Dokunmayın Havama, Suyuma, Toprağıma

Dört büyük element; hava, su, toprak ve ateş. Canlılığın, var olmanın başlangıcı. Dünya’nın oluşum evreleri incelendiğinde bu dört büyük elementin var olmasıyla canlılığın başlandığını görebiliriz.

Toprağın üzerinde filizlenen ilk bitki, güneşin ışınlarına döner yüzünü. Güneş hayattır canlılığa. Kökler toprak anaya sıkıca tutunmuştur. Yaşamı için bir damla suya ihtiyacı vardır. Doğa döngüsü buharlaşan suyu buluttan süzerek üzerine yağdırır. Canlılığın temek unsurudur su. Su hayattır, su yaşamdır. Soluk alıp verdiğim hava, gündüz ve gece farklı gazlarıyla hizmet sunar. Küçücük bitki yaşamak için havaya, toprağa, suya ihtiyaç duyar. Tüm doğada düzen bu şekilde kurulmuştur. Yaşam bu elementlerde saklıdır.

Doğanın dengesi bozulmasın “Ağlamasın buz dağı” eriyen her damla buz gözyaşı gibi karışmasın okyanusa. Küresel ısınma kutuplardaki canlıların yaşamına son vermesin. Havaya atılan her türlü zararlı gazlar, atmosferimizi bozmasın. Bulutlardan duru sular akacağına asit yağmurları yağmasın. Toprak ana bağrına aldığı her canlıyı ölümcül sularla değil en duru sularla beslesin. Yaşamımız böyle bir sonla bitmesin. Hiçbir canlı bizim yüzümüzden ölmesin. Doğanın katili biz olmayalım.

Bebek dünyaya geldiğinde ağlamaya başlar. Bu bebeğin ciğerlerinin ilk havayla tanışmasıdır. Körpecik ciğerler oksijenle dolar bir anda. Yaşam başlar. Taze bir hava var olmanın başlangıcıdır. Artık geri kalan sürede her nefes ona can katacaktır. Alınan her nefesin temiz olması, sağlıklı olması insani bir haktır. Ormanın yeşilliğinde, denizin maviliğinde en temiz havayı ciğerlerine çekmek ve öyle büyümek en büyük haktır bir çocuğa. Bu hakkı kimsenin elinden almayalım. Geleceğimizi göz göre göre yok etmeyelim. Sonumuzu böyle yazmayalım.

Dünya benim evim, yaşam kaynağımdır. Havasıyla, suyuyla, toprağıyla. Toprağın derinliklerinde yaşayan karıncadan, göklerde süzülen martıya kadar her canlınındır. Her türlü kimyasal atıklarla havayı, suyu ve toprağı kirletiyoruz. Çevre bilinci oluşturulmamış insanlarla doğayı bir sona sürüklüyoruz. Eğitim ailede başlar. Her çocuk anne ve babasından gördüğünü uygular. Yeşili maviyi seven ailenin çocukları doğa sevgisiyle büyür. Çocuklarımızı yeşille maviyle büyütelim. Unutmayalım ki doğa bize değil biz doğaya muhtacız. Bu yüzden doğa gelecek nesle emanet ettiğimiz en önemli şeydir. Onlara doğayı en doğru şekilde öğretelim. Dünyamızı yeşili maviyi sevmeyen bir nesle emanet etmeyelim.

Denizdeki balıklar her türüyle yaşamalı. Martılar, güvercinler, tüm kuşlar kanat çırpıp uçmalı. Toprağım en verimli haliyle en güzel ürülerini vermeli. Havam bana en temiz nefesi sunmalı. Havam, suyum, toprağım temiz olmalı. Tüm insanlar haykırmalı “Dokunmayın havama, suyuma, toprağıma..!”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

3 yorum

Yorum Yazın
  1. Güzel bir yazı olmuş.Umarım aileler dediğin gibi çocuklarını bu konuda eğitir.Yeni yazılarını bekliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.