Korkun Korkun Daha da Korkun

Zaten bütün istedikleri bu.  İki senedir şehir şehir, hastane hastane, doktor doktor gezip de eşimi 5 ay önce toprağa verince öğrendim bazı gerçekleri.  Eşimin ölümünden üç buçuk ay sonra konuştuğum meşhur onkoloğumuzun sözlerinden sonra gözüm açıldı.  Kanserde olduğu gibi Corona’da da oynadıkları aynı senaryo.

Vücudunuzda bir kitle gördüğünüzde hemen “Aaa kanser bu. Hemen cerrahi müdahale gerekir ve kemoterapi almalısın” denir. Siz de kuzu kuzu, onkologlardan daha iyi bilemeyeceğinizi düşünerek ameliyatınızı olur, o insanı ölmekten beter eden kemoterapi sürecini yaşarsınız. Eşimi ağrılar içinde ölüme gönderen radyoterapileri alırsınız – ki bunları yaşayan sadece eşim değil.-  Yaşadıklarımdan sonra facebookta “Kanser ve Kemoterapi” diye bir grup kurdum ve kansere dair tüm gerçekleri paylaşırken Corona da işin içine dahil olmaya başladı çünkü oynanan senaryo ve sonuç aynı.

Biraz öksürük ve boğaz ağrısı yaşasanız –ki bunlar zaten gribin ve üşütmenin ilk belirtileridir- size hemen %80- 90 güvenmemeniz söylenen bir test yaptıklarını söyleyip,  salgılarınızdan pozitif sonuç elde ettiklerini söylüyorlar. Gerçekte genetikle ilgili olduğu açıklanan bu testlerin grip olan herkeste pozitif sonucu verebileceği söyleniyor. Kan tahlili filan da yaptırıyor musunuz covid olduğunuzu anlamak için? Keçi, soğuk çay ya da ananas niye pozitif çıkıyor dersiniz?  Sadece size ‘Hastasınız. Ölebilirsiniz’ damgası vurmaya çalışıyorlar.

Korkmayın Corona dedikleri grip kanser kadar bile kötü değil. Her sene 80 bin kişi kanserden ölürken neden “aman tedbir alalılm. GDO’lu tarımı durdurup, tarım ilaçlarını ve bazı kimyasal ürünlerin satışlarını durduralım” demediler? Bu sadece bir grip.  Corona çıktığından beri gripten ölenlerin olmaması şaşırtıcı gelmiyor mu size de?

Vücudunuzda bir kitle olduğunda kemoterapi ve cerrahi müdahale önerildiği gibi, Corona’da da “Boğazın kötüyse hastaneye yat. Biz sana ilaçlar verelim. Hasta değilsen bile hasta ederiz. Sonra Covid’den öldü, deriz ama aslında vücudun verdiğimiz ilaçlara dayanmadığı ve kalbin bu yükü taşımadığı için büyük ihtimalle kalpten ölürsün.  Seni covid’den ölmüş gibi yazalım ki, insanlar bu hastalığın ne kadar ölümcül olacağını düşünerek korksun. Nüfusu temizlerken bir yandan da kalanlara şu dünyanın kabul etmeyip, karşı çıktığı aşıyı da yaparız. Bundan sonra sen de kendini özgür zannederken biz seni Rockefeller’ın düşüncelerine ve isteklerine uygun şekilde yönetimimiz altına alır, özgürlük diye bir şey bırakmayız” demeye getiriyorlar.

Bu insanlar sizin kanınızdan birileri değil. Anne-babanız ya da kardeşiniz, çocuğunuz değil. Neden sizin iyi olmanızı ve yaşamanızı istesinler? Onlar sizin üzerinizden para kazanıyorlar. Hasta olun ki hastaneleri, doktorları, ilaç firmaları daha da para kazansın.

Benim kardeşimin eşi de Corona’dan hastanede yattı ve çıktı. Kardeşim evde atlattı.  Dün ortaokul arkadaşımın babası öldü ama arkadaşımla konuştuğumda bana “İlaçlar ağır gelmiş, kalbi taşıyamamış” dedi.  Aldığınız tedaviler sizi öldürüyor. Farkında değilsiniz.  Ölenler için üzülen de yok. Nüfusu azaltıyorlar. Parası ve gücü olan kalacak dünyada. En sonunda tüm güçlüler de birbirine girecek herhalde. Dünya en zengine mi kalacak?  Rockefeller’da 3 sene önce öldü. Ölümsüzlüğü satın alabiliyorlar mı? Hep biraz daha para kazanmak ve dünya nimetlerinden yararlanmak için sizin hasta olmanızı ve ölmenizi istiyorlar.

Gözünüzü ölümle korkutmasalar o kalbinizi zorlayan ilaçları alıp, sonucunun ne olacağını bilmediğiniz aşıları olur musunuz? Kanserde de öyle. Kesin çözüm olmayan tedavilerle ağrılı yaşam sürecinizi uzatmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Hadi içinize biraz kuşku düşüreyim. Neden hastanedekiler ölüyor da evde tedavi olanlarda ölen yok??

Kalın sağlıcakla.

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.