in ,

22. Eylül

Hoş geldin Eylül,

Sen benim için hep değerli oldun. Ama bu sene bir farklısın. Daha çok insan övüyor seni. Belki de evde kalma daha çok insana senin değerini anlattı. Ya da insanlar vaaaay be Eylül gelmiş. Geçen zamandan haberimiz olamadı ne garip bir sene yaşadık mı diyorlar. 

Tam yılbaşıydı. Sosyal medyada hayaller ümitler yazılıyordu yeni yılla ilgili ve tabiki biten yıllın kötü hatıraları uğurlanıyordu çok da hoş olmayan bir biçimde. Bu her yıl bitişinin geleneğidir aslında ama  2019 uğurlanırken bunun biraz abartıldığının hatta 2019′ a ayıp ettiğini düşünen bir güruh gözlemlemiştim. Ben de biraz öyle düşünüyordum. Gerçekten de 2019′ a haksızlık yapmışız. 2020 ondan daha zorlu geçiyor. Belki de bu sayede kırılır bu gelenek. Yılbaşının sadece takvimde bir değişiklik olduğunu gerçekte hayallerin, ümitlerin hatta kötü hatıraların yılla bir ilgisi yok. Bunu fark ettikten sonra yeni planlarımı tarihle ilişkilendirmekten vazgeçip kendime bağlamaya karar verdim. 

Yeni bir sayfa açmak yeni heyecanlar yaşamak istiyorum. Bir aşk yaşadım. İçimde o kadar büyüktü ki dışardan bakılınca sıfırdan ibaret olduğunu anlayamamışım. Sonra bir fotoğraf çıktı karşıma benim içimdeki o duygu hiçbir anlam ifade etmediği gibi başka insanlarla başka duygular paylaşılıyormuş. Ben hazırdım bu duyguyu sonsuza götürmeye. Bu duygunun gidebileceği hiçbir yer olmadığının farkına vardığımda kendime gelemedim.  İnsanlar için sıfır olan bir değerin içimde sonsuz ifade etmesi de bana matematiğin bir oyunuydu işte. Ben sonsuza yaklaştığımı sanıyorken payda da kalmışım meğer ve eşitin sağındaki değer gittikçe küçülüyor. Eşitliğin sağını solunu bırakmam o işlemi çözmeyip her şeyi silip atmam o kadar zor oldu ki elime yeni bir ifade almaya korkuyorum.  

Senden bir haber gelse gönlüm neşelense diyebileceğim hikayeler yaşamak istiyorum. Emin değilim bu isteğimin önündeki engelin ne olduğu konusunda. Geçmişte yaşananlardan kalan yaralar mı yoksa güncel şartlar mı? Yoksa bu heyecanlar sadece yaşın getirisi miydi? Artık böyle hikayeler yaşayamayacak kadar büyüdüm mü? Kötü anıların etkisi olması fikri gerçekten korkutucu. Bu demektir ki yaşananları kabullenip tam anlamıyla atlatamadığım sürece asla isteğim gerçekleşmeyecek. Büyümek fikri daha çirkin büyümenin böyle sıkıcı bir hayat anlamına geldiğini düşünmüyorum. Son seçenek güncel şartlar. Onun da ne zaman düzeleceği belli değil.

Ben de son durum budur. Görüşmeyeli çok şey yaşandı. seninle en son görüştüğümüzde o sonsuza uzandığını sandığım aslında artık durgunlaşıp sıkıcılaşan hikayenin içine sıkışmış haldeydim farkında bile olmadan. Peki senden ne haber, ne getirdin bizlere bu sonbahar…

Kalpteki Benek

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.