Türkiye’de siyaset (uyutan güzeller)

benim açımdan siyaset parti üzerinden değil, fikir üzerinden karar verilen doğru ve yanlışlarla yapılır. ülkemizdeki siyaset de herkese göre kendisi doğru olduğu için, kin, kavga ve türevleri üzerinden yapılır. bazen hiç tartışmak istemediğim için siyaset ve politika konuşmaktan uzak dururum, bazen ise sırf içimdeki kini boşaltmak, deşarj olmak için siyaset yapmayı severim. siyaset beni hem geren, hem de aynı zamanda deşarj eden bir hedef.

politika biraz orospuluktur demiş proudhon. yok lan atıyorum. ama dese güzel olurmuş. kimse demediyse benim olsun mu?

öncelikle şunun bilinmesi gerek;

ülkeyi hükümet yönetmez. daha doğrusu tek başına hükümet yönetmez. ülkeleri parlamentolar yönetir. yasaları onlar çıkarır. iktidarca alınan bir karara dur diyebilir, hükümeti başka bir karara zorlayabilir. ülkeyi salt iktidar partisi yönetmez. öyle olsa hükümet kurulduktan sonra meclisi fesh ederdik bakanlar yönetirdi ülkeyi. öyle değil. öncelikle bunun çok iyi idrak edilmesi şart.

iktidar partisi yönetimde olduğu süre boyunca gelen eleştirilere yanıtlar bulmak, notlar almak, bir sonraki seçim için zemin oluşturmak yerine bizi düşürmek için yapıyorlar bunları dediği an bitip tükenmeye mahkumdur zaten.

amacınız ülkeyi refaha kavuşturmak, vergi ve gelir adaleti sağlamaksa bunu iktidar olmadan da yapabilirsiniz zaten. peki o zaman türkiye’de bu iktidar sevicilik nereden geliyor? yani biri çıkıp halk beni vekil yaptı görevlerim var demek yerine ben olayım iktidar nolur ben yöneteyim diyorsa bunda art niyet aranmalıdır.

türkiye’de siyaseti ve alınan tavırları “ileri” – “geri” olarak nitelendirmek yerine “değişimci” – “sabit fikirli” olarak ikiye ayırmak gerekir. türkiye’de ilerici olduğu belirten hareketler “değişimcilikten” uzaklaşarak kaybetmeye devam ederken (sağ hareketler -ne kadar sağ sol ayrımı yapılabilirse artık- kendilerine ilerici demezler pek) sağ havalı ve temelde “gerici” olarak nitelenen hareketler “değişimciliğe” sarılarak kazanmaktadır.

çelişki melişki değil, solda bir tembellik, sağda da bir hırs var.

keşke hırslar ülke içinde ortak ve faydacı bir paydada bütünleşse ve “şark” zihniyetinden “batı” zihniyetine geçsek. liberalimiz de takkesiz olabilse.

takkeli insanların altına demokrasiyi ve liberalizmi araba (araç) olarak koyarsak, garabet seviyemiz artıyor, çözümsüz ve aciz kalıyoruz.

buna bir son vermeli ama neresinden?

allah, kitap, peygamber, atatürk, laiklik , demokrasi, türkçülük , kürtçülük bu ve bunun gibi söylemleri kullanarak belli bir zümrenin cebine cukka hizmetidir  bu gelişen olayların tamamına da dava denmektir ki içi boş bilimden aydınlanmadan birey olmanın vermiş olduğu kazanımlardan bihaber toplulukları biat ettirme sanatıdır. genelde söylemler değişsede ilkesi(ilkesiz olmaktan geçer ) hep bu zemin üzerine kuruludur 

Söylenilecek çok söz olmakla birlikte burada yazımı sonladirmaktayim unutmayın ki uyandırmak uyutmaktan daha zordur 

Hadi eyw…

okur

Yazar: Halil-Tekin

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.