Yükselen Suları Görmek

Takvimlerin 28 Eylül 1994’ü gösterdiği gün Estonya’nın başkenti Tallinn’den 989 yolcusuyla bir feribot Baltık Denizi’ne doğru açıldı. Hedef İsveç’in başkenti Stockholm’e ulaşmaktı. Fakat sert dalgalar buna izin vermedi. Gemi, gece yarısı yavaşça su almaya başladı. 

Bu boyuttaki bir deniz taşıtının aldığı su derinliğinin,  50 cm’e ulaşması demek feribotun yan yatması ve batması anlamına geliyordu. Saatler içinde de battı. Neyse ki tüm yolculara yetecek kurtarma botu sayısı mevcuttu. Feribot suyu yavaş alıyordu, su tahliye motorları çalışıyordu ve tüm yolcuların kurtarma botlarına binmeye yetecek zamanı vardı.

Fakat ne yazık ki tarihe çok büyük bir tradeji olarak adını yazdıran bu elim kazada tam 852 yolcu boğularak öldü. Kurtulan sayısı sadece 137 idi.

Peki ne oldu da yolcuların kurtulma şansları bu kadar yüksekken bu kadar fazla ölüm oldu?

Psikoloji ve sosyoloji akademisyenleri konuyu derinlemesine inceledi. Sonuçlar çok şaşırtıcıydı. 

Feribot su almaya başladığında yolcular paniğe kapılmaya başlamış, kaptanlar; su tahliye motorlarının çalıştığını, feribotun asla batmayacağını, dünyanın en güçlü feribotunda olduklarını söyleyerek yolcuları sakinleştirmişlerdi. Kaptanlar gerçekten de buna inanıyordu. Sadece 137 yolcu, geminin daha fazla su almaya başladığını ve batacağını söyleyerek kurtarma botlarına binmiş ve uzaklaşmışlardı. Kalanlar, kaptanın ve ekibinin işinin uzmanları olduğunu ve onların söylediklerinin doğru olduğunu düşünerek gemide kalmaya devam etmişlerdi. Kaptan ve ekibine güvenerek gemide kalanlar da gittikçe yükselen suları fark ediyor fakat bu onları artık endişelendirmiyordu. Feribottaki yetkililere inanmayı seçmişlerdi.

Bu olay literatüre ‘’Estonya Feribotu Sendromu’’ olarak geçti. Bir şeyler gözünüzün önünde kuvvetli bir şekilde çöküşe, kötüye doğru giderken size endişelenmemenizi söyleyen insanlara inanma ve gerçekleri görmezden gelme eğilimi. 

Bu sendrom, bana iş hayatında daima proaktif olmam, negatife giden işlere acil müdahale etmem gerektiğini hatırlatır.

Hayatımızda yükselen suları görmek çok önemlidir. Doğru zamanda doğru müdahale yapılmazsa ‘’keşke’’ demekten başka çaremiz kalmaz. 

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

4 Yorum

  1. Komiksiniz Ali Bey,birileri yazılarınızı okuyor.Neden yazıyorsunuz ?Okunsun diye değil mi? Ben de bu tarza ayar oluyorum işte.Bu kadar yazı içinde ,sizin yazınızı okumuş,bir de yorum yazmış.Ben dededim ki,nezaketen 1-2 satır bir şey yazsaydınız bari dedim.Tüm bunları anlamamış yada okumamış ve son soru cümlesini okuyup ,soru mu sordunuz anlamadım demişsiniz?Soru mu sormuşum ben? Kim bilie belki ironi yapmışımdır.Neys size kolay gelsin ,iyi karalamalar.Bu gün son du.

  2. Yazıyı ve kendi adınıza yaptığınız çıkarımı beğenerek okudum. Firma ,çok karizmatik ,ikna edici ve aynı zamanda kötü bir kaptan ve mürettebata sahipmiş anladığım kadarı ile. Bu tür kaptanlarla ve elindeki cihazın direnç noktalarını bilmeyen mürettebatla kaçınılmaz bir sonuç olmuş