İdeolojinin Manipüleştirilmesi

Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney, bindikleri lüks arabalara, yaşadıkları pahalı evlere, sürdürdükleri zengin yaşama bakıp eşine, ” Bizler böyle güzel ve kaliteli yaşamlar sürüyoruz ama emeklerini, alınterlerini savunduğumuz işçiler, zor yaşam koşulları altında mücadele ediyorlar. Biz onların haklarını savunuyoruz, onlar için mücadele ediyoruz, onlar için sanatsal etkinliklerde bulunuyoruz ama onlarla aynı hayatı yaşamıyor, benzer süreçlerden geçmiyoruz. Bu apaçık bir çelişki değil midir?” diye bir soru sorar.

Yılmaz Güney bu soruya ” Bak kuzum, biz tabi ki onlar için mücadele ediyoruz, bedeller ödüyoruz. Hedefimiz, her bir işçi kardeşimizin böyle arabalara, böyle evlere, böyle bir yaşam stiline sahip olmalarını sağlamaktır. Her işçinin evi, arabası, mülkiyeti olmalıdır. Hem, ben bu hayata alıştım. Bu hayatı bırakıp da sefil bir hayata dönemem.” şeklinde bir cevap verir. Bu cevap, her ne kadar işçi lehine yapılan bir açıklama ya da savunu gibi görülse de, esas gizlenen Yılmaz Güney’in vazgeçmek istemediği konformist, refah düzeyi epey yüksek bir yaşam tarzıdır.

Şimdi bu yazdıklarımı okuyan bazı arkadaşlar, sinirlenebilirler. Eleştiri de getirebilirler. Bu konu da konuşabileceğimizi, tartışabileceğimizi de belirtmek isterim. Mesele sadece Yılmaz Güney’in çelişkili hayat tarzı ve fikirleri değildir zaten. Birçok tarikat liderinin, piyasada alim olarak arz-ı endam bazı kendini bilmezlerin, kendi ihtiras ve ikballeri uğruna dini temayülleri sonuna kadar sömüren bazı siyasilerin de, konumuz dışında olmadığını belirtmek isterim. Ama maksadımız bağcıyı dövmek değil, olursa üzüm yemek. Eleştiriye konu olan tipolojiler değişebilir, tipolojilerin sahip oldukları ideolojiler farklı olabilir, farketmez. Her türlü durumda, aynı cürüm işlenmektedir. Kişisel menfaatler, siyasi-dini ikbal-makam beklentileri, sahip olduğu düşünülen ideolojiler marifetiyle perdelenmektedir. Bu durumdan esas zarar görense, halis-saf beklentiler içerisine giren, samimi ideoloji müntesipleridir. Uyanabilmek, kandırılmamak, sömürü nesnesi haline gelmemek temennisiyle…

15.12.2020

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum