Zincirlerimi Kırmaya Geldim

Uzun bir yol var. Karşıma geçmiş, alay edercesine beni kendine çekmeye çalışıyor.  Bir yanında boy sırasına dizilmiş kardeşler gibi salınan ağaçlar bir yanında insanların yolunu dört gözle bekleyen, bacalarından buram buram duman tüten evler. Şimdi ben salınan ağaçlara aldanıp o yolun peşine mi düşeyim yoksa aynı sofranın etrafında toplanan  insanların yanına mı konayım.

Bize hep bir seçenek sunuyorlar. Sanki bizim aklımız başımızdan gitmis de akıl baki halimizden eser kalmamış gibi. Ne acayip. Ağzı açılana kadar ilkokul çocuğu muamelesi gibi cetvelle vurulması mi dersin yoksa küçük hataların büyükleştiği sınıfta tek ayak üzerinde durmaya mahkum edilmiş çocuklar gibi düşmeye izin verilmeyen adımlarımız mı.

Ağlanacak halimize bizden daha çok gülüyorlar. Ben belki hem o sıra sıra dizilen ağaçlara hem de dumanı bacasından tüten evlere meraklıyım. Yolun her iki tarafına da talibim. Olamaz mı.

Biraz sadece biraz özgür bıraksalar hür irademizi adı üstünde hür . Ama ses yükselince hır. Bazen kendime çok kızıyorum. Neden ya neden. Bu kadar insan kendi yolunu çizebiliyorken ben neden başkalarının sözlerine esir tutuluyorum. Esaretim bir yerde sona ermeliydi. Buna gerçekten hakkım vardı. Diyeceksiniz hani akıl bakiydi diye. Evet akıl baki. Hala baki yani. Bundan bir şüpheniz olmasın .

Zamanı gelmedi mi sizce de. Kalıplarımdan sıyrılıp kendi sayfamı renklendirmemin. Bence geç bile kaldım. Bu fragmanın bir filmi olmalı. Siyaha beyaz erken uyanmalı….

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 Yorum