"YAMALI ENTARİ"

YAMALI ENTARİ

        “Bir yakınken uzak olmak vardır, bir de; uzaklığa rağmen yakın olmak. Gönüller yakın olacaksa, bedenler uzakta olsa da olur.Ancak; Gönüller uzak olacaksa, bırakın bedenlerde yakın  olmasın…”

-Anonim

       Bugün unutulmayan hislerimizi konuşmak istiyorum. Geçmişe döndüğümüzde olayları, durumları bir bir anlatamadığımız ama hissettiklerimizin hala baki olduğu anlardan… Hepimizin hayatında birçok insan var. Yakınımızda olan veya yanımıza yaklaştırmadığımız, bazen uzakken yakın bazen de yakınken uzak olduklarımız… Uzaktan sevmek zor derler, inanırım. Ama kimse yakındayken uzak olmanın daha zor olduğunu söylemedi bana.

      Uzun zamandan beri sorguladığım şeylerin başında yakınımda olan, yıllarımı verdiğim insanlara neden bu kadar uzak hissettiğim geliyor. Ne oldu da kaybettim o güzel hisleri? Ne yaptık ki el birliğiyle yok ettik o samimiyeti? Kaybettiklerimin yasını tutmaktan cevap aramaya geç başladığımın farkındayım. Olsun. Cevabı bulmakta çok memnun etmedi beni… Çünkü bugün kaybettiğimi düşündüğüm ne varsa kendi ellerimle vermişim…

       Ben fark ettim ki hayatımda beni üzen ne varsa yok saymaya kalkmışım. Kendimi, duygularımı yok sayıp herkesi kendimin önüne katmışım. Olaylar, durumlar yaşanırken anında yaşasaydım hislerimi; anında dile getirseydim söyleyemediğim, içimde küflenen her heceyi bu kadar zehirlenir miydi içim? Sanmıyorum…

      Kendimi fakir bir çocuğun üzerinde ki yamalı entari gibi hissediyorum. Birçok yerimden yara almışım, yırtılmışım ama kendi yırtıklarımı yine kendi parçamla yamalamışım… Şimdi ne kadar kapattığımı düşünsem de soğuk alan yerleri, o yamalar bir zamanlar aldığım soğuğu unutturmuyor bana. Nereye takıp da yırttığımı hatırlamıyorum ama aldığım soğuğu ölsem unutmam sanki(!).

       Şimdi hayatımda oldurmaya çalıştığım birçok insan da böyle hissettiriyor bana. Bana yaptıklarını, söylediklerini bir bir dökemem yazıya… Ne dilim döner anlatmaya ne de kalemim gider yazmaya. Hissettirdikleri değersizliği, üzüntüyü anlatmaya kelimelerim de kâğıtlarım da yetmez…

       Ama artık kabullendiğim bir şey varsa ne aldığım soğuğu unuturum ne de ısınmak için kendimden verdiğim parçaları…

Tuğba Şahin

     

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.