Bir SHU(sosyal hizmet uzmanı) olarak olanlara kayıtsız kalamadığım için biraz olsun rahatlamak adına bu yazıyı kaleme alıyorum. (Sosyal medya aracılığıyla edinilen bilgiler üzerinden yazılmıştır.)
Bu olayda kim suçlu?
– Bir sürü insanın yaşamına son veren, yaralayan çocuk mu?
– Evde silahı olanve bunun çocuğun erişebileceği yerde bırakan baba mı?
– Yoksa her zaman “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu” diye suçlanan anne mi?
Kim?
Bu alanla ilgili eğitim almış ve kendini geliştirmeye çalışan biri olarak olayı geniş çapta şöyle ele almak istiyorum.
Şuan ülkede herkes bu konuyu konuşmakta buna kafa yormakta. Kimi anneyi, kimi babayı, kimi çocuğu, kimi güvenliği olmayan okulu, kimi televizyon dizilerini, kimi de çocukların oynadığı oyunları hedef almakta.
Peki suçlu bunlardan hangisi diye soracak olursanız hepsi derim. Çünkü hiçkimse tek bir şeyden dolayı suç işlemez. Biz böyle vakalarda uzmanlar olarak vakayı “çevresi içinde birey” olarak ele alırız.
Nedir bu çevresi içinde birey? Bir bireyin yaşadığı sorunun yaptığı şeylerin suçlusunun tek bir şey ve tek kendi olmaması durumudur.
Vakamızda çocuğun aile içi iletişimi zayıf. Ailenin sorunlarını oturup konuşamadığını düşünüyorum. Şayet konuşulsaydı çocuğun psikolojik sorunu olduğu tespit edildiğinde ailecek bir şeyler yapabilirlerdi. (Şuana kadar olan bilgilerde bu mevcut değil)
Babanın çocuğunu düşünerek emniyetten bir psikoloğa götürmesi güzel bir şey fakat oradaki psikolog direk çocuklarla fazla görüşmeler yapamadığı için çocuğun durumunu fark edemeyip zeki demiş olabilir. Ama çocukta babasının tanıdığı biri olduğu için gerçekleri o psikoloğa anlatmamışta olabilir.
Doğru olan tarafsız bir psikoloğa götürülmesidir ki baba bunu da yapmış ama anladığımız kadarıyla psikoloğun “uyum sorunu yaşıyor” demesine rağmen bir önlem almamışlar gibi.
Baba çocuğun odasında oyun oynadığını ve odaya girince oyunu kapattığını söylüyor ve bir polis olarak bundan şüphelenip ne oynadığını öğrenmiyor. Kendi bulamasa bile emniyette bilişim biriminden destek alabilirdi.
Çocuğun uyun problemi var. Ve çocuk okulda da derste de ortama adapte olamıyor. Öğretmenler tarafından da aile uyarılıyor. Çocuğun bir psikologdan ziyade bir psikiyatriye götürülmesi gerekirdi. Ama ülkemizde “çocuğun meslek sahibi olmasına engel” olur kanısından aileler çocuklarını psikiyatriye götürmüyor.
Şayet bu gerçek ve doğru bir bilgi değildir. Asker polis gibi mesleklerde bu duruma titizlikle yaklaşılır. Ama diğer mesleklerde kişinin şizofren gibi ileri düzey bir rahatsızlığı olmadığı sürece işe girmesinde psikolojik sorunlar engel değildir.
Zaten çocuğunuzun ileri düzey bir psikolojik sorunu varsa o çocuk işe giremez ki. Ne işe girebilecek sınavlara odaklanıp çalışabilir ne de o işte düzen tutturabilir. Doğru olan, varsa bir sorun en erken şekilde çözülüp çocuğun geleceğini yola koymaktır.
Babanın çocuğu poligona götürmesi dışarıdan, normal bir günde makul karşılanabilir. Baba “Ben polisim çocuğum bana özenmiş” diye düşünebilir.
(Burada babayı savunmuyorum sadece bu olay için böyle olabileceğini varsayıyorum.)
Ama aile içi iletişim kuvvetli olsa ve aile çocuğunu yakından takip ediyor olsaydı o poligona gitmesinin aslında planının bir parçası olduğunu görebilirdi.
Ayrıca evde o kadar silah bulunması hiç doğru değil. Hele ki çocuğun erişebileceği bir yerde olması hiç hiç doğru değil.
Çocuğun bu yaşta Telegram kullanmasına aşırı şaşırdım şayet ben üniversiteyi bitirdikten sonra öğrenip girdiğim bir mecraydı. Çocuğunun hangi sosyal medya uygulamarını kullandığından da bihaberler sanırım. Oyununu bile bilmediklerine göre.
Çocuğun whatsapp profil fotoğrafının bir suçlunun fotoğrafının olması. Çocuk profilini ailesine gizlemiş olabilir ama bu yaştaki çocuğun kullandığı her şey ailenin kontörlünde olmalıdır. Aile kontrol etmediği için bu fotoğrafı da görememiştir.
Televizyon dizileri ve bilgisayar oyunlarının bu vakalarda yeri ne ona bakalım:
Televizyonlar aşırı şiddet, c*nsellik, mafyatik, kadınları aşağılayıcı unsurlara bol bol yer veriyor. Hiçbir yaş kesimi için bu doğru değil. Fakat geçmişten günümüze baktığımızda televizyonlarda bunlar hep vardı. Hayat kadınları, sekreterine asılan iş adamları, mafyalar , tefeciler bunlar hep vardı. Şuanda da var.
O zaman insanlar etkilenmiyordu da şimdi mi etkileniyor derseniz ben yine çevresi içinde birey derim. Bende geçmişte de bugünde de televizyon izleyen biriyim. Geçmişte de bunları gördüm şimdi de görüyorum ama neden suç işlemiyorum?
Ya da ben çocukken de bir oyun vardı adam öldürünce para veriyordu ama ben niye bunu doğru kabul edip o ödül hazzıyla birine zarar vermedim?
Çünkü bir suçu işlemek için bir televizyon dizisi bir bilgisayar oyunu yeterli değildir. Yukarıda da bahsettiğim gibi çevresi içinde ele almamız lazım. Çocuğun aile iletişimi zayıf, arkadaşlarıyla ilişkisi zayıf, içine kapanmış ve kendini oyuna yöneltmiş.
Direk oyunda birini öldürüp puan vs kazanmak çocuğu suça itmedi. Orada sohbet ettiği telegramda konuştuğu çocuklar itti aslında. Yalnız olan çocuk oradakileri kendine yakın gördü benimsedi belki de idol aldı. Onlarda çocuğun müsait olan beynini yıkadı.
Psikolojik olarak sağlam bir zihni olsa, ailesiyle arkadaşlarıyla iletişimi iyi olsa bu çocuk kolay kolay o telegramdaki beyin yıkamalara kanmazdı. Ve ailesiyle bu durumu paylaşıp birlikte çözüm bile arayabilirlerdi.
Bir suç işlemek kişinin yaşından bağımsız zor bir şeydir. Ve böyle büyük çaplı şeyler bir anda olmaz. İlmek ilmek işlenir.
Velhasıl kelam çocuğun bu suçu işlemesinde tek kendi değil birçok şey etkili olmuştur.
Ailelere naçizane tavsiyem
- Çocuklarınızla her sorunu konuşabilecek yakınlıkta olun.
- Çocuğunuzu gözlemleyin. Farklı davranışlar gördüğünüzde ne olduğunu bulup çözmeye çalışın.
- Çocukların kullandığı sosyal medyaları, oyunları kontrol edin. Gerekirse sizde oynayın tehlike olup olmadığını öğrenin. Çocuklarınızı bunlardan gelecek tehlikelere karşı bilgilendirin.
- Çocuklarınızla vakit geçirin.
- En önemlisi de sevmeyi, sevilmeyi, ahlakı, adaleti, doğru ve yanlışı öğretin.
Kötü olayların yaşanmadığı güzel günlere uyanmak dileğiyle hoşçakalın
SHU Melike
