yak istersen, dumanı doldur boğazına, iç organlarına… 

N’apayım yani bunu istiyorsan?

Lakin,

‘Benim olduğum yerde, yakınımda, yanımda yönümde içme lütfen’ diyorum bir zahmet!

Yer, mekan, alan, ortam sana uyamaz. Sen oraya uyacaksın. 

Sigara içmeyenlerin yanında, içilmeyen ortamda içmeyeceksin! Bu kadar basit!

İçebileceğin ortama git ve istersen hiç söndürme soba bacası gibi tüttür tüttürebildiğince, bana ne, kime ne?..

Ha, senin sigara içebildiğin yerde, mekanda, evde, odada da ben bulunmayarak senin kendini zehirleme özgürlüğünü kısıtlamamaya çalışırım, eyvallah…

Ama sen sigara içmeyen kişilerin bulunduğu ortamı duman altı edemezsin! Etmemelisin bi’ zahmet… Etmezsin di mi? ? Etmeyeydin iyiydi.

Rahatça temiz hava solumak istemesine saygı göstermelisin insanların. 

Bu kadar basit!

Yani aslında beraberce gayet güzel yaşayabiliriz saygı, sevgi, hoşgörü, anlayış olduğu sürece aramızda. 

Her ne kadar, bir insanın bile bile kendini zehirlemesi ve zarar vermesi akla mantığa sığmasa da; ben senin bu kararına ağzımı açıp dil dökmem bırakman yönünde. 

Sonuçta senin de ( fazla kullanamadığın görülse de) bir beynin var, aklın fikrin var, hakların var, özgürlüklerin var (ki; hani benimkinin başladığı yerde biten!)

O halde seçimin için sana laf söyleme hakkım yok. 

Ve lakin beni rahatsız etmediğin sürece…

Bırak kapalı alanı, açık havada bile bu meretin dumanı gelir beni bulur inan. 

Ben kaçtıkça o takip eder. (Ben giderim o gider, yanımda tin tin eder ツ

Hep böyle oluyor. Valla bak.

Sigara içmeyen insana uçar gelir ince ince çıldırtmacasına o boktan duman… 

İçmeyen her insana sor; sana bunları söyleyecektir.

Hani o gelip beni illaki bulan dumanın var ya, hah işte o, benim burnumdan girip boğazıma ve iç organlarıma doğru sinsi bir yolculuğa çıkıyor Allah seni inandırsın!

Burnumun direği (!) sızlıyor önce…

Sanki ben bi’ nefes çekmişim gibi alıyorum damağımda, gırtlağımda tadını kokusunu. 

Midem bulanıyor sonra…

Burun deliklerim direniyor o dumanı ve kokuyu solumamak için ama nafile tabii.

Bir ölü olmam lazım (ki sayende olacağım!) ancak nefes almayıp, onu hissetmeyeyim?!. 

Yanıyor burun kanatlarım… Burnuma gelen koku, beynime gidip bana;

“Çıldır, delir, kop, atar yap, zıpla, uç, gebert, al o sigarayı onun burnuna sok hızlıca (bak nasıl da kibarım; burnuna en fazla yani?!), avaz avaz bağır, çizgi filmlerdeki gibi balyozla kafasına kafasına vur da asfalta yapıştır, vs…” diyor…

Ama ben onu dinlemiyorum. Dinlememeye çalışıyorum daha doğrusu… ?

Dinler miyim anacım, yapışıcan sonra amele sümüğü gibi yere mazaallah. Kıyamam.

Aksine ben ona; 

“Sakin ol, 10dan geriye say, mümkünse oradan bi’ an evvel uzaklaş, kaç kendini kurtar, vs…” diyorum. 

Yoksa durum vahim!

Sinirlerimi nasıl zıplattığını, asfalyalarımı nasıl attırdığını, bilmem anlatabildim mi?

Bu benim elimde değil, dumanı / kokuyu alınca kendiliğinden oluyor. Pisipisine geliyor psikolojik psikolojik! Valla bak. 

Kız anacım beni tanısaydın, tanıyamazdın yani o durumda. (Nasıl bir cümleyse?) Delleniyorum diyorum, balataları sıyırdım sıyırıcam diyorum, kafamın tası atıyor diyorum, krizlerden kriz cinnetlerden cinnet beğen diyorum… Ay, kime diyorum acaba?!.

Bende, ‘benden olmayan’ duygular uyandırıyorsun SST…

Hani kafede, barda, restoranda, vs. otururken yediğine içtiğine eşlik ettiriyorsun ya dumanı kimseleri ve yasakları takmadan fütursuzca?! Hah, işte o an ben de ‘sigaranın dumanına sarsam, saklasam seni, saklayıp sarımsaklasam da kurda kuşa atsam seniii…’ diye sakince şarkımı söylerken boğazına sarılmak istiyorum en içten duygularımla…

 Hani mesela sen otobüs durağında beklerken;

‘Aman bir özen göstereyim, açık hava da olsa içmeyen biri vardır da duman gider rahatsız eder yazık, dikkatli, empatik ve de sempatik davranayım’ demiyor da aksine; 

Gelip dibime girip tüttürüyorsun ya sigaranı umarsızca?!

Hah, işte o zaman ben sessizce arkandan yaklaşıp, hızlıca yola itmek istiyorum seni?!

Hani sen otobüsün geldi diye hızlıca bir fırt daha çekmeyi kar bilip, henüz yanan sigaranı ardına bakmadan fırlatıyorsun ya yere…İşte o zaman ben yere attığın ve henüz yanan sigaranı alıp, otobüse girip, senin yüzünde söndürmek istiyorum o mereti psikopat kıvamda…

Hele ki o otobüs ağzına kadar doluysa senin o pis kül tablası nefesini duymak zorunda kalıyoruz ya, çok fena, bi’ bilsen?!

Haniii o saçlarına taç yaptığım çiçeklerrrrrr…

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

Velhasıl sana ‘İÇME’ diyen yok SST !..

İç anacım iç…

İçebildiğince, gönlün çektiğince, kahvenle, çayınla, içkinle birlikte iç…

Günde üj – bej paket iç… 

İstersen de ye yahu, ye!!!

Sana ‘içme’ diyen yok! Bana ne, kime ne?

Sana diyorum ki canım kardeşim;

“Lütfen, ne olur, yalvarırım, her neye inanıyorsan onun hatırı için, empatik ve de sempatik olup; beni rahatsız etmeyecek şekilde içebilir misin sigaranı uygun bir ortamda güzel güzel, ha?”

‘Benden ırak, Allah’a yakın’ hesaaabı…

Sen beni üzme, ben de seni… Ki, gördüğün üzere ben saygı göstermeye çalışıyorum senin içebilme hakkına?! Değil mi? 

Sen de benim, benden uzakta içmen yönündeki isteğime saygı göstersen sorun kalmayacak.

 ULK ( UzunLafınKısası ?) SST;

Sen, sigara içme isteğini uygun şartlarda ve ortamlarda yerine getirebilmelisin tabii ki. 

İç istediğin gibi…

Sadece bana o dumanı koklatma, istemediğim halde zorla!

Hem ‘Pasif içici’ diye bi’şey var, bildin mi? Hah…

Ben aktif içmiyorum ki, niye pasif pasif içeyim gizli gizli? 

Sevmem ben öyle pasif, pısırık, sönük, silik, gizli şeyleri…

Tabii canım, aaa…

İçeceksem, yakarım bir tane, çekerim bir nefes de doldururum ciğerlerimi aslanlar gibi göz göre göre, aktif aktif… 

Pii… Ne sandındı? ?

 Lakin içmek istemiyorum ki ben!!!

İstemiyorum ulan!!!

 Bu da benim kararım ve hakkım. 

Kendi isteğimle veya senin sayende içmek istemiyorum…

 İS-TE-Mİ-YO-RUM!!!

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

 Ama

Ne istiyorum biliyor musun?

İstiyorum ki; 

Birbirimizi üzmeden, telepatik, empatik ve sempatik bir şekilde yaşayabilelim sevgi saygı çerçevesinde…

 İstiyorum ki; 

Her alanda olduğu gibi, bu konuda da birbirimizi anlamaya çalışarak, kendi alanımızda kalalım!…

 Olma mı?

Olmalı, olmalı!

 Sosyal mesaj videosu var hani; sokakta sigara içenlerden ateş istiyor çocukceğiz. Elinde sigarasıyla tabii.

“Benim için endişeleniyorsun ama neden kendin için endişelenmiyorsun?” diye soruyor kendisine içmemesi gerektiği konusunda nasihat verenlere?!

Evladım, sigara içen insana sorulacak soru mu bu? 

Sağlığı için endişeleniyor olsa zati içmezdi. Sana mı kaldı onun sağlığını düşünmek?!

Sigara içen kişisinin halet-i ruhiyesi evlere şenliktir cancağızım;

 Kendi içer laf ettirmez ama başkasına çemkirebilir, gayet iyi bildiği zararlarından bahsedebilir. 

Hatta başkasının dumanından rahatsız bile olabilir. 

Zaten istese bırakır, irade meselesi değildir onunki; keyfinden içiyordur. Seviyordur da bırakmıyordur. 

Zati zamanı geldiğinde o bilir ve bırakır şıp diye, sana soracak değildir. 

Yıllar olmuştur içeli ama bir zararını görmemiştir henüz. 

Üstelik ciğer filmi de Oskar’a adaydır. 

Hatta doktoru bile içmektedir. Düşün artık ‘doktor’ bu, o bile içerken kendisi ne diye bıraksındır ki ‘dert ortağı’nı, ‘keyifli arkadaş’ını?

Onun tanıdığı nice ihtiyar vardır hala elinde fosur fosur sigarayla dolanan. Piii…

Yaşı biraz ilerleyince ister istemez azaltacaktır zaten. Azalarak bitecektir sevdası günü gelince. 

Ve en önemlisi; ‘İçme’!’ denmesine de sinir olur, inadına içesi gelir.

O senin çayına, kahvene, cipsine, mayonezine karışıyor mudur hem canım? Peh…

Yasaklara da gıcık olur ha…

“Kapalı yerde içme, açık alanda içme!”

E, nerde içecektir yahu bu mereti? İçmeyenlerin de acık saygısı olması lazımdır canım içenlere. Aa…

‘Pasif içici’ olduğunu söyleyene cevabı vardır. Yanında, yakınında durmak zorunda mısındır canım?! Acık öteye beriye gidiver sen de.

Misafir olarak gittiyse bir eve ve orada içmemesini rica ettilerse, alttan alttan sinir olur ama çaktırmamak için şirinlikler yapar;

“Camı, pencereyi neyin açamıyor musun canım sen de, öyle birkaç kez sigara içildi diye kalmaz hemen koku, sinmez oraya buraya anında. Uçar gider duman, yolunu bilir. Bana da mı lolo birader? Hayret bi’şey ya! Ayıptır. İnsan arkadaşına, akrabasına, misafirine böyle mi davranır? “

Hem hava da ne kadar soğuktur/sıcaktır. Bu havada balkona mı çıkacaktır canım?!

 Söylemeyin böyle şeyler canım, iki kuruşluk zevklerinin içine etmeyin iki dakka…

Evladım; sigara içen insana söylenecek şey mi bunlar? A-a…

 Ay biliyorum inan olsun; biliyorum çok zor çünkü; keyif aldığınız için içiyorsunuz ve ‘içme’ denmesine sinir oluyorsunuz. 

 ‘Azalarak bitsin’ desek, ‘öyle olmuyo işte o’ dersiniz, evet belki doğru ama keşke içmeseniz?! 

 Keşke içmeseniz yahu…

Ne güzel olur içmeseniz…

İçmeyebilirsiniz aslında…

İsteseniz içmezsiniz ki… 

İçmezsiniz mi ki?.. 

İçip içmemek size kalmış…

Bu almış, bu içmiş, bu da ‘hani bana?’ demiş…

Biliyom ki;

İçmezseniz içmezsiniz zati…

İççekseniz için tabi…

Ama

İçmeyeydiniz iyiydi.

Eheツ

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

Bir kişi, kendi gerçekten istemedikçe ve beyin olarak hazır olmadıkça sigarayı bırakamaz.

Her şeyde olduğu gibi, insanın kendi iradesi ile aklının ve azminin birleşimi bunu sağlayacaktır.

Ayrıca sigarayı keyifle ve ayıla bayıla içen birine, ne iğrenç fotoğraflar ne de fevkalade zehir tarifleri fayda eder?!

 Bunları bilmek için uzman olmaya gerek yok?!

 Sevdiğiniz birine üzüldüğünüz için içmemesi gerektiğini söylerseniz size muhtemelen;

“Sen içmiyorsun diye ölmeyecek misin sanki? Benim bedenim, benim hayatım; bırak da keyif alayım!” diyecektir?!

 Ya da şöyle zekice (!) cevaplar duyacaksınızdır;

 “Benim dedem 85 yaşında ölüm döşeğindeyken elinde sigarası vardı!”

 “Ben bundan çok keyif alıyorum. Sevdiğim şeyi nasıl bırakabilirim?”

 “Ben ağız tiryakisiyim, içime çekmiyorum ki?”

 “Alışkanlık işte… Elim – ağzım boş kalınca çereze, abur cubura saldırırım da kilo alırım maazallah!”

 “20 senedir içerim, ciğer filmim tertemiz çıktı, doktor bile şaşırdı!”

 “Bana içme diyen doktorum da içiyor, o n’olacak?”

 “Ben hiç bir zararını hissetmiyorum ki… Ne öksürüğüm var ne de balgamım! Merdiven de çıkabiliyorum!…”

 “Arkadaş (!) oluyor bana be… Canım sıkıldığında yakıyorum bi tane, çekiyorum bi nefes, rahatlıyorum (?!) “

 “Çok keyifliyim, mutluyum… Bi tane tüttüreyim de keyfime keyif katayım dedimdi…”

 “Çocukluğumdan beri içerim, alışkanlık işte… Yoksa biliyorum zararını da işime gelmiyo be!”

 “Bi tane de sen yak bak, mis…”

 “Maddi zararı da var tabii ama nereye ne harcamıyoruz ki anacım fuzuli olarak?”

 “Bir kötü alışkanlığım bu işte. Başka var mı? Yok… Elleme!”

 “Uzun yaşayıp n’apacağım bu boktan dünyada? Hepimiz ölmeyecek miyiz nasılsa?”

 “Sigaranın beni hasta ettiğini öğrenirsem ne mi yaparım? Battı balık yan gider be, yakarım bi tane daha efkarlanırım hayatıma, kaderimse çekerim derim!”

 “Keyfimden mi içiyorum sanki ben? Bendeki dert sende olsa… Piii…”

 “Sen içmediğin için bilemezsin, öyle kolay değil ki bırakıvermek ha deyince?! Yılların içicisiyim ben!”

 “Sen içmiyorsun diye sağlıklı olduğunu mu sanıyorsun? Her gün hormonlu gıdalar tüketip, zehirli hava soluyup, teknoloji sayesinde radyasyona maruz kalıyorsun? O n’olacak?”

 “İçiyorsam kendime içiyorum, sana ne?”

 “Zamanı gelince (!) bırakıcam zaten…”

 “Ağzım kül tablası gibi mi kokuyor? Yok canım, dişlerimi – dilimi fırçalıyorum ben kaç kere… Bi karanfil, bi nane çiğnerim bişeyciği kalmaz!”

 “Parmaklarım mı sararmış, sigara mı kokuyor? E, anacım neremle tutayım sigarayı, olacak o kadar.”

 “Biz de biliyoruz herhalde zararını, bi sen akıllısın ya?! Sen de demli çay içme o zaman?!”

 “Ben başkası gibi alkolle filan içmiyorum ki… Alkol daha zararlı bi kere, hıh!”

 “Sabah ağzıma bir lokma bi’şeycik atmadan içmem yani! Bilinçli içiyorum ben…”

 “Günde bir paketten bir şey olmaz. Millet kaç paket bitiriyo günde biliyo musun? Piii…”

 “Yok mersi, çakmağa ihtiyacım yok. Bitmek üzere olan bi tanesiyle, yenisini yakıyorum zati…”

 “Doktorlar bilmiyor mu zararlı olduğunu? Önce onlar içmesin o zaman!”

 “Valla otuz yıldır içiyorum, dedikleri gibi alışkanlık yaptığı falan da yok yani!”

 “Hani şu MALboro reklamındaki herif var ya meşhur? Filmi de çekildi hani? Hah… Kaç para almış biliyo musun sus payı… Piii… Herif sigaradan köşeyi döndü be! Gel de içme?”

 BİTMEZ…

 Velhasıl aynen aşağıda göreceğiniz (belki de göremeyeceğiniz 🙂 ) örneklerde olduğu gibi, size zarar verdiğini bildiğiniz halde sevdiğiniz bir şeyden vazgeçememek gibi sigara da;

 Birine, sağlıklı olmadığı için fast food yememesi gerektiğini söylerseniz size muhtemelen; “Ölümlü dünya… Keyfine varamayacaksam, her istediğimi ağız tadıyla – yağıyla – tuzuyla yiyemeyeceksem niye yaşıyorum?” diyecektir?!

 Bir başkasına, alkolü kıvamında tüketmezse zarar görebileceğini söylerseniz muhtemelen gülümseyerek şerefinize kadeh kaldırır?!

 Sevdiğiniz birine, bir başkasının zarar verebileceğini görüp de o göremediği için söylediğinizde size muhtemelen; “Sen onu tanımıyorsun, öyle biri değil. Bana zarar vermez!”

 Diyecektir?!

 Bu örnekler de bitmez…

 O zaman

 İçin gari… Afiyet olabilir!

 Hayır, için içmesine de istiyorsanız… Bana dumanı üflemeyin. 

Yani sigara içmeyene!

Temiz (ki ne kadar temiz olduğu tartışılır olsa da!) hava sahama girmeyin uleynnn!!!

Sigara içen bile dumanını ve kül tablasındaki görüntüsünü sevmezken; sorarım sana ‘içmeyen nasıl sevsin?’ ey içici insan kişisi!

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

Açık – kapalı alan fark etmez, bu kişi asla sigara içmez!

Açık – kapalı mekan fark etmez, bu kişi asla o dumanı çekmez!

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

İçiyorsan kendine iç… Zehirleneceksen kendine zehirlen…

Bana ne, kime ne?

Senin elbette o zıkkımı içme özgürlüğün var.

Ve fakat

Benim de senin yüzünden boğulmama hakkım var!

Başka bir deyişle beni de boğmaya hakkın yok?!

Ve yahut … Neyse… 

Velhasıl boğma bizi dumanınla, daraltma!

 Biraz empatik ve sempatik ol!

 Accık düşünceli ol da dumanın gideceği yeri hesaplayıver!

 Evime geldiğinde benim hava sahama girmiş oluyorsun. Bi zahmet içmeyiver!

Ya da illaki içeceksen uygun yer neresidir bi zahmet soruver!

 “Aa… Ben de miii içemiyceeemmm?” demeyiver!

 Saygı gösteriver! 

 O zaman istediğin zaman, istediğin gibi, istediğin kadar içebilirsin!

Ne de olsa herkesin istediği ölüm şeklini hayal etmeye hakkı var!

Bak, bundan sonrasını bilim insanı söylüyor, ben değil! 

Ama muhtemelen daha fazla okuyasın da kalmadı di mi?! Lakin yapacak acil bir işin yoksa devam ediver okumaya… Hatta al çayını – kahveni, yanında da en fiyakalısından bi’cigara… Çek içine mis gibi dumanı doya doya… 

Belki afiyet olabilir, ne bileyim?..

Sigaranın Dumanına Sarsam Saklasam Seni

 

Sigaranın Zararları

Sigaranın sağlığa zararlı olduğu, paketi her elinize aldığınızda gözünüze çarpar. Peki ya güzelliğe zararı?

Bunu hiç düşündünüz mü? Cevabınız hayır ise sizi, güzelliğinizin baş düşmanını tanımaya davet ediyoruz…

 Sigara, cildinize, gözlerinize, dudaklarınıza zarar veriyor, kırışıklıklara, selülite neden oluyor ve çabuk yaşlandırıyor.

 Sigarada 4000’i aşkın birbirinden farklı zararlı madde bulunmaktadır. 

 Sigaranın ana maddesi olarak bilinen tütünde de birçok zararlı madde bulunmaktadır. Tütün yetiştirilirken haşere ve böcekten korunması için böcek zehir’i kullanılır. Sigarayla birlikte, bir çok zehirli maddenin dışında, böcek zehrini bile içimize çekmiş oluyoruz.

Sigaranın Neden Olduğu Hastalıklar

Bağımlılık – Nikotin maddesinin bağımlılık yapıcı özelliği eroine çok benzer.

Sırt ve Bel Ağrısı – Sigara içmek, belle ilgili hastalıkların tedavisini engelleyen faktörlerden biridir. Bunun yanında normal insanlarda da zaman zaman şiddetli sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Bunun nedeni, sigara içen kişilerde vücudun, omurilikteki disklere çok zayıf miktarda oksijen göndermesidir.

 İlaca Karşı Bağışıklık- Sigara içenler belli bir ilacın etkili olması için çok daha büyük dozlarda o ilacı kullanmak zorunda kalır.

 Kısırlık – Çiftlerden sadece birinin sigara içmesi çocuk olmaması riskini 3 kat artırır.

 Menopoz – Sigara içen kadınlarda beklenenden 5- 10 yıl daha erken menopoz görülür. Bu da kemiklerin erkenden incelmesine ve de erimesine neden olur.

 Erken Yaşlanma- Düzenli bir şekilde sigara içilmesi, deri yapısını bozar, kırışıklıklara yol açar. Bunun yanında dişler sararır ve de kararır, tırnaklar sağlıksızlaşır.

 İyileşme Zorluğu – Sigara içenlerin yaraları çok daha zor kapanır. Bunun yanında ameliyat sonrası yaralarının iyileşmeme olasılıkları vardır.

 Diş Kaybı- Sigara içmek diş kayıplarında önemli bir faktördür.

Prostat Kanseri – Sigara içmek prostat kanserinin %40’ından sorumludur.

 Göğüs Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre %75 daha fazla göğüs kanserine yakalanma riski taşır.

 Rahim Kanseri – Sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşır.

 Boğaz Kanseri – Boğaz kanseri vakalarının %80’ine sigara yol açar.

 Mide Kanseri – Sigara içenlerin mide veya bağırsak kanserine yakalanma riski içmeyenlere göre 2 kat daha fazladır.

 Karaciğer Kanseri – Karaciğer kanseri vakalarının % 80’i sigara yüzünden olur.

 Gırtlak Kanseri – Günde 25 tane sigara içiyorsanız 30 kat daha fazla gırtlak kanserine yakalanma riski taşırsınız. Bu da ilk başlarda konuşma zorluğu ilerleyen safhalarda tamamen konuşamamaya sebebiyet verir.

 Amfizem – Bu hastalığın yol açtığı ölümlerin %85’i sigara yüzünden olur. (Akciğerlerdeki alveoller zamanla esnekliğini kaybeder. İlerleyen safhalarda, yoğun bir biçimde solunum zorluğu olur ve hasta solunum makinesine bağlanmak zorunda kalır.)

 Ağız Kanseri – Ağız kanseri vakalarının tamamına sigara yol açar.

Yemek Borusu Kanseri – Bu kanserden ölenlerin hemen hemen hepsi sigara içtikleri için ölmüşlerdir.

 Çocukluk Solunum Problemleri – Annesi ya da babası sigara içen çocuklar 6 kat daha fazla solunum yolu hastalıklarıyla karşılaşma riski taşır. (Soğuk algınlığı, kulak iltihapları, bronşit, bademcik problemleri, astım ve de zatürre ki bazen ölüme bile yol açar)

 Kulak Enfeksiyonları – Sigara içenlerin çocuklarının orta kulak enfeksiyonuna yakalanma riskleri vardır.

 Erken Doğum ve Bebeğin Hafif Doğması – Günde sadece 5 tane sigara içen hamile bir kadının erken doğum yapması ya da oldukça küçük ve de sağlıksız bir bebek doğurma riski inanılmaz boyutlardadır.

 Şeker Hastalığı – Sigara içmek, vücudun insülin salgılama yeteneğini zamanla yok eder. Bu da şeker hastalığına yol açar.

 Kalp Hastalıkları – Sigara içenlerin kalp krizine yakalanma riski içmeyenlere göre 4 kat daha fazladır.

 Kangren –  Akciğerler verimsizleştiği için, vücuda çok az oksijen yayılır. İnsan vücudu, bu çok az miktardaki oksijeni iç organlara dağıtmak zorunda kalır. Bundan dolayı, kalbe en uzak kısımlar olan parmak uçlarından itibaren hücreler süratle zincirleme olarak ölür. Çoğu zaman kollar ya da bacaklar kesilebilir.

 Uz. Dr. Sevin Karalar

 

Hadi canım… Okudun mu sonuna kadar?

 

Valla bravo, sana daha ne diyem?

Öyleyse Carpe Diem…

Sağlıkla Kal

İklim’in Dora’n

Rapor Et

okur

Yazar: iklim dora

1990 yılında, TV-Radyo Programcılığı ile eğlenceli ve hep istediğim bir dünyaya girerek, bugüne ulaştım. Televizyonun getirisi olarak, tiyatroya başladım. Özel bir tiyatroda, saygıdeğer hocam ile alaylı olarak yetiştim. Birçok oyundan sonra, tiyatroya ara verdim.

Yazmaya ‘günlük’ tutarak başladım ve çocukluğumdan bu yana devam ettim. Her daim amatör ruhla ve henüz olgunlaştığımı düşünüyor olmasam da Dijital Sanat’tan; “Yalnızlığın Muhallebi Kıvamı” adlı kitabımı çıkardım. Çok keyifli… Diğerleri de yolda…

Sevdiğim bu tüm işleri, sadece kendim için yapıyorum. Yani popüler deyimle ‘meşhur olma’ hayalim yok. Çünkü her ne iş yaparsak yapalım, kendimiz için ve sadece kendimizle yarışarak yaparsak manevi olarak da iç huzurunu yakalayabildiğimize inanıyorum. Ve tabii illaki profesyonel mantıkla, amatör ruhla, hobi tadında…

Yaptığınız işe, sevdiğiniz insanların manevi destekleri çok önemlidir. Bir de sevdiği işi yapabilen şanslı insanlardan iseniz, değmeyin keyfine.
Hayat, sevdiğin ve istediğin şeyleri yapabildiğin sürece güzel ve anlamlıdır diye düşünüyorum. Ve ben de tüm bu işleri yaparken kendimi dünyanın en güzel, en yetenekli, en güçlü kadını gibi hissediyorum. Çünkü aynı zamanda bana can-ı gönülden destek olan bir eşim var ve buradan ona tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Hayatı hafife almamakla birlikte, çok da ciddiye almayan biriyim. Pollyanna’cılık değil ama her daim pozitif olmak ve düşünmek gerektiğine inanırım. Bu yüzden negatif enerji yayan, başkalarının acılarını ve üzüntülerini önemsemeyen ve vicdanı sızlamayan insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Tüm bu sebeplerden ötürü de, yazıyorum. Yazmak, en güzel terapi yolu. İşte bu yol; pek güzel bir yol. Tavsiye ederim.

Bakmak, incelemek isterseniz diye:

https://www.kitapsozler.com/iklim-dora-roportaj/

https://www.wattpad.com/user/iklimdora

http://www.birazoku.com/yalnizligin-muhallebi-kivami-iklim-dora-digital-sanat-yayincilik

http://yazarkafe.boomads.com/Site/31402/iklimdora-blogspot-com

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları