Türk Sinemasının Gözden Kaçan Cevherleri / 2000ler

Popüler sinemaya neredeyse hakimiz. Komediler, romantizmler, savaş ve asker filmleri… Neredeyse hepsinin birbirine benzediği diğer pek çok iş var ve bu işleri sıkı sıkıya takip ediyoruz.   

Özellikle Netflix, BluTv, Exxen gibi platformlar hayatımıza daha fazla nüfus ettiğinden, dijital sinema ve televizyon daha da yaygınlaşmaya başladığından beri hemen hemen bütün işleri de biliyoruz.  

Peki ya 2000’ler sineması? 

Modasından müziğine pek çok alanda diğer dönemlerden bariz farklılıklarla ayrılan ve kendine has özellikleri olan bir dönem; milenyum çağı… Sinema ve televizyon da elbette bu milenyumdan payını aldı. 

Özellikle sosyal konulu dramalar ve sanat filmleri bakımından oldukça zengin bir dönem. Fakat bu döneme ne kadar hakimiz?  

Elbette hâkim olmak gerekmez ancak bilmekten zarar gelmeyecek hatta yarar sağlayacak birtakım filmler olduğu da yadsınamaz bir gerçek.  

Bugün bahsedeceğim filmlerin türleri dram, kara komedi, siyasi, sert gerçekçidir. İlgilisinin oldukça hoşuna gidebileceğini temin edebilirim.  

İşte izlemek isteyenler, keşfetmeyi sevenler için, sır gibi saklamak istediğimiz ama aynı zamanda da herkese anlatmak istediğimiz birkaç underrated film! 

1: Başka Semtin Çocukları / 6.7 

2008 yapımlı filmimiz, yönetmen Aydın Bulut’un ilk uzun metraj filmi, İstanbul Gazi Mahallesinde geçmekte. Yönetmenimizin aynı zamanda yine Gazi Mahallesini konu aldığı, konu alınan olayların içeriği bakımından da çokça konuşulan bir belgeseli daha bulunmakta.

Temelde askerden dönen Semih’in kardeşi Veysel’in cenazesiyle karşılaşmasını ve cinayetin peşine düşmesini anlatan filmimiz, geçmişe dönük sahneleriyle hikayesini anlatıyor. Bu sahnelerde Veysel’in içine düştüğü esrarlı belaları ve abisinin de bu sırları çözmeye çalışmasını izliyoruz.

Bunun yanında filmde Alevi-Sünni çatışmalarını, Kürt sorununu, gelecek kaygılarını, sınıfsal konuları kısaca Türkiye’nin toplumsal gerçeklerini karakterler üzerinden çok net bir şekilde görebiliyoruz.

Çok geniş bir kadroya sahip olan filmde, Ertan Saban, İsmail Hacıoğlu, Eyşan Özihim, Mehmet Ali Nuroğlu, Serkan Keskin, Rıza Kocaoğlu, Ushan Çakır, Evrim Alasya gibi ve daha pek çok ismi görmek mümkün.

2: Gölgesizler / 6.7 

Hasan Ali Toptaş’ın aynı adlı romanından Ümit Ünal uyarlanan film 27 Şubat 2009 da vizyona girdi. Hasan Ali Toptaş’a 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü kazandıran roman hemen ertesi yıl basıldı. Toptaş, her ne kadar söyleşilerinde senaryo ile roman arasında özellikle belli noktalarda bariz farklılıklar olduğunu söylese de senaryo temelli yönetmenin filmi bu haliyle oldukça beğenilmiştir.

İstanbul’daki karmaşık hayattan sıkılan bir berber Gölgesizler adlı bir kasabaya yerleşmeye karar verir. Berber aslında ‘hem burada olmayı hem de çok uzakta olmayı’ özler. Köyde hali hazırda bir berber dükkânı vardır fakat berber ortada yoktur. Berberimiz bu dükkâna yerleşir ve burada bir hayat sürmeye başlar. Ne yazık ki yerleştiği köy, sıradan bir köy değildir. Köyde ardı ardına kaybolmalar yaşanmaktadır, muhtar ve korucu köye dehşet saçmaktadır. Tuhaf halk hikayeleri insanları vardır. Ve açıkçası biraz da kafa karıştırıcı, sorgulayıcı, fantastik bir filmdir.

Kadrosunda Selçuk Yöntem, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan, Aydemir Akbaş, Ertan Saban, Hakan Karahan, Altan Erkekli gibi güçlü isimler barındıran filmde Ertan Saban’ın ‘Kar neden yağar, neden yağar kar?’ repliği akıllara kazınmıştır.

Ayrıca filmde konuk oyuncu olarak da yer alan Candan Erçetin’in ‘Ben Kimim’ şarkısı filmi tabiri caiz ise tamamlar niteliktedir.

3: Anlat İstanbul / 7.4 

Masallar şehri gerçekten de masallarla mı doludur? Eğer doluysa bu masallar toz pembe midir?

2005 seneli, 5 farklı yönetmen ile çekilen filmin yönetmenleri, Ümit Ünal, Yücel Yolcu, Ömür Atay, Selim Demir delen ve Kudret Sabancı’dır.

Anlat İstanbul, masallarla harmanlanmış insan hikayeleri olarak karşımıza çıkıyor. Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses, Fareli Köyün Kavalcısı, Külkedisi ve Kırmızı Başlıklı Kız İstanbul’da ortak bir noktada buluşsaydı ne olurdu fikrinden yola çıkılmış gibidir adeta.

Döneme göre çok iyi bir görüntü yönetmenliğine sahip olmakla, farklı hikayelerin geçiş matematiği oldukça iyi aktarılmıştır. İstanbul’un insan çeşitliliğini en iyi yansıtan filmlerden biridir. Trans seks işçisi, aldatılan klarnetçi gibi karakterlerinden, geçilen sokaklara, Hüsnü Şenlendirici’nin klarnetiyle kattığı melodilerden, repliklerine bütünüyle bir İstanbul filmidir. Eşsiz bir kadroya da sahiptir aynı zamanda.

Özgü Namal, Mehmet Günsür, Erkan Can, Altan Erkekli, Azra Akın, Asil Suna, Vahide Perçin, Mehmet Maşallah Tekin, Çetin Tekindor, Nejat İşler, Nurgül Yeşilçay, Selim Akgül, Erdem Akakçe, Mazlum Çimen, İdil Üner, Fikret Kuşkan, Ahmet Mümtaz Taylan, Serkan Ercan, Ece Hâkim, Yelda Reynaud, Güven Kıraç, Şevket Çoruh, İsmail Hacıoğlu, Hasibe Özlem Eren, Selen Uçer masal karakterlerimiz olarak karşımıza çıkıyor.

4: Bizim Büyük Çaresizliğimiz / 6.8 

İki yakın dostun arasına bir kadından başka kim girebilir? Veya bir kadın iki yakın arkadaşın arasına girebilir mi?

Barış Bıçakçı’nın aynı adlı romanından uyarlanan 2011 yapımı filmin senaryosunu ve yönetmenliğini Seyfi Teoman üstlenmiştir.

Dostlukları uzun yıllara dayalı otuzlu yaşlarda Ender ve Çetin’in ve evlerine dahil olan genç bir kadının hikayesini anlatıyor filmimiz.

Çetin’in üniversite yıllarında ayrıldığı yere geri dönmesi ve Ender ile aynı evi paylaşması ve ikilinin barışçıl dostluğu Almanya’da yaşayan dostları Fikret’in annesi ve babasının trafik kazasında kaybetmesiyle patlak veriyor olaylar. Kısa süreliğine Türkiye’ye gelmiş olan Fikret’in Almanya’ya dönmesi gerekmektedir fakat kız kardeşi Nihal’i dostlarına emanet etmek durumundadır. Nihal ise Ender ve Çetin’in hayatlarına tam ortadan giriş yapmış ve ikisi de kalbini ona kaptırmıştır.

Başrollerinde Fatih Al, İlker Aksum, Güneş Sayın ve Taner Birsel’in bulunduğu filmimiz, samimi bir anlatıma sahip. Aynı zamanda kitap alıntıları, şiir okuma sahneleriyle akılda kalmıştır ve aşk üçgenlerine yeni bir boyut getirerek sıradanlaşmaktan kurtarmıştır.

5: Filler ve Çimen / 7.1 

Yönetmen Derviş Zaim’in 2001 yapımlı dram filminde kelebek etkisini görmekteyiz. Başarılı bir sporcu olan Havva’nın tek hayali Avrasya Maratonu’nu kazanmaktır. Ödül parasına ek olarak, gazi abisini tedavi ettirebilmek umuduyla, silgi fabrikasında da işe girmiştir. Ancak işler hiç de Havva’nın yararına ilerlemez. Ona yiyecek desteği veren otelde, çok daha büyük ve kirli işler dönektedir. Havva ise bu olayların dışında kalmak istese de nasibini alacaktır.

Tabutta Röveşata filmiyle büyük başarı yakalayan Derviş Zaim bu filminde yine toplumsal olaylardan bahsetmekle birlikte, siyasetin ve devlet işlerinin de karanlık yüzlerine ışık tutuyor.

 

Başrollerinde Ali Sürmeli, Sanem Çelik, Haluk Bilginer, Uğur Polat, Taner Birsel, Taner Barlas, Bülent Kayabaş gibi isimler bulunan filmimiz pek çok ödülün de sahibidir.

Durağan başlamasına rağmen sürükleyen bu dram filmi, özellikle gerçekçi film sevenlere ve siyaset filmi sevenlere hitap etmektedir. Bizden yüksek statüde birinin nasıl da biz hiç fark etmeden hayatımıza etki edebileceğini ve bir anda kendimizi karmaşa içinde bulabileceğimizi en iyi yansıtan filmlerden biri.

6: Çakal / 6.6 

Mekânı yine İstanbul’un karanlık sokakları olan Çakal filminde, annesinin ölümüyle hayatı değişen Akın’ın hikayesini izliyoruz. Bir marangoz atölyesinde çalışan Akın, oradan çaldığı parayla yeni bir hayata başlamak ister. Fakat kız arkadaşı Deniz bu fikre sıcak bakmaz ve ondan ayrılır. Bu ayrılıkla arkadaşı İdris’in yaptığı teklife yönelen Akın’ın kaybedecek bir şeyi yoktur. Cesur ve korkusuzluğu ile patronunun da dikkatini çeken Akın’ı yepyeni bir hayat ve yeni düşmanlar beklemektedir.

Hayatta kalmak için sert yollara başvurmak şart mıdır? Çok kirli bir yerde ellerini kirletmeden tutunabilmek mümkün müdür? Filmde bu soruların cevaplarını arıyoruz.

Erhan Kozan’ın 2010 çıkışlı Çakal filmini izlerken ara sokakları, argoyu, sıkıntılı günleri ve yoksulluğun getirilerini görebiliriz. Yönetmenin bir de 2013 yapım Halam Geldi adlı filmi mevcuttur. Çocuk gelin gerçeğini yüzümüze vuran bu filmin senaryosu ise gerçek bir hikâyeden esinlenilerek Evrim Canpolat tarafından yazıldı.

7: Cenneti Beklerken / 6.6 

17. Yüzyıl Osmanlısında yaşayan nakkaş Eflatun’un, öğretilenin aksine eşinin ve oğlunun batılı tarzda portrelerini çizmesiyle başlar olaylar. İslami kültüre aykırı olan bu çizimlerden ötürü cezalandırılacağını düşünen Eflatun, bir gün zorla vezirin sarayına götürülür. Danyal isimli sözde şehzade ayaklanmıştır ve kayıptır. Vezir idamından önce Danyal’ın bir portresini yaptırmak ister. Çırağı rehin alınan Eflatun bir grup silahlı adam eşliğinde Anadolu’nun tehlikeli bozkırlarında arayışa çıkar. Yolda görüp acıyarak yollarına aldıkları Leyla’ya ise gizliden bir aşk duymaya başlar.

Derviş Zaim’in 2005 çıkışlı Türk Macar ortak yapımı film aşkın ve varoluşun konu edinildiği tarihi bir dramadır. Başrollerinde Serhat Tutumluer, Melisa Sözen, Mesut Akusta, Nihat İleri, Ahmet Mümtaz Taylan gibi isimler bulunmaktadır.

Yalnızca bir film izleyicisi ve sinema sever olarak yorumlamaya çalıştığım bu filmleri beğendiyseniz ve devamının gelmesini isterseniz yorumlarda belirtebilirsiniz. İzlemiş olduğunuz filmler varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Yazımda eksik yanlış gördüğünüz noktalar varsa yorumlarda belirtebilirsiniz.  

İyi seyirler!! 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum