THE HAUNTING – BLY MANOR İncelemesi

Korkudan ziyade gerilim ve gizem türündeki The Haunting Bly Manor, 9 bölümden oluşuyor. Dizi, çoğu Hill House hayranına göre tam bir hayal kırıklığı olarak nitelendirilse de hikâyesiyle, uyumlu soundtrackleriyle -O Willow Waly özellikle- ve karakterlerin sevimli İngiliz aksanlarıyla izlenmeye değer bir yapıt olmuş.

Dizi, bir düğün arifesinde gizemli bir kadının bir hayalet hikâyesi anlatmasıyla başlıyor. Hikâye ailesini kaybeden Miles ve Flora isimli iki çocuğun mürebbiyeliğini üstlenen Daniel Clayton’ın Bly Malikânesinde tanık olduğu gariplikleri konu alıyor.

Karakterler: Miles ve Flora, çocukların yasal vasisi olmasına rağmen onlarla hiç ilgilenmeyip şehirde yaşayan amcaları Henry Wingrave,  eski mürebbiye olan Rebbeca Jessel, Rebecca’nın ölümü ardından işe alınan Dani Clayton, çocukların amcalarının yardımcısı Peter Quint, evin bakımını üstlenen Hannah Grose, aşçı Owen ve bahçıvan Jamie’den oluşuyor.

-BU KISIM FAZLASIYLA SPOİLER İÇERİR-

Öncelikle dizi bana kalırsa iki kere izlenmeyi hak ediyor. Çünkü gizemler açığa çıktıktan sonra insan sürekli önceki bölümleri düşünüp ‘Demek o yüzden böyle olmuş’ diye düşünüyor. İlk 4 bölüm çok heyecan verici olmasa da insanı çok sıkmıyor. Ama 5. Bölüm… Gerçekten harikaydı. Ruhların sürekli bir anıya sıkışması, Hannah’nın ölüm sahnesi, henüz bir çocuk olan Benjamin Ainsworth –dizideki ismiyle Miles-‘ın mükemmel oyunculuğu büyüleyiciydi. Bu bölümde Rebecca’yı tanıma fırsatı da bulduk. Ve açıkçası ben Rebecca’nın olduğu zamanı Dani’ninkine tercih ederim. Dani’nin hikâyesi oldukça yetersiz ve yarım bırakılmış gibiydi. O siluet şeklindeki hayaletin görüntüsü komik ve başarısızdı. Diziye bir servet yatırılmasa da buna biraz daha özenilebileceğini düşünüyorum. O hayalet konusu da sanki henüz ortada bir şey yokken beklentiyi yükseltip sonra da yazacak bir şey bulamamışlar gibi hissettirdi.

Dizide açıklanmayan şeyler var. Mesela 6. Bölümde oyuncak evin Henry’nin hediyesi olduğunu görüyoruz. Ama bu bilgi evle ilgili hiçbir şeyi açıklamıyor. Evin içindeki bebeklerin yerini Flora değiştirmiyor. Flora gece uyandığında bebeklere bakarak herkesin yerini bu şekilde tespit ediyor. Dani bebeklere dokununca da ona bunu yapmamasını söylüyor. Ama bebekler nasıl yer değiştiriyor? Diğer bir açıklanmış gibi gösterilip açıklanmayan şey ise Hannah. Hannah öldüğünü kabul etmiyor –ya da bilmiyor- ve bunu fark edene kadar ölmüyor. Bunun açıklamasını da bulamayıp olay akışını bozmamak için geçiştirmişler gibi.

7. bölüm benim en sevdiğim bölüm oldu. Her şey o kadar güzel yansıtılmış gibi. Rebecca’nın su dolu odadaki ölüm sahnesi, Peter’ın ona bunu yaparken iki taraftaki hali.. hepsi tam ayarında olmuş. Bu bölümde Peter’ın sıkıştığı anıyı da görüyoruz. Bununla ilgili bir yorum çok hoşuma gitti. Ölenlerin sıkıştıkları anıların onların cennet ya da cehennemi olduğuyla ilgili bir yorumdu.

Son bölümde Dani’nin ne kadar cesur ve güçlü olduğu dışında söyleyeceğim çok bir şey yok. Günümüz olan düğün arifesine kadar her şey gayet güzelken malikânedeki herkesin o düğünde olup da yaşanan her şeyi, hatta birbirlerini unutmasını saçma ve gereksiz buldum. Yaşanan her şey boşuna yaşanmış gibi oldu sanki.

Olaylara fazla değinmesem de çok detaylı bir inceleme oldu. Umarım faydalı olmuştur. İyi seyirler.

yazar

Yazar: Eyl

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum