Meçhul

Boğulacak gibiyim. Evet tam anlamıyla boğulmak, görünmeyen bir el tarafından, hislerim tarafından, onların hissettikleri tarafından. Bazen tüm dünya bana kırgınmış gibi hissediyorum. Kimse beni sevmiyor, önemsemiyor gibi geliyor. Gereksiz bir insanmışım gibi sanki. Nefes alıyorum ama neden yaşadığımdan şüphe duyuyorum. Aniden bilmediğiniz herhangi bir yere ışınlandığınızı düşünün şuan, tam bir trafiğin ortasına. Muhtemelen endişeli bir şekilde koşmaya başlarsınız. Ses, gürültü, istemediğiniz kadar insan kalabalığı. Aklınızdaki tek düşünce buradan uzaklaşma isteğidir yüksek ihtimalle. Ben şuan o trafiğin içine atıldım, kendi kendime mi gittim oraya ya da bir şekilde oraya mı gonderildim bilmiyorum ama illaki bununda bır sebebi olmalıydı. Bunun bilincinde olmama rağmen bir seyler yine ters gitmeye devam ediyordu.

Tekrardan sarpa sarıyordu her şey, eskiler yeniden canlanıyordu ama yine aynı şeyler yaşanıyordu yeni diye açtığın sayfalarda. Ya ben öğrenememiştim yaşadıklarımdan çıkarmam gereken dersleri ya da bir şeyleri düzeltmem için tekrar yaşanıyordu aynı sahneler. 

Yine bir meçhulluk…

İnsanlar, insanlar. Hepsi birer nankörler. Hepsi biraz bencil ve kabalar. Olmuyor ne kadar iyi olursam olayım, ne yaparsam yapayım. Herkesin, herkesten farklı istek ve bekletileri var.

Bildigimiz tek gerçek bu. Herkes, herkesten neyi beklediğini bilsin istiyor. İnsanlar her gereksiz şeyi konuşabiliyorlar ama bu konuda yabancılaşıyorlar adeta. Yine bir iletişim sorunu ile karşı karşıya kalıyoruz. Güvenme ihtiyacı fıtrattan gelen bir husus. Maalesef güvenmeyi çok istiyoruz ama yine bıçaklanıyoruz sırttan. Bu böyle devam ediyor meçhulce. Bu dünyaya ait zaten hiç hissetmemiştim ama, artık ait olmadığım yerde kalma tahammülüm de kalmadı. Bu bir isyan değil. Bu bir intihar mektubu da değil. Kalp kırmanın cezasını ve vicdani rahatsızlığıyla baş başa bırakıldım sadece. Tüm olayın başı ve sonu, nedeni ve sonucu bu. Hatıralar bile zoruma gidiyor. Artık hevesim kaldı mı yaşamaya? Bu da meçhul ama kaldığını da söyleyemem çok. Yoruldum, hiç uğraşmak istemediğim şeylerden dolayı acı çektiğim için, gereksiz insanlarla gereksiz münakaşalarda bulunduğum için. 

Bu hataya istemeden, sonucunu bilmeden sürüklenen ben, kendimi bir gün, belki yüzünü bile  görmeyeceğim bir insan uğruna yıprattığım için kendimden çok özür diliyorum. Bu özürü hak ediyor musun sevgili kendim ondan bile şüphe ediyorum, sadece biraz daha dayan birazcık daha. Güzel günler felaketler yaşanmadan gelmezler çünkü… 

Kim katlanır bunca yüke

 -ölüm sonrası ürkütmese? 

Gidenin dönemediği meçhul ülke…

Bilinç işte böyle korkak eder bizi;

Bilinen illeti yeğleriz meçhule.

yazar

Yazar: Azo

Okumak ve yazmak özgürleştirir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.