Fedakarlık ve Yan Etkileri

HERKESİN DİLİNDE FEDAKARLIK:

İnsanların dilinde süregelen bir deyim gibi adeta bu “Fedakarlık” Kelimesi. Herkes birbirine ne kadar fedakar olup olmadığını soruyor. İnsanlar bu fedakarlık eylemini sıkça dile getiriyor, fedakarlık yapmasını beceremeyen insanları ise ezikler nitelikte davranışlar sergiliyor.

Peki biz biliyor muyuz da ne anlama geldiğini? Biz yaptık mı yeteri kadar fedakarlık?

Orasını kesin olarak bilemem, sadece tahmin yürütebilirim ki çoğumuzun “yeteri” kadar fedakar olduğunu düşünüyorum ben. Bu şimdilik cepte kalsın.

Peki ne anlama geliyor?

Neden insanlar için bu kadar önemli ve ön planda tutuluyor fedakarlıklar?

FEDAKARLIK BENİM İÇİN:

Fedakarlık, benim için cebindeki son paranın yarısını vermekten ziyade hepsini vermek, veya o parayı kazandığın yerin adresini vermektir. Göz boyamak uğruna çok fazla insan yapabilir sizin fedakarlık sandığınızı. “Biraz verelim şimdi, sonra misli ile alırız nasılsa.” Düşüncesini benimseyen ve bu doğrultuda kendi çapında “fedakarlıklar” yapan insanlardan, oldum olası haz etmiyorum. Samimi değiller ki bir kere. Fırından yeni çıkmış gibi buram buram sahtelik kokuyorlar.

İnsanlarda sanıyor ki ceplerindeki paranın yarısı onlar için çok şey ifade ediyor, ha edeni de var, orası ayrı, sadece şunu bilmenizi isterim ki çoğu kişi bir çikolata için bile cebindeki paranın yarısından, hatta tamamından vazgeçebilir, onlar için büyük bir ayrıcalık değilsiniz yani, öyle olduğunuzu düşünmeyin. Burada tek amaç sizin gözlerinize bir perde indirip, kendilerinin temiz, saf, yardımsever olduklarını düşündürtmek. Başka bir amaçları yok, istekleriyse çok. Netice de insanlar akıllandı desek dahi, çağın gerisinde ama gönül açısından fersah fersah ilerisinde olan, halen daha milyonlarca insan yaşıyor Dünya’da.

Bu insanların enselerine vurup lokmalarını almak, bazı ensesi kalın veya kendini insan kullanmaya adamış kişiler için oldukça basit bir iş.

Fedakarlık aslında insanın kendinden vazgeçebilmesi, bir başkası olmayı, sevdikleri için veyahut kendini sevebilmek için kabul etmek, eski halini terk edebilmektir fedakarlık.

Gösteriş için 3-5 kuruş verip, arkasından “Verdim.” Diye bağırmak değildir yani. Öyle yapanların amacı da fedakarlık değil zaten, yalnızca gösteriş.

ÖYLE OLANLARA:

Sanılanın aksine fedakar olabilmek öyle ütopik bir şey değil. Olabildiğince basit ve saniyelik bir harekettir fedakarlık. Yine de kişilik özelliklerinin alameti farikası olarak bilmemiz doğal fedakarlık. Zira fedakar olmayı beceren insanlar da padişah değildir, gönülleri öyle olabilir ama kendileri sizin, benim gibi yoldan geçen bir vatandaştır, yalnızca adı üstünde özverilidir, fedakardır.

BAHANELERE BAKAR BAZEN FEDAKAR OLABİLMEK:

Anadan doğma fedakar olanların haricindeki çoğu insan, özverili kişiliğini, ufacık bir bahaneye veya alelade bir ana borçludur. Ek bir kişilik güncellemesi gibi de düşünebiliriz bunu.

İnsana birçok şey fedakarlık yaptırabilir, sevmek mesela.

Seven, aşık olan insan, ilişkide ne kadar acı çekerse çeksin sevmeye muhakkak devam eder. Çünkü ayrılık, onun için tüm fedakarlıklardan daha zor, daha acıdır. O tercih etmez ayrılmayı, fedakar olur onun yerine, cefalar çekeceğini bile bile. Bizim milletimizde özellikle, kötünün yanında yaş da var ve genelde yaşlar, yanması ile meşhurdur bilirsiniz. Keşke diyorum bazen insanımız yaptığı hataları ve saflıkları fark etse. Aslında iyi niyetli olmak saflık değildir de işte bu devirde o kadar iyi niyetli olmayacaksın be abi. Yerler adamı, pirana dolu havuzdan farkı yok şu an hayatın. Herkes denk getirdiği taze, küçük balığı yutmanın peşinde.

TÜRÜNE GÖRE FEDAKARLIKLAR:

Aşk örneğini verdim hazır, oradan başlamak istiyorum.

Fedakarlık yapmak için en basit sebeplerden birisidir aşk. Aşık olan, seven, hoşlanan bir insan, sürekli bir fedakarlık içinde bulur kendini.

O sevmiyor diye saç şeklini, beğenmiyor diye stilini bakmıyor diye tipini değiştiriyor insanlar. Yahu ben ailesini değiştiren, değiştirmese bile sıkça dile getiren insanlar gördüm. Aşk gerçekten gözleri kör ediyor ya. Hele ki bu devirde. Sevdiğiniz kişi muhakkak başkası için fedakarlıklar yapıyor mesela. Sen kuaförünü değiştirsen ne olur yani. Onun ne kadar umurunda. Hadi diyelim ki umurunda, ilişkiye başladınız ve aylar, yıllar geçti.

Say bakalım o yıllarda ne kadar fedakarlık yapılmış hadi!

Öyle kolay sayabileceğini sanmıyorum, tabi yaptğın fedakarlığı yere göğe duyuranlardansan eğer, iş değişir.

O insanları zaten hiç anlamıyorum ben. Yazının girişinde söylediğim sahtelerden ne farkları kalıyor ki “Bak ben sana bir iyilik yaptım, senin için yaptım bunu ben, ailen yapmaz benim yaptığımı hey gidim hey.” Sana hey gidim asıl, yaptın da ne oldu, geldin başıma kaktın, üstten baktın bana, bu benim bir işime yaradı mı sanıyorsun. Sen yalnızca kendi reklamını yapmış oldun beni reklam ederek. “Ne iyi insanmış baksana, nasıl fedakarlık yapmış.” E güzel kardeşim zaten asıl amaç fedakarlığının duyulmaması. Duyulduğu vakit ne anlamı kalır söylesene?

Hiç anlamı kalmaz, evet, öyle düşündüyseniz eğer doğru cevap. Yere göre reklam ederek fedakar falan olunmaz

Platonik olmakta, fedakarlığın en acı veren halidir. Çünkü ne yaparsan yap, bir karşılığı yok ki sen, fedakarlıkta karşılık beklenilmeyeceğini bilmene rağmen -söylememe gerek yok sanırım bunu- sırf sevdiğin için, herkesten çok bekliyorsun bir umut ışığı veya karşılığı.

En çokta senin canın yanıyor platonik dostum, bu derdinin bir ilacı yok, belki zamanla fedakarlıklarını hak edecek ve istediğin karşılığı sana ziyadesiyle verecek birisi ile tanışırsın, kim bilir.

KENDİNİZİ DEĞİŞTİRMEYİN:

Tanıdığınız tüm insanlar size fedakar olduğunuzu söylüyorsa eğer, kendinizi sakın değiştirmeyin derim. Çünkü sizden az var emin olun. Ve değiştirirseniz eğer daha da azalmış olacak. Ben çok isterim fedakar insan nüfusunun 1 milyon daha artmasını, hem sıradan hale gelmiş, hem herkes kazanmış ve öğrenmiş olur fedakarlığı.

Bu dediğim tabi ki imkansız neticede fedakar olan insanların, hor kullanılıp, faydalandıktan sonra çöpe atıldığı bir dünyadayız ve bunu bilen biri de fedakar olmayı istemez.

İstemeli aslında, temiz olabilmek için, saf kalabilmek için ve doyasıya sevilmek için istemeli.

Küçük bir çocuk sizinle oyuncağını paylaştığında onu kırmanız gerekmez, biraz oynamanız gerekiyor, onu size o yüzden verdi. Alın eve götürün veya kırıp çöpe atın diye değil.

Bir fikri var o oyuncak hakkında ve sizin fikrinizi merak ettiği için sizinle paylaşmayı seçti, geçireceği eğlenceli saatlerden feragat ederek.

FEDAKARLIK CAN YAKAR MI:

Öncelikle bu kadar okudunuz, cevabı daha fazla aşağıya inmenize gerek kalmadan vermek istiyorum size.

Evet. Yakar. Hem de aşırı derecede yakar. Şimdi gerçekten merak edenler okusun son kısmı, etmeyenler salonu terk edebilirler. İyiliğin karşılığı, yapan kim olursa olsun beklendiğinden, bu cevabım sizi şaşırtmamalı bence.

Hani maddi durumu iyi birisine iyilik yapıp beklersin. Bencil ve görmemiş der, başımı çevirir geçerim ama sen gidip, evini zar zor geçindiren bir aile babasına borç verdikten aylar sonra gidip adamın gözünün içine bakıyorsan, ben senin yüzünün ortasına tükürür ki. Çoğu kişi de haklı bulur beni.

Bu yüzden can yakar işte fedakarlık, aradaki samimiyeti öldüren şeydir bazen kendisi. Fazlası zarardır nihayetinde fedakarlığın. Sahi, insanlar neden hep veren elin canının yandığını düşünüyor ki fedakarlık konusunda, alan elin de yanar, acısını ondan faizi ile çıkartmayacaklar mı sanki?

Gerçekten çok az insan, hiçbir karşılık gütmeksizin fedakarlık yapar çevresindeki insanlara, onları da platoniklerin, yanına yazabiliriz can kaybı konusunda.

Ne diyeyim.

Umarım ki karşılığını, fedakarlık yaptığınız insanlardan değil de daha farklı ve faydalı şekilde alabilesiniz ilerleyen zamanlarda.

Son olarak ta size, teşekkür etmek istiyorum, vaktinizden fedakarlık edip bu yazıya zaman ayırdığınız için.

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.