Yorgunluk mu Yoğunluk mu?

Çoğu zaman karıştırdığımız iki kelimedir. Ancak günlük hayatımızda da çok sık kullanırız. Günümüz çok hareketli geçmiş ve sürekli bir şeylerle uğraşmış olabiliriz, hatta çoğu zaman kafamızı kaşıyacak vaktimiz yoktur. Gün bitiminde bu yoğunluktan dolayı bir yorgunluk çöker benliğimize… 

Bazen de yoğunluklarımız, gönül yorgunluklarımızdan kaynaklanır. Gönlümüz  karşı tarafa yakınlık hissettiğini düşünüp yeni birini tanımaya çabalarken , karşıdaki kişi tam o anda yüzüstü bırakıp gider sebepsizce. Biz , “belki döner” diye bir umut bekleriz ama  gidenin gelmediğini anladığımızda gönlümüz yorulmaya başlar ve yaşam enerjimiz tükenir.

 İşte hayatın tüm yoğunluğunu  ve yorgunluğunu  iliklerimize kadar hissettiğimiz anlarda sakin, sessiz, yemyeşil bir yere gitmek isteriz . Kafa dinlemenin, insanlardan uzaklaşmanın bir nebze de olsa iyi geleceğini düşünürüz. Ama imkanlar el vermez çoğunlukla, olduğumuz yerde kalakalırız öylece…

Peki ne yapabiliriz böyle zamanlarda? 

Bilmediğimiz merak ettiğimiz konuları öğrenmek için araştırmalar yapabiliriz. İlgi duyduğumuz  bir veya birçok konuda eğitim ve seminerlere katılabiliriz. Neleri sevip neleri sevmediğimizi, güçlü ve zayıf yanlarımızı, risk ve fırsatlarımızı değerlendirip yeni yollar çizebiliriz kendimize.. 

Dinlendirici hobiler edinebilir, özgün, yaratıcı işler bulabiliriz. Örneğin; evde rengarenk boya kalemlerini kullanarak, can alıcı bir soru üzerine düşündüklerimizi resmedeceğimiz bir “sanat saati” yapabiliriz. 

Akşamları ailecek okuduğumuz kitabın belli bir sayfasını açarak (örneğin 42. Sayfa) gözümüze ilişen bir cümle veya paragrafı okuyup üzerinde konuşabiliriz. 

Eğer hiçbir şey yapamıyorsak o an hep birlikte gözümüzü kapatıp hayal kurabilir ve kurduğumuz hayalleri anlatabiliriz. 

Huzur dolan yemek masalarına hep birlikte oturup, tüm gücümüzle gülümseyerek bakabiliriz birbirimize ve hayata. Bazen, kocaman içten bir gülümseme bile , tüm yorgunluğumuzu  da alabilir…

Sonuç olarak ne kadar yorgun ve yoğun bir yaşam tarzımız olursa olsun, bunu güzelleştirmek bizim elimizde. Yeter ki kendimizi meşgul edebilmeyi ve hayal kurmaktan vazgeçmemeyi öğrenebilelim

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.