Namus Dediğin…

Bu yazımda sizlere toplumu derinden etkileyen ve çoğu kimsenin keskin yargılarla ayrıştığı bekâret ve evlilik öncesi sonrası mahremiyete kısaca değinmek istiyorum. 

Öncesinde namus nedir? Bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılıktır. İnsanımız ise bunu daha çok ahlak üzerinden ele alır. Toplumsal değerlerimizin değişmesi ve gelişmesi gereken bu çağda ilerlemek yerine aynı zihniyette ileri geri gidenlerce namus daha içselleştirilir ve büyütülür. Tabi buna herkesin kendi dini görüşü olduğu gerçeğini de göz ardı ederek yaklaşırsalar daha da büyüyecek bir olay haline gelmesi mümkündür.

Toplumumuzun çoğunun bile kendi içinde bu konuda, bir birey olarak iki ayrı noktaya düştüğünü söylesek yalan olmaz. Bir kesim bu olayları toplum içinde dile getirmenin ayıp derecesinde olduğunu düşünüp yargılarken bir kesim de buna direnircesine aksini savunuyor ama aslında her iki tarafta kendi içinde zıtlaştığı söylemlerde bulunabiliyor. Bana sorarsanız bu olay oldukça üzerine düşüldüğünden fazla kasıntı bir hal almaya ve toplumu daha çok ayrıştırmaya itiyor. Bir kızın bekâretinin, bir erkeğinkinden önemli olmadığını veya kimsenin buna karışmaya hakkı olduğunu düşünmüyorum. Herkesin kendine ait kararları, fikirleri ve bu kararları sonucu ilerlettiği bir hayatı var. 

Küçük yaşta yapılan bilinçsiz birlikteliklerin, daha doğru ve yanlışın ayırt edilemediği yaşlarda olması dolayısıyla özellikle doğru değil. Buna ben de bizzat katılıyorum. Bu durumun en önemli sebepleri; bilinçsizce yapılan bu birlikteliklerin, ülkede cinselliği sakınılması gereken ve doğal bir işleyiş olarak saymayan toplumsal yapı ve bu konuda yeterli eğitimin olmamasıdır.

Her ne olursa olsun ülkemizde 18 yaşına gelmiş bireyi ve verdiği kararları da yargılamak bize düşmez ve özellikle cinsiyet ayrımına düşülerek. Çoğu insan bu konu hakkında konuşmaya başlarken kızların bekâretini ön plana alıyor oysa olay bu kadar özelleştirilmemeli. Herkesin kararı beklentisi kendi yaşantısına göre olmalı diye düşünüyorum. Elbet toplumumuz ve ahlaki değerlerimiz var ve buna uygun davranırsak daha uyumlu bir yaşantı da sürdürmek mümkün fakat birbirimize ve birbirimizin kararlarına ne zaman saygı duyup, her şeyi çok biliyormuşçasına ön yargılarla yaklaşmaktan kurtuluruz emin olun hayat şimdiki düşündüğümüzden daha güzel bir yer olur.

Sonuç olarak her iki cinsiyette birey de bir karar verirken sonuçlarını düşünerek ve ne istediğini bilerek hareket ediyorsa bize yargılamak düşmez, herkesin inancı kendinedir. Saygıyı eksik etmediğimiz ve bu olayı bu kadar kasıcı bir hale getirmediğimiz sürece de, sorun da sorun olmaktan çıkar. Artık dünyada birçok düşünce yapısı olduğunu ve tek doğrunun sizin doğrunuz olmadığını görmek için çok geç değil. Teşekkürler.

Not: Bu arada, bu konu hakkında gözü kör olmuş ve ne dediğini, ne demek istediğini bilmeden, dinlemeden yargılayan çok insan gördüm ve bu yazı aslında onlara bile değil ki onların dilinden bile yazmaya uğraşmadım. Bu yazının amacı bir nevi kendimi rahatlatmaktı. Bu bloğa başlama sebebim de buydu zaten. Biraz olsun beni anladıysan tekrardan sağ ol. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.