Özlenen Zamanlar

Neden bilmiyorum ama çocukluğumu düşündükçe içimi bir neşe kaplıyor. Abimle boğuştuğumuz zamanlar, sabah önlüklerimizi giyerken göz ucuyla televizyondaki çizgi filmi seyretme çabamız, babamın uydurduğu hikayeleri pür dikkat dinlememiz…

Bir tek benim böyle hissetmediğimin farkındayım ama neden çoğu kişinin böyle hissettiğini anlamlandıramıyorum. Neden şimdiki zaman geçmiş kadar renkli değil? Neden her şeye daha az heyecan duyuyoruz? Niye aynı tadı vermiyor aynı olaylar? 

Keşke sobada kızaran ekmek aynı tadı verseydi , keşke izlediğim çizgi filmler hala eğlenceli gelseydi, keşke serviste en arkaya oturmak hala heyecanlandırsaydı, keşke hala kahkahalarla gülebilseydik…

Nasıl geçecek bu özlem bilmiyorum, bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden çocukluğum. Ama biliyorum anı yaşamak lazım. Biliyorum ki şimdi yaşamazsam ilerde de gençlik zamanlarımı özleyeceğim. 

Son pişmanlığın fayda etmediğini öğrenmeliyim artık, biliyorum ama kabul etmek zor geliyor bazı şeyleri. Carpe diem demeliyiz değil mi? Diyelim o zaman, kadehimizi bu ana kaldıralım, şu an zevk aldığımız şeylere ve asla heyecanımızı kaybetmemeye…

Büyüdüğümüzü kabul edelim. Özgürüz artık, annemizin elini tutmadan karşıya geçebilir, çayımıza soğuk su katmadan içebilir, birinin bizi sallamasına gerek olmadan salıncağa binebiliriz. 

Neymiş, külkedisi ayakkabısını almak için geri dönseymiş asla prenses olamazmış. 

okur

Yazar: Sena

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum