Kara Kitap Hakkında Kısa Bir Değerlendirme

Artık kendi sitemde yayımladığım detaylı analizlerin yanında kooplog’da da okuduğum kitapları kısaca değerlendireceğim. Bu yazının değerlendirme konusu ise Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ı.

Sevdiğiniz, yaşadığı dönemde klasikleşmiş prestijli bir yazarın yeni romanını beklemek oldukça heyecan verici bir durum. Hele bu yazar bir de kendi anadilinizdense aynı zamanda büyük bir gurura da dönüşüyor bu bekleyiş. Orhan Pamuk’un Veba Geceleri’ni de böyle bekledim. Ancak bu heyecan hemen bitmesin diye çıkar çıkmaz da okumak içime sinmedi ve onun dünyasına tekrardan göz atabilmek ve romancılığını anımsayabilmek için Nobel komitesinin de öve öve bitiremediği sırlarla dolu o kitabı Kara Kitap’a döndüm.

Kara Kitap, Orhan Pamuk’un çok da tanınmamış bir yazar olarak yıllarca kafasında taşıdığı, büyük bir özenle senelerce çalışarak yazdığı bir kitap. Hangi ipucunun işe yarayacağını bilemediğimiz bir macera romanı gibi. Ancak bir macera romanının üstünde çok katmanlı ve derinlikli bir dönem romanı. Taşıdığı doğu – batı çatışması gibi tezleri estetize ederek yazınsal bir biçime bürümüş benzersiz bir yapıt.

Ancak bana sorarsanız bu kadar çok detay kimi zaman okuru yormaktan da geri kalmıyor. Diğer romanlarının aksine Kara Kitap çok incelikli bir iş olsa da okuru romanın sonuna kadar götürecek çatışmayı yaratmada diğer romanlarına göre biraz yetersiz kalıyor. Evet çok ciddi bir yapıt. Ayık bir okuma istiyor. Kuvvetli yanları saymakla bitmez ancak dediğim gibi okuru kendine bağlama anlamında küçük sorunlar yaşıyor ve bazen mola verme gereksinimi hissettiriyor.

Bütün bunlara rağmen kendi olamayan bir milleti benzersiz bir biçimde ele aldığı için neredeyse kusursuz bir teknikle kaleme alındığı için mutlaka okunması gereken bir yapıt Kara Kitap.

okur

Yazar: Onur

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.