Temel Oran Yanılgısı

“Klasik müziği çok sever, Beethoven favorisi. 

Klasik demişken, eski arabalara da bayılır. Hep 1967 model bir Mustang’ı hayal etmiştir.

Eğitim sisteminden ziyade ırkçılık olmadığı için çocuklarının yurt dışı eğitimini Kanada’da almasını istiyor.”
Yukarda bahsedilen kişi sizce hangisi olabilir?

Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde bir Edebiyat Dersi Profesörü mü, yoksa asgari ücretle çalışan bir tekstil işçisi mi?

İnsanların aklına gelen ilk cevap edebiyat profesörü oluyor haliyle. Halbuki Boğaziçi Üniversitesi’nde edebiyat dersine giren toplam 6 profesör varken, Türkiye’de tekstil sektöründe çalışan 800.000’in üzerinde işçi var. Yani ilk paragrafta saydığımız özelliklerin bir tekstil işçisinde olma ihtimali diğer ihtimalden binlerce kat fazladır. 

Temel Oran Yanılgısı olarak adlandırılan bu kavram aslında insan beyninin, tahminlerinde istatistikler yerine belirli önyargılara ve kalıplara bağlı kalması özelliğini vurgulamaktadır. Başka bir deyişle insan aklı konunun spesifik bilgileri verildiğinde bu detaylara odaklanır ve temel oranı ihmal etme eğilimi gösterir. Algı ve tutumlarımız bizi buna yöneltir. Fakat bizi çok yanlış bir yöne de götürebilir. Söylemeye çalıştığım, her şeyden önce ön yargılarımızdan uzaklaşmamızın gerekliliği.  Hayata ve olaylara daha nesnel bakabilme yetisini mutlaka kazanmalıyız.

Konuya biraz faklı açılardan bakalım;

Bir apartmanın 10. katından düştükten sonra hiç yaralanmayan bir kişiyi çok uzun yıllar konuşuruz, yaşamasını birçok doğaüstü sebebe de bağlayabiliriz. Fakat temel oran bize şunu diyor; 10. Kattan düşen 100.000 kişiden 99.999’u ölüyor. Fakat biz yaşayan o bir kişiye odaklanma eğilimi gösteriyoruz.

Tıpkı sigara içenlerin “bizim köyde Mehmet amca var, 90 yaşında hala sigara içiyor, turp gibi” örneğini vermesi gibi. Oysa ülkemizde sigara kaynaklı ölüm sayısı her yıl tam 83.100 kişi. Sigara içenler onları hiç konuşmaz, Mehmet amca konuşulur. 

Piyangoyu düşünün, her yıl büyük ikramiyeyi kazanıp nasıl perişan olduğu hakkında haberler yapılan “şanslı şanssızlar” konuşulur. Kimse büyük ikramiyeyi kazanıp çok zengin ve mutlu bir hayat yaşayanları konuşmaz. Oysaki onların sayısı parayı kaybedenlerden binlerce kişi fazladır. Piyango demişken, hali hazırda üniversitede okuyan yüzbinlerce öğrencimiz de okulu bitirince çok para kazanacağı ve huzurlu olacağı bir hayatı düşünür. Fakat temel oran bize bu öğrencilerden sadece %0,1’inin bu hayatı yaşayacağını söyler. Linkedin gibi mecralarda da “üniversiteyi terk edip milyoner olanlar” tarzı haberlere sık rastlarız, üniversiteyi bırakıp kötü ya da sıradan hayat yaşayan milyonların haberlerini görmeyiz. 

Her şeyden önce planlarımıza, hayatımıza ve olaylara daha gerçekçi pencerelerden bakmayı öğrenmeliyiz.

Burada iyimser veya kötümser olun demiyorum sadece objektif olmaya gayret edin. Her şey istatistik değil elbette, fakat gerçekler, ihtimaller denizinde size yol göstermede ve eylem planlarınızı oluşturmada çok yardımcı olur.  

okur

Yazar: ali-bugur

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum