Otizmli Çocukları Yuhalayan Veliler, Onları Destekleyen Müdür ve Türkiye’de Eğitim Eşitsizliği

Türkiye’de eğitim sistemi, her ne kadar itiraf edilmese de, her çocuğa eşit davranmıyor.  Sistem, öğrencileri sayısalcı ve eşit ağırlıkçı olarak ikiye ayırıyor. Sanatla, sporla ya da sözel bir branşla ilgilenmek isteyen öğrenciler devlet okullarında kendilerine yer bulamıyor. Çünkü ilköğretim okullarında bu alanlara yeterince önem verilmiyor, verilse bile boş ders olarak algılanıyor, çoğu lisede ise sözel sınıf bile açılmıyor.

Güzel sanat üniversiteleri için yetenek sınavına hazırlanan öğrenciler okullarında bulunan eşit ağırlık, “varsa” sözel sınıflarını seçmek zorunda kalıyor. Çünkü maalesef eğitim sisteminde yerleri yok. Öğretmenleri tarafından da “Senden çok iyi mühendis, avukat olur boş ver sözeli, yetenek sınavını” gibi baskılara maruz kalıyorlar. Ya da “Neden güzel sanatlar lisesine, spor lisesine gitmedin?” gibi sorularla öğrenciler suçlanıyor. Oysaki ortaokulu henüz bitirmiş bir öğrenci hangi mesleği seçeceğini daha karar vermemiş olabilir. Çünkü adı üstünde o daha bir “çocuk”. Lisede belirlenen meslek seçimi kararına göre öğrenciler bulundukları lisede şekil almalılar. Ancak, eğitimciler kabul etmese de farklı bölüm seçen bu öğrenciler dışlanıyor. Geçtiğimiz gün Aksaray’da gerçekleşen bir olay ise eğitimde fırsat eşitliğinin ne kadar sağlanabildiği konusunda akıllarda daha büyük soru işaretlerinin doğmasına neden oldu.

aksaray'da otizmli öğrencileri yuhalayan veliler

Otizmli Çocukları Yuhalayan Veliler

Aksaray’daki Merkez Mehmetçik İlkokulu’nda veliler, okulda eğitim gören otizmli öğrencilerin sınıflarının kapatılmasını talep etti. İddiaya göre; okulun çıkış saatinde bir araya gelen veliler, otizmli çocukları yuhaladı. Evet doğru duydunuz “yuhaladılar”. İnsanlığın kötülüğünü anlayabilirim ama kendilerinin de çocuğu olan insanların bir başka saf ruhu yani çocuğu yuhalamasını anlayamam! Velilerin, otizmli çocukların kendi çocuklarıyla aynı okulda eğitim görmesine karşı çıkması çok üzücü bir durum. Üstelik okul müdürünün de bu eylemi desteklediği söyleniyor. Ülkemizde kendimizden olmayana, farklı olana karşı tutunulan tavır gün geçtikçe daha kötü bir hal alıyor. Sadece eğitim alanında değil toplumda farklı dil, din, ırka sahip ya da engelli bireylere de tutunulan olumsuz tavırları engellemenin başlıca yolu çocuk yaşta kişiye verilen eğitimden geçiyor.

Otizmli çocuklarla eğitim gören diğer çocuklar eminim ki gelecekte topluma, çevreye, doğaya daha saygılı ve hoş görülü bireyler olacaklardır. Zaten Aksaray’daki bu örnekte de eminim ki çocuklar okulda otizmli arkadaşlarıyla bir sorun yaşamıyordur. Maalesef ki veliler yani yetişkinler çocuklarına acımasız olmayı, ayrımcılık yapmayı ister istemez davranışlarıyla öğretiyor. Saf bir zihni olan çocuk, yetişkinlerin öğretilenleri doğrultusunda gelecekte hoş görüşüz, çevresine saygısız bir birey oluyor. Okul müdürünün de bir eğitimci olarak bu eylemi desteklemesi ayrıca Türk eğitim sistemi adına korkunç bir durumdur. Gerçekten çocuklarımızı hangi zihin yapısında insanlar eğitiyor bilemiyoruz. Tek bildiğim şey, okulda öğretmen seçemeyeceğimize göre en azından evde çocuğu topluma saygılı bir birey olarak eğitebileceğimizdir.

Öte yandan, bu skandal olay karşısında Anadolu Otizm Federasyonu (ANOFED) sessiz kalmadı. ANOFED, şu açıklamayı yaptı:

“Her bireyin olduğu gibi otizmli bireylerin de bütünleştirilmiş ortamlarda eğitim alma hakkı, başta T.C Anayasası olmak üzere ilgili yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir. 5378 sayılı engelliler yasası ile de güvence altına alınan eğitim hakkının engellenmesi, hiçbir kişi, kurum, idareci ve ailenin inisiyatifi ve keyfi kararına bağlı değildir. Aksi hareketlerin ayrımcılık ve nefret suçunu oluşturacağı yasalar da açıktır. Aksaray ilimizdeki bir okulumuzda yaşanan gelişmelerle ilgili girişimlere başlanmış olup, Milli Eğitim Bakanlığı’mızın gerekli önlemleri en kısa sürede alacağına inanıyoruz. Süreci sonuna kadar takip edeceğimizi belirterek, öğrenci ve ailelerimizin yanında olduğumuzu bildiririz.”

Umarım MEB bu olay karşısında sessiz kalmaz, en kısa zamanda engelli bireyleri daha fazla eğitime katan, farklı branşlara ilgi duyan çocukları da “matematik robotu” olarak görmeyi bir kenara bırakan yani her çocuğa kucak açan bir Türk eğitim sistemini kurar.

Rapor Et

kooplogger

Yazar: Pelin Aykın

26 Şubat 1996’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu. 2 yıl bir gazetede çalıştı. Yazmayı, okumayı, seyahat etmeyi ve farklı renkleri tanımayı sever. En önemli özelliği ise Rock’n Roll aşığı olması.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları