Parkta Gezinti Bünyemize Şart

PARKTA BULUŞALIM:

Arkadaşlar arandı, marketten cips, kola ve çekirdek alındı, güzel ve rahat kombinler yapıldı, çardak kapıldı, parkta buluşuldu.

Şimdi gelsin sohbetler, geçsin saatler, aksın zamanlar, bitirilsin abur cuburlar.

Öyle öğlen sıcağında da çıkılmaz ama. Gün ortası olsun, iki kuruş fazla olsun hesabı, saatin 4-5 sularını işaret etmesi beklenir yaz günü ise, kışınsa her saat park saati bizim için. Yapılan dedikodunun haddi hesabı olmaz, arkadaş grubunun sıcaklığı ve yapılan makaranın da aynı şekilde, kimse hesabını sormaz. Eğlenmenin en basit yoludur parkta buluşmak.

Liseli gençlerin ise vazgeçilmezi olan yeridir parklar, bayılırlar, bedavadır çünkü, sıcak kanlıdır, sadece gençler değil her türlü insan vardır.

Öyle aman aman ses olmaz, sessiz sakin de yakalanamaz buralar.

Gençler de bu yüzden sever parkları, belirsiz oldukları, her türlü beklentinin üzerine çıkan günlere vesile oldukları için.

Bakınız AVM gezintisinde bile birkaç saat geçirdikten sonra sıkılıp çıkıp, varsa yakınlarda bir sahili, yoksa da merkezde bir kafeyi seçiyoruz, güne değişiklik katmak adına.

Oysa parklar, öyle değil işte.

Spontane gelişir her şey, karar alınır, buluşulur, oturulur ve bir bakmışsınız akşam hop, parktan sahile gidiyorsunuz ya da elinizde çiğ köfteler ile dolanıyorsunuz. Ya da kahkahanın dibine vurduğunuz bir esnada spor sever bir arkadaşınız “Hadi top oynayalım” diyor, plansız günün planı tekrar kendini güncelliyor.

Sahi çok eğlenceli anılar oluyor parklarda. İnsanlar, buraları boşuna tercih etmiyor.

Genç, buranın basitliği sevip, onu özel kılıyor. Belki de yoğun giden hayatını birkaç saatliğine park ediyor.

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ:

Sevgililer buluşmuştu ilk kez, bir baba oğlunu görmek için ayları saymıştı, anne bir ağacın arkasına çökmüş, bu kavuşmayı gözyaşları ile izliyor, eski eşine kırgınlıkla bakıyordu, bir nişan atılmak üzereydi parkın en köşesindeki bankta, gelecekte birbirlerine en iyi dost olacak bu ikili, salıncak sırasında tanıştı tam şu anda.

Bir dede torununu kaydıraktan kayarken izledi, bir abi kardeşini zorbalardan korudu, bir anne elinde oya işi ile otururken çocuğu “Anne bak” diye her fırsatta ona kaydıraktan kayışını izletmeyi denedi.

Parklar böyledir, ne olacağı bilinmez. Beklenir, görülür. Bütün parklar farklıdır.

Bazen bir ilişkinin sonu olur parkta, o sırada anne ve baba gelmiştir çocuklarını sallamaya, yaşlı bir amca tek başına yiyordur simit ve ayranını, çift ise nişanı atmaya değil, söz öncesi son gerginliği üzerlerinden atmaya gelmiştir parka.

Her park kusursuzdur ve her parkta olaylar rastgele gelişir, bazen gerçekten göz korkutan kavgalar çıkar, silahlar ve bıçaklar patlar, bazen sevgililer tenha bulurlar parkı, hasret giderirler dakikalarca, teyzeler piknik yapar, börek kokusunu duyan geçler bulundukları çardağı basar.

Hep sıcak olur parklar, kışları bile ısıtır, tabi mecazen, içimiz ısınsa da tir tir titreyerek otururuz parklarda gece saati.

Gece demişken, alkoliği de gelir elbet, alem yapanı, parka korku salanı ve mahallede polis gezdireni. Belalı tipler hayatımızın her anında var maalesef, parklarımızı eksik bırakacak halleri ve anlayışları nasıl olsun.

“Herkesliği” için severim parkları, herkes içindir çünkü parklar.

Asosyali de eğlenir, en popüleri de.

Güçlü de oturur banka, ezileni de.

Sevgili ile de gelinir, yalnız başına aşk acısı çekerken de.

Aile ile de gelinir, aile için de gelinir.

Herkesin yeri, halkın yeri adeta bir parktır bilirsiniz.

Hadi bir gün bir parka gidin, erken saate çökün bir banka, saatlerce oturun, insanları izleyin ve dinleyin.

Tonlarca dert ve muhteşem hayatı keşfetmiş olacaksınız. Belki de apartmandaki yan daire komşunuzun bile bilmediğiniz sorunlarını, başarılarını öğreneceksiniz.

Bilmez mesela kalbimde pil olduğunu herkes. Ama derin bir sohbet sırasında konu konuyu açarken ben de aradan çıkartırım o meseleyi maksat onlar da bize güvensin diye.

Size de tavsiyem o. Kapalı kutu olabilirsiniz ama parklarda biraz daha içten ve açık olmaktan zarar gelmez. Çünkü bir kafe sohbetinde ihanete uğramak, ihtimal olarak parka nazaran çok daha yüksek inanın.

Denendi, onaylandı.

VEDASI MI YOKSA KAVUŞMASI MI:

Düşünsenize, bir gün parktasınız.

İki çift var.

Biri çok genç, 18li yaşlarda iki genç.

Diğeri 25-27 civarı.

Genç olanlar ilk buluşma heyecanı ve titreyen ellerle adeta bayılacaklarken, orta yaşlı olanlar her şeye son noktayı koymak üzre, son bir kez bir araya gelmişler.

Bir yerde saf ve ilk mutluluk seyir ederken, öteki tarafta gerçekler tokat gibi çarpıyor çiftimizin gözüne, bir de bu yeni çifti gördüklerinde, hepten kahroluyorlar, yıllar önce gelmişler bu parka nasılsa.

İlk buluşmalarını hatırlıyorlar sağ tarafa bakınca, solları ise hiç olmadığı kadar acıyor bugün.

Belki bir anlık gaz ile son bir şans verecekler birbirlerine. Ya da aksine, ufak buruk bir gülümseme eşliğinde veda edecekler geçmişlerine.

Yeni çiftimiz de geçmişe mazi demeye hazırlanan çifte bakıp “Ne mutlular” diye iç geçiyorlar ama ah bir bilseler onların içlerini ah.

Sizce peki, vedalar mı, yoksa kavuşmalar mı, parkları park yapan?

MEVSİMLERE GÖRE PARK OLMAK:

İlkbahar gelince, ortalık güllük gülistanlık, ağaçlar açmaya, hava ufaktan ısınmaya, yazlıklar giyilmeye başlamış, dondurma sezonu açılmak üzere ama sıcak kahveler de akşamüstleri hep ellerde.

Parkların ilkbaharda arkadaşlığı sembolize ettiğine inanırım ben, düşünün bir, genelde ilkbaharda gideriz hep arkadaşlarımızla parka, o tarihe denk gelir en tatlı anılar. Elbette dört mevsimde de bolca gideceğiz lakin en eşsiz anılar, ilkbahar güneşinde birikir derim hep.

Muazzam bir ortam, okul döneminin sonu, üniversitelilerin ufaktan veda çanları çaldığı dönemler, yazın muhakkak yapılacağına inanarak söylenen sözler ve yarısını bile tutulmaması ile sonuçlanacak yaz.

Yaz ayları ise bahsettiğim gibi, çok kalabalık, çok cıvıl ve çok olaylı geçer, kavgası ve gürültüsü asla eksik olmaz, parkın tadını almak isteyen ise yalnızca havasını alıp gider. Ya sabahın erken saati gelmeliler parka, ya gece körlerinde, yoksa gurmeler aç kalır, parktan istediğini alamaz.

Yakıp kavuran öğlen sıcakları, akşamüstü hafif esen meltem, bolca dondurma ve içecek, voleybol, futbol, basketbol veyahut saklambaç. Yazın daha çeşitlidir bu sayede parklar. Opsiyonu boldur, tadından yenmez, özellikle öğlenleri yenmez, yemek isteyeni de yakar geçer sahi.

Sonbaharın parkı var bide, serinliği, soğukluğu, bazen acılığı ama mutluluğu daim olan o sonbaharın bir de park atmosferi var ki aman Yarabbi. Kitaplara ve filmlere konu olacak kadar görkemli sonbaharda parklar, bir hayli sakin, tam aşıklar yuvasıdır. Kasımda aşk başkadır sonuçta.

Çifte kumruların toplandığı, herkesin ısınmak birbirlerini sardığı, güzelim sohbetlerin edildiği sonbaharlar.

Okulun başlangıcı, arkadaşlarla gün kritiği yapmak adına saatlerce oturup, asıl günün kritiği hariç her kritiğin yapıldığı. Ya hava çok soğuk olduğu ya da ertesi gün okula uyanılacağı için bitirilen günlük park serüvenleri vardır sonbaharların.

Herkese ait olmayı keser bu mevsimde parklar. Gerçekten has park sevenleri ister, onlar bulunur genelde, çoluk çocuk belki hafta sonu, amcalar ve teyzeler ise boş vakitte.

Sarhoşlar bu sefer rotayı sahile çevirir çevirmesine de geçerken bir uğrarlar yine de.

Kimse temelli veda edemez ki parka, sadece mevsimine bakar biraz.

Kışın kar yağışı bembeyaza boyar, yine gurme park severler gelir yalnızca, konarlar çardak dallarına. Dondurucu olur bu mevsim, AVM ve kafeler, gençler adına daha caziptir kış aylarında, yine de parktan vazgeçemez, arada bir de olsa uğrar, hatta konu derinse her okul çıkışı soluğu parkta alırlar.

Kar tutmuş bir parkta yürümekse gerçekten insana umut ve mutluluk verir. Bilirsiniz, kar soğuğu kırar derler, o lafı söyleyene pek inanmayın tabi, yine de bazen hafifletir, karlı havada birkaç dakikalığına da olsa park havası almak bünyede antidepresan etkisi yaratır.

BÜYÜSÜ HEP Mİ AYNI OLUR BE:

Çocukların ettiği kavgaların olgunluğu, gençlerin aşklarını alevlendirmesi, teyzelerin gıybeti ve üniversitelilerin yalnızlığı. Büyüsü hep aynı olmak zorunda sanırım.

Parklar her daim eşsiz, farklı konulara, aynı dilde ev sahipliği yaparlar.

Karakter değişir, kurguda iyileştirmeler ve kötüleştirmeler yapılır, kişiler somuttur hep, roller farklı ama sonuç aynıdır.

Kızlar için, erkekler kavga çıkarır.

Teyzeler masaya gelen topları, hoş karşılamaz.

Küçük çocuk, satıcılığının bedelini arkadaşına ödetmek için çabalar.

Aşık ama hüzünlü delikanlı açar bir damar şarkıyı ve kendini depresyona sokar.

Asosyal çocuğun sohbetinin iyi olduğu, samimi olmadığı çocuklarca öğrenilir.

Yaşlı amca yanında yedek bir simit bulundurur.

Çiftimiz, çok uyumludur ve çok farklı bir hava taşır, gençler ise “Var bir hayalimiz” demeden edemez.

Vesaire.

Özetle parklarda, her daim tat ve heyecan bitmez. Sefası da asla bir akşama yetmez. Ayları yılları adamak gerekir soğuk banklara.

Parkları sevmek, benimsemek, kafalar attığında orada soluğu almak gerek.

Kendi dünyasını kurar ve bozar bir park bir gün içinde, hiçbir gün aynı olmaz, bazen benzer, andırır ama asla aynı olamaz.

Eşsiz yerler, insana mini orman havası tattıran şehir habitatları.

Görülmeye de sevilmeye de değer.

 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.