in ,

Z Kuşağı Siyasetten Ne Bekliyor?

Merhaba ben Emirhan. Diğer adımla Kültür Adam. Öncelikle yazıma tıklayıp bu sıcak yaz gününde kendinizi geliştirmeye ve kültür edinmeye karar verdiğiniz için teşekkürler.Yazı yazarken önceliğimiz, her zaman sizin yazıda kendinizi bulmanız ve sosyo-kültürel anlamda gelişim göstermeniz.Meselemize dönersek,son günlerde gerçekten bir ‘Z’ kuşağı lafı ortalıkta dolanıyor. Türk siyasi yapısının, nüfus şeklinin ve kuşakların değişimiyle artık insanların siyasilerden beklentileri de farklı. Bugün son zamanların fenomen kuşağı ve önümüzdeki seçimlerin belirleyicisi olacak Z kuşağının siyasetten beklentilerini konuşacağız. Bende bir Z kuşağı üyesi olduğum için, bu yaş grubunun siyasilerden beklentilerini iyi biliyorum.Bunlara değineceğiz ve tam 5 başlıkta Z kuşağının beklentilerini aktaracağız. Buyurun başlayalım.

telefonla oynayan gençler z kuşağı

Z Kuşağı Kimdir Nedir Ne Değildir?

Z kuşağı, kısaca bahsetmek gerekirse 2000-2020 yıllları arasında doğan bütün vatandaşlarımızın bulunduğu kuşak. En büyüğü 20 yaşında olan bu grup gençlerin hayata bakış açıları ebeveynlerinden çok farklı. Doğduklarından itibaren  gelişen teknoloji ile büyüyen bu kuşağın farklı özellikleri var. Daha sorgulayıcı olan, daha hızlı düşünebilen, iki konuyla aynı anda ilgilenebilecek zeka kapasitesine sahip olan , yeniliğe çok rahat ayak uydurabilen bir kuşak bu.Nitekim hayat görüşlerinin bu denli farklı olması siyasete de yansıyor.

Oy verme yaşında bulunan yaklaşık 7 milyon genç var. Bu sayı bir seçimin sonucuna direk etki edebilecek bir sayı.Bu yüzden son günlerde siyasiler, gençlerin dünyasına inmekte kararlı.Gençlerin bulunduğu sosyal medya platformlarında, film ve oyun sitelerinde büyük siyasileri görmek mümkün. Çok güzel hareketler bunlar gerçekten. Ama gençler gerçekten siyasetçilerin , ülke yönetenlerin kendileriyle oyun oynamasını, twit atmasını mı istiyor ? Yoksa gençlerin vizyonu , ülkeyi yönetenlerden de büyük ve geniş olup onlardan da aynı performansı mı bekliyor? Şimdi Z kuşağının gerçekten Türkiye siyasetinden beklentilerini ve isteklerini 4 ana başlık üzerinde inceleyelim.

Alfabenin son,Türkiye siyasetinin ilk harfi ‘Z’ kuşağının siyasi partilerden 4 önemli beklentisi :

1) Adil ve Demokrat Bir Yönetim

Adalet belki çok klişe gelebilir. Canım herkes adalet ister dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu gençlerin adalet anlayışı farklı. Bu kuşak, siyasi anlamda bir adalet istiyor. Fırsat eşitliğinin yaşandığı,maddi durumu iyi olan kimselerin diğerlerinden daha fazla hakkı olmadığı, adil bir seçim anlayışının olduğu, liyakate dayalı bir devlet düzeninin olduğu,bürokrasi de torpil ve kayırma gibi adaletsiz şerefe aykırı davranışların olmadığı bir yönetim istiyor gençler. İktidarın, sadece kendi yandaş ekibine özerk haklar tanıması, Ankara’da dayı yoluyla vasat insanların makam mevki elde etmesine şiddetle karşı bir kuşak var günümüzde.

Kimsenin kayrılmadığı, sınıflandırmanın olmadığı her kesime eşit ve adil yaklaşan bir siyasi modelin peşinde gençler. Hukukun üstünlüğünü de istiyorlar.Hukukun din,dil,ırk ,mezhep,makam,mevki,zümre ayırmadan adil ve demokratik kararlar vermesinin tarafında Z kuşağı. Adaletin ve demokrasinin olmadığı, insanların ayrıştırıldığı,maddi durumuna göre hak sahip olduğu, liyakatlı değil de itaat eden yandaş insanların devlet yönetiminde olduğu, hukukun taraflı şekilde davrandığı ve iktidarın her kesime ayrı yaklaştığı bir yönetimi devlet anlayışını Z kuşağı olarak reddediyoruz.

2) Özgürlük ve İnsan Hakları

Bu esasen 3 madde içinde en önemli madde.Yıl olmuş 2020 ama Z kuşağının beklentilerinde insan hakları var. İnsan haklarının temeline inersek önemli kelimemiz Özgürlük. Dünya’da ilk anayasal akım olan Liberalizm özgürlüğünü istiyor Z kuşağı aslında. Liberalizm özgürlüğü. bireylerin meziyetlerini istediği şekilde gösterebildiği, kimsenin etkisi altında kalmadan hür iradesiyle hareket edebildiği bir özgürlük. Türkiye şartlarında şuan pek mümkün olan bir özgürlük modeli değil bu. Sokağa çıktığımızda kimsenin baskısı altında kalmadan, toplumsal kalıplara takılmadan hareket etmemiz pek mümkün değil. Lgbt üyesi bir vatandaşın bunu hür iradesiyle söyleyip, yaşantısını buna göre hareket ettirmesinin büyük bir suç olarak görüldüğü bir yönetim şekli var Türkiye’de.

Siyasi görüşleri sebebiyle insanların nasıl dışlandığını, dövüldüğünü ve ayrıştırıldığını da zaten biliyoruz. Bunlara karşı bu kuşak. İnsan haklarının korunduğu, yaşama,barınma,eğitim hakkının hiçbir şekilde gasp edilmediği,özgürlüklerinin kanunlar çerçevesinde yaşayabildiği, sosyal medyayı dilediği şekilde kullanabildiği,görüşleri sebebiyle kimsenin tarafından dışlanmadığı bir ülke istiyor gençler. Ve bunu yapacak bir hükümet veya iktidarın yanında olacak bu kuşak. Otoriter devlet anlayışı istemiyoruz. Kadınlarımızın seks malzemesi olarak görülmediği,insanların hür bir şekilde hareket edebildiği ve sınırlandırılmadığı, insan hak ve özgürlüklerinin yine din , dil,ırk,mezhep,cinsiyet,parti ayrımı yapılmadan sonuna kadar korunduğu bir yürütmenin yanında olacak bir Z kuşağı geliyor.Siyasi partiler de ideolojilerini ve politikalarını buna göre güncellerse iyi eder diye düşünüyorum.

3) Umutlu Bir Gelecek

Z kuşağı aslında ülkenin en zor dönemine geldi diyebiliriz. Evet belki alış gücü yüksek,teknoloji tavan yapmıs, gençler istediğine istediği şekilde ulaşabiliyor ama bunların üstünü çizecek bir etken var. Umutsuzluk. Evet kötü giden bir ekonomi,işsizlik,Türkiye iktisadında küçülme,istihdam oranlarının düşüklülüğü gençlerin özellikle Z kuşağının geleceğe olan umutlarını azaltıyor. O kadar sene okuyup, psikolojik olarak inanılmaz zorlu sınav dönemlerinden geçip,ailesine maddi ve manevi anlamda yük olduğunu hissede gençler bu yolun sonunda bir de iş sıkıntısı çekince hayat berbat bir hal alıyor tabi. Evet rızık Allah’tan.

Çalışan ve emek veren bir yerlere gelecek ama gençler ülke yönetiminin de gençlerin önünü açmasını istiyor. İstihdamı arttıran, gençlerin iş bulmasını kolaylaştıran,okul okurken geleceğe umut ve huzurla bakmasını sağlayan siyasetçinin yanında olucak Z kuşağı. Ekonomiyi kim düzeltebilecek seviyeye getirirse , en önemli cümle hangi siyasetçi gençlerin kafasında ki ‘Okuyoruz ama zaten işsiz kalacağız, dersleri boş verin ‘  algısını yenip , gençlerin iş konusunda geleceğe umutla bakmasını sağlarsa o siyasetçi Z kuşağının desteğini fazlasıyla alacaktır.

4) Gerçek Bir Kuvvetler Ayrılığı

Bu biraz daha siyasal bilgiler adı altında bulunan bir konu. 4. ve son madde olarak daha nesnel ve bilimsel olan bir konu seçmek istedim. Kuvvetler ayrılığı, 1982 anayasasından beri katı ve sert şekilde kullandığımız yönetim şekli denebilir. Yasama(meclis),yürütme(Cumhurbaşkanı), yargının bu 3 ana devlet yapısının 3 farklı organa verilmesi anlamına geliyor. Yani bu 3 kuvvet birbirinden bağımsız , birbirini etkilemeden, katı ve sert şekilde ayrı alanda çalışması gerekiyor. Ama ne yazık ki güzel ülkemizde görüyoruz ki böyle bir şey pek mümkün değil.Otoriter olan , bütün devlet kurumlarının kendisine bağlı ve emri altında olmasını isteyen bir Cumhurbaşkanlığı makamı var bizim buralarda. Bu yüzden de Yürütme gücü hem yasamanın hemde yargının önüne geçebiliyor. Yasamanın çıkaracağı yasalarda, meclis de konuşacağı kanun tekliflerinde Cumhurbaşkanının parmağı oluyor.

Onuda geçtim güleceksiniz belki ama Cumhurbaşkanlığı makamı , Türkiye’nin yargı bazında en üst mahkemesi olan Anayasa Mahkemesine tam 12 üye seçiyor. Zaten toplam üye sayısı 15. Yani düşünsenize Anayasa Mahkemesi , belki Cumhurbaşkanını yargılayacak ama zaten 12 üyesini Cumhurbaşkanı seçmiş. Burada gerçekten adil  ve hukuka dayalı bir karardan bahsetmek çok zor. Bu yüzden hani dedik ya Z kuşağı iktidardan ve iktidar olacak partilerden adil , hukuka dayalı ve demokratik bir yönetim bekliyor diye işte tam bu noktada da kuvvetler ayrılığı dediğimiz bu meselenin hakkıyla yapılmasını, yasam yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olmasını, Cumhurbaşkanı makamının her şeyin karar vericisi olmadığı bir yönetim istiyor gençler.Gerçekten de doğrusunu istiyorlar , istiyoruz…

Son günlerin popülist söylemi olan Z kuşağından bahsettik. Onların siyasetten ve siyasilerden beklentilerini 4 ana başlıkta inceledik. Bende bir Z kuşağı üyesi olarak bu yazdıklarımın altına imza atmaktan onur ve gurur duyarım.Asıl meselenin gençlerle dizi izleyip, oyun oynamaktan değil de , Türkiye Cumhuriyeti hak ettiği değerini bulmasını sağlamak olduğunu da eklemek istiyorum. Yukarıda bahsettiğim 4 başlık ve içeriğine uyan politikalar yapacak, gençleri saf ve samimi olarak düşünecek, Z kuşağını siyasi malzemeden çok bu ülkenin geleceği olarak görecek siyasi parti ve siyasilerin kazanacağını da eklemek isterim.Gençleri düşünenlerin yolu açık olsun…

Kısa bir aradan sonra tekrar bu yazıda buluştuk. İlgilendiğiniz , okuduğunuz ve düşündüğünüz için teşekkür ederim. Okumalı, araştırmalı ve bol keyifli haftalar dilerim…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. Z kuşagı artık dinlere inanmıyor artık google ve sosyal medya ile gerçekleri görüyorlar..aslında çok zekiler böyle giderse türkiye gerçekten çok iyi yerlere getirebilirler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.