Yalnızlık ve Tek Başınalık: Birbirinden Bağımsız İki Kavram

Yalnızlık ve tek başınalık

 

İki Zıt Kavram: Yalnızlık ve Tek Başınalık

İnkâr edemeyeceğimiz bir gerçek varsa bu da insanın sosyal bir varlık olduğudur. İnsan zihni başka insanların zihni ile etkileşim halinde oldukça işler, gelişir ve potansiyelinin sınırlarını zorlar. İnsan, insanı geliştirir. İnsan, insana öğretir. Tüm tecrübelerimizi başkalaştıran insanların bu tecrübelere dâhil olmasıdır. Bu dâhil olma hali geçmişi anılara, yaşadığımız anı ise maceraya çeviren şeydir. İnsanların varlığıdır…  İnsanlar bizi aile, ekip, meclis yaparlar. Dostluğu, aşkı, ebeveynliği, evlatlığı, öfkeyi veya acıyı insanlar sayesinde tadarız. Duygusal deneyimlerimizin büyük çoğunluğu insanlarla etkileşimimiz sonucu doğar. Tüm bu sebeplerden, insanın -sağlıklı bir biçimde- yalnız hayatta kalması ve ilerlemesi mümkün değildir.

Yalnızlık ve tek başınalık

Fakat aynı zamanda insan, yalnızca kendine ait zamana da ihtiyaç duyar. İç sesini dinlediği, tecrübelerinden çıkardığı derslerle yüzleştiği veya yeni tecrübeler edindiği bu tek başına kalma hali sağlıklı bir insan için olmazsa olmazdır. Peki bu insanın tek başına zaman geçirmesi onun yalnız biri olduğu anlamına gelir mi? Zaman zaman tek başına olmayı tercih etmek sizi asosyal yapar mı? Tek başınıza sinemaya gitmek, bir kafede oturup kahvenizi içmek veya yürüyüşe çıkmak sizi yalnız mı yapar? Ya da daha doğru bir ifadeyle soracak olursak: İnsanın bir şeyleri tek başına yapması yalnızlık kaynaklı olmak zorunda mıdır?

 

Yalnız Kalmak ve Tek Başına Olmak

Çevrenizde insan olmadığında, başka insanlar tarafından asosyal olmakla itham ediliriniz. Bu insansızlık hali, başkalarının zihnindeki acıma duygusunu tetikler. Başkalarının bize acımasıyla yüzleşmek istemediğimizden, tek başına olmak istediğimizde bile insanların varlığını kabul ederiz. Oysa yalnız kalmak ve tek başına olmak arasında ciddi bir fark vardır: İrade.

Önerilen İçerik: Para Mutluluk Getirir mi?

Yalnız kalmak; çevrenizde insanların varlığını istediğinizde, onlarla bir anıyı paylaşmayı arzuladığınızda yanınızda kimseyi bulamamaktır. Sizi dinleyecek, sizinle ağlayıp gülecek, sizi sevecek kimseye sahip olmama halidir yalnızlık. Sizin iradeniz dışında gelişir.

Tek başına olmak ise bir tercih kaynaklıdır. Sizinle olmayı tercih edecek insanların olmamasından değil, kendi kendinizle kalma halini tecrübe etmek arzusundan doğar. Zamanı yalnızca kendinize ayırmaktır.

 

Yalnızlık ve tek başınalık

Türkiye’de Bu İki Kavramın Aynı Sayılması

Türkler, insanların yaşamlarında birbirlerine bağımlı olduğu bir toplumdur. Aile kavramı her şeyin önündedir. İnsanlar deyim yerindeyse birbirleri için yaşarlar. İnsanlar ebeveynlerinin evlerinden çıkıp kendi kendi evlerini açarlar bu süreçte aslolan insanın yalnız olmaması bir aileden çıkıp yeni bir aile kurmasıdı. Eğer ailenizden çıkamaz, kendi ailenizi kuramaz, etrafınızda görüştünüz fazla insan olmazsa insanlar size sosyal olarak sorunlu muamelesi yaparlar.

Sizi herhangi bir etkinliği yalnız yaparken gördüklerinde sürekli neden bir refakatçiniz olmadığı ile alakalı sorular sorarlar. Neden neden yalnızsın, arkadaşın gelmedi mi, eşin çok mu çalışıyor gibi sorularla sizi boğarlar. Bizim toplumumuzda herhangi bir anda tek başına olmak acizliktir. Oysa tek başına olmak yalnız olmak anlamına gelmez. Tek başına olmak bir tercihtir ruhu olgunlaştırmak, değerlerimizi gözden geçirmek için bir fırsattır. Aslında tek başına kalmak sosyal bir varlık olmanın en büyük gerekliliğidir. Çünkü insan tek başına kaldığında aynı bir süre kapatılıp dillendirilmiş bir elektronik cihaz gibi bünyesindeki bünyesindeki ve zihnindeki güncellemeleri göz önünde bulundurarak sosyal hayatında nasıl daha başarılı adımlar atacağını karar verir.

Yalnızlık ve tek başınalık

Tek Başına Olmak Bir Tercihtir

İnsan doğasına aykırı olan tek başına kalmak değildir. İnsan doğasına aykırı olan sosyalleşmek istediğinde, bir anıyı paylaşmak istediğinde, konuşacak ve tecrübelerini aktaracak birini aradığında muhatap bulamamaktır.  Yani yalnızlık etrafında birilerinin olmasını istediğin halde seninle birlikte olacak kimseyi bulamamaktır. Tek başınalık ise bir tercihtir. Kendin için zaman ayırmaktır. Kendinle sosyalleşmektir.

Hiçbir insan yalnızlıkla sınanmamalı, çevresinde ona eşlik edecek birini aradığımda kapılar yüzüne kapamamalıdır. Ama aynı zamanda da hiç kimse, kafasını dinlemek ve ruhunda olup biteni anlamlandırmak istediğinde etrafındaki insanların anlamsız baskısı ve ona yaşayacak alan bırakmadıkları gerçeğiyle yüzleşmemelidir.

Önerilen İçerik: Neden Empati Kuramıyoruz?


İlginizi Çekebilecek Faydalı Bağlantılar:

kooplogger

Yazar: İdil Ceren Yılmaz

Gezegendeki yolculuğunun 24'üncü yılında. Atmosferde başıboş gezen hikayeleri yakalayıp insanlara anlatmak en büyük tutkusu.

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.