Bana bir masal anlat baba, içinde eski çocuklar olsun. Bayram günü kapıları dolaşıp şeker toplayanlar, gün boyu sokakta top oynayanlar, misket devirenler, bisikletin arkasına şişe sıkıştıranlar olsun.
Bana bir masal anlat anne, içinde masumiyet olsun. İki liseli aşığın ilk buluşmasındaki titreyen sesler kadar gerçek, üniversite sınavına hazırlananlar kadar umut dolu bir masumiyet olsun.
Bize masallar anlatın hadi, ebeveynler! Bize eski çocukları anlatın, canavarlarınızın nasıl bu hale geldiğini söyleyin, varsa tabi bir bilginiz.
İhmal edilen onlarca toy kalbin kendini ölüm makinesi zannedip dünyaya alevler saçması, gencecik yüreklerin katilleri olması, nasıl?
Bunu açıklayın bize?
Nasıl?
Siz eski çocukların katilisiniz.
Siz sokak oyunlarının fişini çektiniz.
Siz umursamazca yetiştirip kenara ittiniz.
Siz bu çocukların masumiyetini hiç ettiniz.
Denetim? Merak? Sorgu, git bak oğluna kızına, psikolojisi yerinde değilse yollama okula.
Onun ruhunun pisinde başka çocukları neden kirlettin, ebeveyn?
Kim bilir daha nerelerde kimler kirletmeyi bekliyor, siz böyle umarsız olduğunuz sürece nice kalpler yarım kalacak hayatta, ne filizler solacak umut kokan o koridorlarda.
Sus, konuşma, sabaha kadar anlat anlat bitmez yoksa.
Öyle mi bastırdığınızı sanacaksınız yarattığınız canavarın sesini?
Kendi çocukluğunuza bile saygınız yok mu sizin?
Tabi, siz vakti zamanında yaşadınız, güya da özgür bırakıp onlara da iyice yaşatıyorsunuz, aynen öyle, sanıyorsunuz.
Başınızdan savdığınız çocuklar öpüp koklayamadığımız evlatlarımızın canını alıyor!
Siz anne veya baba olduğunuzu mu zannediyorsunuz?
Bırakın artık masal anlatmayı, gerçekler orada, herkes görüyor.
Yarattığınız bu canavarlar kalem tutulan yerde gidip tetik çekiyor!
Utancınızla yaşayın şimdi.
Varsa evladından şüphesi olan alsın karşısına konuşsun.
Önce siz eğitin, ondan sonra eğitim.
Ülkemizin başı sağ olsun.
