ŞİDDET,CİNSİYETLE ALAKALI DEĞİL.

İlk yazımda çok yaralı olduğum, olduğumuz ve bazı söylemlere dayanamadığım bir konudan bahsetmek istiyorum. Şiddetin her türlüsü ve cinayetler…

Öncelikle herkesin cinsiyet ayrımına düşmeden bu yazımı okuması adına kadın veya erkek diye ayırmak istemiyorum. Çünkü fark ettim ki konu cinsiyetlere ayrılınca taraflar çok acımasız olabiliyor. 

Şiddetin her türlüsü kötü ve her türlüsü suçtur. Bunu vicdanı olan her insanın fark etmesi adına bir kere daha belirtmek isterim. 

Öncelikle bir suçun meydana gelmesinde belli etkenler vardır ve hiçbir şey nedensiz olmaz. Nedensiz işlediğini söylediği bir cinayette bile katilin akli dengesinde bir yetersizlik olduğunu belirtebiliriz. Fakat bu etkenler bunun bir suç olduğu gerçeğini değiştirmez. Bir kadın tacize veya tecavüze uğradığında, kadın da bunu bunu yapmıştır diyerek katile de hak vermek adına söylenen bu tür söylemler yüzünden toplumun bilinçlenemediğinin taraftarıyım. Çünkü günümüz cinayetlerinde ve tacizlerinde hayvanların, çocukların ve minimum cansız eşyanın da bu tür durumlara maruz kaldığını hepimiz farkındayız. Bu örneği kadın üzerinden vermiş bulundum ama elbet erkekler de taciz ve tecavüz haberlerine rastlamadığımız içindi. 

Şiddet, güçlünün gücünün yettiğine yaptığı bir eylemdir. Ülkemizde de bu yüzden elbet en çok kadınlar, çocuklar ve hayvanlar bundan mustariptir. Bunu yadırgayamayız. Fakat her erkek aynı olmadığı gibi her kadın da aynı değildir. Azınlık olduğunu kabul etmek şartıyla kadınlarımızın da erkeklere yaptığı psikolojik baskılar olduğu gerçek.

 Elbet de her katil erkek her cinayetin kurbanı kadın değil fakat bazı gerçekten kendi gerçeklerini görmek isteyenlerin de şunu anlamasını içtenlikle isterim. Maalesef şiddeti gören ve cinayete kurban olan çoğu insan, kadındır. Bu, erkek cinayeti olmadığı ve erkeklerin de psikolojik veya belki fiziksel şiddete maruz kalmadığı anlamına gelmez fakat bu gerçekten, kadına uygulanan her türlü şiddetten daha az ülkemizde. 

Bunu okuyan erkek okuyucularıma sadece şunu sormak isterim. Vicdan sahibi kardeşim, sen hiç yolda giderken normal giyinmiş bir kızın başka bir hemcinsin tarafından hiç süzüldüğüne şahit oldun mu? Olmuşsundur eminim. Emin ol, kimse senin kadar vicdan sahibi değil ama bunun suçu o mahlûkatlar da değil, insanımızın zihniyetinde, adaletin adaletsizliğinde veya aile yapımızda… 

Bunu bizim toplumumuzdaki herkes yapıyor. Bir anne çocuğunu dövdüğünde, bu bir suç olmuyor veya bir kadın, bir adam karşı cinsini aşağıladığında bile iyi bir şeyler yaptığını düşünüyor. Önce bu cinsiyet ayrımından kurtulmamız sonra küçük çocuklarımıza örnek olduğumuzu unutmadan yaşamamız gerektiğini fark etmemiz gerekiyor. Hiçbirimiz toplumun yönelttiği sen kız çocuğusun ağır olacaksın, sen erkek çocuğusun güçsüz olmayacaksın ibarelerinden ve toplumun bize dayattığı bu cinsiyetçi yargıların nicesinden sıyrılması gerekiyor.

 Sen, sensin ve neyin doğru olduğunu çok iyi biliyorsun. Birinin sana doğruyu göstermesine gerek yok. Dövmek kolayına geliyor ama yanlış olduğunu bunun bir güç olmadığını biliyorsun. Sözlerinle aşağılamak kolayına geliyor ama kendinin de hatalı olduğunu biliyorsun. 

Önce kendimizi tanımalı ve kendi hayatımızı kendimiz için, dünya için, yeni yavrularımız için doğru bir yer yapmalıyız. Bu dünya “Sen haklısın, Ben haklıyım dünyası” değil, bu dünyayı yaşanabilir kılmalıyız ve bu birinin yavrusuna acı çektirerek elde edebileceğin bir şey değil. Unutma! O aldığın iki dakikalık zevk veya aldığın bir candan geriye hiçbir şey kalmıyor. Ne o zevkin kalıcı ne de o nefes bir daha alınabiliyor… 

Hak elde etmek istiyorsan, davanda sonuna kadar haklı olman lazım… Umarım anlarsın, anlarsınız. Bu ülkede herkes konuşuyor ama maalesef kimse dinlemiyor, bir şeyler yapması gerekenler yapmıyor ama umarım bu okuduğun en azından kendi hayatında bir şeyleri değiştirir. 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.