Perdenin Arkasındaki Kişi İlk 10 Bölüm

Bölüm 1 : Başlangıç

    Yeni uyanmıştı, yemeğini yedi, giyindi ve işe gitmek için evden çıkıp arabasına bindi. Max PAT (Paranormal Araştırma Timi)  şirketinde yöneticiydi. Şirketi kendisi kurmuştu ve çalışanları seçmekte çok seçiciydi. Herkese güvenemiyordu. Yaptığı iş çok gizliydi. Genelde sadece Tony ile birlikte araştırmaya çıkardı. Tony onun asistanıydı ve en çok güvendiği kişiydi. Bir gün çalışanlardan biri olan Tom çok iyi bir dedektif bulduğunu ve Max’ten onu işe almasını istedi. Max bu fikri değerlendirmek için o kişiyi çağırdı.

     Adı Natasha idi. Çok güven verici konuşuyordu. Onu hangi mevkide çalıştıracağının önemli olmadığını söyledi. Max, Natasha’ya Araştırma Timi’yle çalışacağını söyledi. Yani kendisi ve Tony ile birlikte bir grup olacaklardı. Max bu konuda biraz endişeliydi ama Natasha ona güven veriyordu.

     O sırada Tom onlara şehirde garip bir şeyler olduğunu ve toplu bir cinayet olduğunu söyledi. İşin garibi hiç birinde kan yoktu. Bu kadar kişi nasıl olur da ansızın ve belirsiz bir şekilde ölür diye düşündü Max. Artık kendisi, en çok güvendiği kişi olan Tony ve yanlarında ilk kez bir göreve çıkacak olan Natasha bu göreve gidip bu gizemi çözmeliler ve bunu yaparken rakipleri olan GAB (Gizem Araştırma Birliği) tarafından durdurulmamaya özen göstermeliler…

GÖREV BAŞLIYOR…

Bölüm 2 : Görev Başlıyor

    Max, Tony ve Natasha motosikletlerine binip hemen yola koyuldular yolları uzundu. Yola çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra arkalarında siyah arabalar gördüler. Bu araçların GAB ( Gizem Araştırma Birliği) yani rakiplerine ait olduğunu biliyorlardı. Şu an da oldukları sokak insanların yoğun olduğu bir yerdi. Bu yüzden hemen yön değiştirip ıssız, insanların yaşamadığı bir hurdalığa gittiler. Hemen siper alıp silahlarını çektiler ve çatışma başladı. Max onların sayıca çok üstün olduğunu biliyordu. Hemen merkez üssündeki Tom’u aradı ve yardım istedi. Tom bu işi ona bırakması gerektiğini söyledi.

     Biraz zaman sonra Max bir kaç kişiyi vurmuştu. Ama kendileri de hafif yaralıydı. O sırada havada pervane sesleri duyuldu. Max, Tony ve Natasha hava aracını gördüler üstünde PAT (Paranormal Araştırma Timi) amblemi vardı. Hemen motosikletlerine binip yola koyuldular. Az sonra arkada patlama sesleri duyuldu.

     Suç mahalline vardıklarında cesetleri gördüler ve incelediler. Hiçbirinde yaralanma belirtisi yoktu. Suç mahalli bir malikaneydi. İçeride ölen insanlar zengindi ve tanınmış kişilerdi. Milletvekilinden,  iş adamına kadar birçok kişi bulunuyordu. Natasha pis bir koku aldı ve öksürdü. Kokuyu takip edip bir çanta buldu çantada bir şişe vardı ve kapağı açıktı, bu küçük bir cam şişeydi. Zehir bu olmalıydı, adamlar zehirlenerek ölmüştü. Etkisi hafiflemiş gibi gözüküyordu. Peki bu şişeyi buraya kim koymuştu ve neden…?

KATİL BULUNMALI…

Bölüm 3 : Katil Bulunmalı

    Max, çantayı hemen şirketin kimyageri olan Ronald’a götürdü. Ronald, bunun ne olduğunu yarım saatte bulabileceğini söyledi. O zamana kadar Max, Tony ve Natasha yaralarını iyileştirmek için sağlık görevlisi Susan’ın yanına gittiler. Susan onların yaralarını sardı ve biraz dinlemelerini söyledi. Susan, 40-50 yaşlarında kahverengi kısa saçlı bir sağlık görevlisiydi, fakat çok tecrübeli ve iyi biriydi. Oradan çıktıklarında Ronald’ın yanına gittiler. Ronald bunun çok zehirli bir madde olduğunu ve bu maddenin bileşenlerinin sadece ülkenin kırsal kesimindeki ilaç fabrikasında bulunduğunu söyledi. Bunu duyan Max hemen takım arkadaşlarını aldı ve yola koyuldu. Yolu çok uzundu ve acele etmeliydi bu sefer helikopterle gidiyorlardı. Tony şoförlük yapıyordu onun helikopter sürmüşlüğü vardı.

     Bir kaç saatte oraya vardılar ama artık akşam olmuştu. Bu yüzden kalacak bir yer bulup orada kaldılar. Tony ve Max bir odada Natasha da başka bir odada kalıyordu. Sabah olunca ilk Max uyandı Tony uyuyordu odadan çıktı ve Natasha’nın odasının kapısının açık olduğunu gördü. İrkildi ve hemen içeri girdi. Neyse ki sorun yoktu sadece kapıyı açık unutmuştu. Natasha uyuyordu ona bakınca aslında çok güzel biri olduğunu düşündü öyleydi zaten; sarı saçlı, mavi gözlü, orta boylu, zayıf biriydi ve esmerdi. Max’in kalbi birden daha çok çarpmaya başladı. Yavaşça odadan çıktı ve o gün onu sevdiğini anladı ama kendini onun için uygun görmüyordu. Bu yüzden bunu içinde yaşamayı tercih etti. Yarım saat sonra herkes uyanmıştı. Kahvaltı yaptılar ve hazırlandılar, helikopterden motosikletlerini indirip artık yola koyulma zamanı gelmişti. Şimdi hedef ilaç fabrikasıydı.

FABRİKAYA GİRİŞ…

Bölüm 4 : Fabrikaya Giriş

     Motosikletlerini helikopterden indirip artık yola koyulmaya hazırdılar. Yolları kısaydı. Bir kaç dakika sonra oradaydılar. Motosikletlerinden inip yavaşça fabrikanın giriş kapısına doğru yöneldiler. Ellerinde tabancalarıyla beraber kapıyı açtılar ve içeri girdiler.

     İçeri darmadağındı ve kimse yoktu. Fabrikada gezmeye başladılar ve sonra fabrikanın gizli depo bölümüne yöneldiler. Oraya vardıklarında buranın bir hafta önce patlamaya maruz kaldığını hatırladılar. Polisler araştırmış fakat pek bir şey bulamamışlardı. Max, Tony ve Natasha yarım saat araştırma yaptıktan sonra pek bir şey bulamamışlardı. Sadece depodaki zehirli maddelerin çalındığını bulabildiler bu işi yapanlar çok profesyoneldi. Bu yüzden onların izini sürmek zordu. Bir şey bulamayacaklarını anlayınca fabrikadan çıktılar. Motosikletlerine bindiler ve yola koyuldular ve kaldıkları yere gidip helikopterle merkeze gitmeyi planladılar. O sırada yolda bir adam yola atladı ve onları durdurdu. Adam çok yorulmuştu ve nefessiz kalmıştı. Max, adamın omzunun altına girdi adam çok hızlı koşmuştu, kendini taşıyamıyordu. Adam kendine gelince Max adama ne olduğunu sordu. Adam şöyle cevapladı:

– Ben sizin fabrikadan çıkışınızı gördüm. O fabrikada patlama olduğunda ben oradan geçiyordum. O gün tatildi. O yüzden fabrika boştu. Ben patlamayı gördüm ve içeri girmek için kapıya yöneldim kapının kilidi kırılmıştı. İçeri girdim ve fabrikada patlamanın olduğu gizli bölüme yaklaştım. Orada siyah giyinmiş maskeli adamlar vardı ve kapıyı patlattıktan sonra içeri girdiler ve elllerinde siyah bir çanta vardı. Sonra birisi “Tüm bombalar hazır mı?”diye sordu. Diğeri onaylayınca hemen herkes toplandı ve kaçtılar bende bunu duyunca hemen oradan çıktım. Sonra fabrika patladı. Arkama bir saniyeliğine döndüm ve gözüme bir parça isabet etti o an gözüm parçalandı. İşte bu kadar, polislere söyledim fakat beni deli zannedip dinlemediler. Bende sizi fabrikadan çıktığınızı görünce hemen söylemek istedim.

    Adamı dinledikten sonra helikoptere gittiler ve motosikletlerini de alıp merkeze döndüler. Aslında üçüde bu işin kimin tarafından yapıldığını biliyordu. GAB (Gizem Araştırma Birliği) şüpheli olabilecek tek şeydi.

TEK ŞÜPHELİ GAB…

Bölüm 5 : Tek Şüpheli GAB…

    Helikopterle merkeze gelince düşünmeye başladılar. Çünkü GAB ( Gizem Araştırma Birliği)’ın merkezinin yerini bilmiyorlardı. Bu çok büyük bir sorundu. Bir kaç saat sonra Tom bir enkaz haberi olduğunu söyledi. Hemen olay yerine gitmeliydiler ama bu GAB’ın kendine çekme planı mıydı işte buna emin olamazlardı.

    Enkaz yeri pek uzak değildi. Gittiler biraz araştırma yaptılar. Sorunun bir arabanın fren balatasının kopmasından meydana gelmişti ama bu kasıtlı mı yapılmıştı? Bunu bilmiyorlardı. Bilgiler topladıktan sonra merkeze doğru yola çıkıyorlardı ki bu esnada arkalarından siyah arabalar yine geliyordu onlarla nasıl başa çıkacaklarını biliyorlardı fakat onları takip etmeliydiler. Onları bir yola çektiler ve motosikletlerinden inip çatışma yaratmayı seçtiler. Adamlar sadece iki arabayla gelmişlerdi. Yaklaşık bir deste adam vardı. Max dört tanesini vurdu sonra Tony de üç tanesini vurmuştu. Bir tane de Natasha vurdu. Son olarak bir kişi kaldı ve o da teslim oldu. Bunu fırsat bilen Max ona hemen onları merkezlerine götürmesi gerektiğini yoksa öleceğini açık bir şekilde belirtti. Bunu duyan ajan çaresiz bir şekilde dediklerini yaptı. Bir kaç dakika sonra bir telefon çaldı. Ajana aitti. Max telefonu açmasını ve arayan kişiye diğerlerinin öldüğünü ve sadece kendisinin kaldığını söylemesini istedi. Ajan telefonu açtı ve konuştu:

–Evet efendim.

Patronu şöyle söze girdi.

–Tuzak işe yaradı mı?

–Hayır efendim üzgünüm.

–Peki kaç kişi kaldınız onları vurabildiniz mi?

 O sırada Max elleriyle bir sayısını gösterdi. Çünkü amacı yeri görüp orası için plan yapmaktı.

–Tek ben kaldım efendim. Ve hiç birini vuramadık.

–Peki şu an ki durumun nedir?

Max ona kaçtığını ve Max, Tony ve Natasha’ın peşinde olduğunu söylemesini istedi.

–Arkamdalar ve ben arabayla kaçıyorum efendim.

O sırada araba durdu ve ajan karşıdaki dağı gösterdi ve mikrofonu eliyle tıkayıp “İşte orası” dedi. O sırada patron:

–O zaman artık hiç bir işe yaramazın, dedi

O an adam bembeyaz oldu ve sonra da Max, Tony ve Natasha’ya baktı. O sırada adam birden sarsıldı ve boğulmaya başladı, eli boğazına gitti ve oracıkta öldü. Biraz sonra arabadan bir alarm sesi gelmeye başladı. Hemen arabayı terkettiler. Koşmaya başladılar ve araba arkalarından patladı. Hepsi savruldu. Tony’nin kafasına bir demir parçası fırladı neyse ki çok zarar görmedi. Max Tom’u aradı ve olduğu yere bir araba göndermesini söyledi.

Bölüm 6 : GAB Artık Gizli Değil…

    Tom’un gönderdiği araç ile merkeze döndükten sonra bir plan yapmaları gerektiğini düşündüler. Ama ne yapabilirdiler ki onlar sadece 10-15 kişiydi ve bir kısmının merkezde durması gerekiyordu. Ayrıca GAB ne kadar güçlü bilmiyorlardı. Max öncelikle Tom’dan oraya bir robot sinek göndermesini söylüyor. Bir kaç sinek robot hazırladıktan sonra onları o dağa gönderdiler. Bu arada Tony’nin başı iyileşmişti, kafasına araba patlaması sonucu çarpan demir parçası pek fazla zarar vermemişti. Robotlar bir süre sonra karargâha ulaştılar ve bir giriş aramaya başladılar. On dakikalık bir aradan sonra bir giriş buldular ve sinekler içeri girdi.

     İçeride bir çok insan vardı. Koridor hep doluydu. Sinekler biraz ilerledikten sonra bir anons sesi duyuldu:

— YABANCI MADDE TESPİT EDİLDİ!!!

     O an Max, Tony, Natasha ve Tom birden strese kapıldı ve acele etmeye başladılar GAB sandıkları kadar kolay girilen bir yer değildi. Koridor bitince içinde bir çok bilgisayar ve her bilgisayarın başında bir insan bulunan bir yere çıktılar. Sinekler henüz farkedilmedi diye düşünürlerken bir adam elinde garip bir alet ile geldi. Birden tüm elektrikler kesildi ve adam elindeki cihazı kurcalamaya başladı. Robot sineklerdeki gece görüşü sayesinde bunu görebiliyorlardı. O sırada adam elindeki cihazın üzerindeki düğmeye bastı ve dev ekrandaki görüntü kesildi. Kendi elektriklerini kapatmalarının sebebi sinyal bozucu makineden etkilenmemekti. Bu sayede sadece yabancı cihazlar bozulacaktı. Bu andan sonra içeride rahat rahat gezemeyeceklerini anladılar. Sonra bir sinek daha gönderip dışarıdaki girişleri araştırmaya başladılar. Sinekteki dedektör sayesinde kameraları ve sensörleri bulabiliyorlardı. Uzun bir süre araştırma yaptıktan sonra kameraların ve girişlerin yerlerini bir haritada işaretlediler. Kameraların açılarını ve girişlerin yerlerini hesaplayınca çok küçük bir açık kalıyordu ama orasıda uçurumdu. Oraya girmek istiyorlarsa o uçurumdan geçmeleri gerekiyordu. Ama bu yakın bir zaman da yapılamazdı. Sayıları GAB’ın yüzde biri bile olamayabilirdi. Bu görev için çok büyük desteğe ihtiyaçları vardı.

GÜÇ GEREKİYOR…

Bölüm 7 : Güç Gerekiyor…

      Sayıları çok azdı ne yapacaklarını bilmiyorlardı. İnsan bulmak o kadar kolay değildi herkese güvenemiyorlardı. Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Sadece bir kaç kişi ve gelişmiş teknolojileri vardı. Olabildiğince çabuk hazırlanmalıydılar. Kimyagerinden teknoloji ustasına, ajanından hackerına hepsiyle işe girişmeliydiler. Kimyager Ronald çok tesirli patlayıcılar ve zehirler yapmak için çalışmaya başladı. Diğer çalışanlar ise robotlar, dronelar ve zırhlı araçlar yapmak için çalışmaya başladılar. Max, Tony ve Natasha ise yeni kişiler bulmalıydı. Ama nasıl…

     Max, silah ve teknoloji firmalarını araştırmaya başladı. Oralardan adam bulabileceğini düşünüyordu. Ama güvenilir de olması gerekiyordu. Çünkü güvenilir olmazsa kendi merkezlerinin yerini ifşa edebilirdi. Tony o sırada:

–Hey Max, doğudaki silah fabrikasında eski okul arkadaşımız Jack’i buldum.

— Jack mi lisedeki mi şu herkesin bizi üçlü olarak gördüğü Jack gerçekten şaşırtıcı onun bir silah fabrikasında çalışacağını hiç düşünmezdim.

–Ayrıca sadece çalışmakla kalmıyor o firmanın en üst silah tasarımcısı ve arkadaşımız ona her zaman güvenebiliriz.

–Haklısın. Bunu düşünebiliriz, o çok iyi bir dosttu.

— İstersen hakkında biraz araştırma yapabilirim.

–Elbette bizden sonra neler yaptığını merak ettim doğrusu araştır lütfen.

–Beş dakikaya hazır olur.

–Tamam ben Ronald’ın yanına gidiyorum. Neler yaptığını merak ettim.

     Ronald, biraz ilerleme kaydetmiş ve yüksek tesirli küçük patlayıcılar yapmıştı. Bu yolda iyi ilerliyordu.

     Max, biraz umutluydu. Çünkü, yerlerini düşmanları bilmiyordu. Aslında eski, yıkık dökük bir evin altındaydı merkezleri bu onları gizlemeye yetiyordu. O sırada Tony elinde tabletiyle geldi. Belli ki Jack dosyası hazırdı…

GÖREVİMİZ JACK…

Bölüm 8 : Görevimiz Jack…

     Max ve Tony’nin eski dostu Jack’in dosyası hazırdı. Jack dosyayı eline aldı ve incelemeye başladı. Evinin adresini aldı ve oraya gitmek için hazırlık yapmaya başladılar. Bu iş için Max umutlu gibiydi. Dosyayı incelerken hâlâ bekâr olduğunu gördü. Jack’in evli olmamasına şaşırmıştı. Çünkü Jack yakışıklı, orta boylu ve iyi kalpli bir insandı. Belki de işi sebebiyle evlenememiş diye düşündü, çünkü işi çok gizli ve önemli bir işti. Jack bir silah fabrikasında silah tasarımcısı olarak iş yapıyordu ve bu çok gizli bir işti.

     Hazırlıklar bitince motosikletlerine bindiler ve hangarın kapısı açıldı. Max, Tony ve Natasha motosikletleriyle hangarı terk edip bir yola çıktılar. Yolda hızla ilerleyip Jack’in evine doğru giden bir dağ yoluna girdiler. Yol devam ediyordu fakat başka bir yoldan girmeleri gerekiyordu. Jack’in evine giden toprak bir yol göründü. Ama yolu dikkat etmeyen biri bulamazdı. Çünkü çok fazla göze çarpmıyordu. Yola girdiler, yol çok fazla çamur olmuştu. Motosikletler zorlanıyordu. Yarım kilometre gittikten sonra bir ev göründü. Burasıydı.

     Evin yanında bir araba vardı. Demek ki Jack evde olabilirdi. Arabanın yanına park ettikten sonra biraz bekleyip evin girişine gittiler. Ev çok güzel bir malikane idi. Jack işinde başarılı olmalıydı. Zaten bu yüzden yanına gelmişlerdi. Natasha, kapının yanındaki zile bastı. Bir kaç saniye sonra kapıyı bir kadın açtı. Hizmetçi kıyafetleri giyiyordu. Şöyle söze girdi:

–Buyrun, kime bakmıştınız?

Natasha, söze girdi:

–Jack Bennet beyefendiye bakıyorduk. dedi ve PAT (Paranormal Araştırma Timi) belgesini gösterdi.

–Lütfen,  bir dakika bekleyin. dedi ve içeri gitti. Bir dakika sonra geri geldi ve:

–İçeri gelin lütfen. dedi.

     İçeri girdiler ve salona kadar hizmetçiyi takip ettiler. Salona gelince hizmetçi reverans yaptı ve çıktı. Jack gülümsedi ve heyecanlı bir sesle:

–MAX, TONY!!! diye bağırdı. Ayağa kalktı ve onlara sarıldı. Sonra Natasha’yı işaret edip:

–Dostum, bu da kim? dedi gülerek. Max gülümsedi ve:

–O bizimle adı Natasha. dedi ve Jack ve Natasha el sıkıştı, koltuklara oturdular ve hizmetli içecekler getirdi. Hal hatır sorduktan sonra Jack:

–Hey Max beni ziyarete geldiğine göre önemli bir sebebin olmalı.

–Aslında evet,  senden bir şey isteyeceğim. dedi ve GAB (Gizem Araştırma Birliği) ile aralarında geçen her şeyi anlattı ve ondan yardım istediklerini söyledi.

     Jack bir an tereddütlü durdu. Sonra aniden gülümseyerek:

–Şaka mı yapıyorsun tabii ki sizinle her yola varım. dedi. Herkes gülümsedi ve gülmeye başladılar. Artık bir kişi fazlaydılar.

AMA BİR KİŞİ YETMEZDİ…

Bölüm 9 : Tek Kişi Yetmez…

    Jack’in evinden ayrılıp evlerine gittiler ve uyudular. Sabah olunca tekrar merkeze geldiler. Max, Tony ve Natasha Jack’in erkenden gelip işe koyulduğunu görünce çok şaşırdı. Şimdiden bir prototip hazırlamıştı. Tom ile iyi bir takım olacağını düşündü ve Tom’a haber verdi. Tom geldi ve Jack ile tanıştı. Max artık birlikte çalışacaklarını ve onunla ortak olacağını söyledi. O an Tom Jack’e baktı ve arkasındaki insan şeklinde ki robot zırhı işaret ederek:

– Tanıştığımıza sevindim fakat acaba ateşleyicileri ayağı yerine sırtına mı koysan? dedi. Hepsi gülmeye başladı.

     O an Jack gülümseyerek:

– Tabii ki ortak. dedi.

     Tom çok odaklanmış bir şekilde:

– Peki enerji nereden geliyor? dedi.

     Jack havaya baktı ve:

– Güneş. dedi. Merkez yeraltındaydı fakat için de yapay gökyüzü vardı ve tavan yüksekti.

– Peki güneş enerji panelleri nerede olacak?

– Dışını tamamen panel yapabiliriz.

– Ama tüm gücü karşılamaya yetmez. Uçuş için enerji daha fazla olmalı.

– O zaman bir fikir söyle.

– Bence bu robotların kafa bölgesine top şeklinde bir panel sistemi kurabiliriz. Böylece güneş ışığı küre içinde durmadan yansıyarak çok daha fazla enerji üretebilir. dedi ve herkes birden alkışlamaya başladı. Tony ıslık çalarak:

– İşte takım ruhu budur. diye bağırdı.

     Tom ve Jack’i rahat bırakıp çıktılar. Artık Tom meşgul olduğu için bilgisayar işlerinde Natasha araştırma yapacaktı. Hâlâ adama ihtiyaçları vardı. Herkese güvenemezlerdi fakat teknolojide daha ileri olabilmek için çabalayabilirlerdi. Natasha araştırma yaparken Tony ve Max dev ekranda şehirdeki haberlere bakıyorlardı. Max, haberlere bakarken birden daldı veNatasha ile birlikte olduğunu gördü ve yanlarında da küçük bir kız çocuğu vardı ve güle oynaya yemek yapıyorlardı.O sırada Max bir an irkildi. Tony, onu dürtüp:

– Hey, Max şu habere bak!

     Dev ekrandaki haberi Tony birden yakınlaştırdı ve ekranda şöyle yazıyordu. “Ünlü savaş uçağı tasarımcısı Kevin Armstrong’dan uzun bir süredir haber alınamıyor çoğu kişi onun kaçırıldığı görüşünde.” işte bu haber yeni bir görevin başlangıcı olabilirdi.

     Bunun için yola koyulmaları gerekiyordu. Şüpheli belliydi. GAB (Gizem Araştırma Birliği) başka şüpheli olamazdı. Kaçırılan kişi kurtarılmalıydı. Tony, Max’e bir soru sordu.

– Sen onu tanıyor musun?

– Evet, bir kere arabama çarpmıştı. Max bir kaç yıl önce arabasıyla bir iş ilanı için yola koyulduğunda ona çarpmıştı. O zaman tanışmışlardı. Max pek fazla şikâyetçi olmamıştı. Görünmez kaza işte diye düşünmüştü. Sonra Kevin’in ondan özür dilediğini ve bir araba aldığını hatırladı ve güldü.

     Ama şimdi daha önemli bir görevi vardı. Kevin kaçırılmıştı ve onu kurtarması gerektiğini biliyordu. Artık hazırdı.

     Kaçırılma Görevi…

Bölüm 10 : Kaçırılma…

     Kevin’in kaçırıldığını duyduktan sonra Max, Tony ve Natasha yola koyulmak istediler ama ne yapabilirlerdi ki Kevin’in nerede olduğunu biliyorlardı fakat nasıl GAB’ın (Gizem Araştırma Birliği) içine sızabilirlerdi. Orası çok iyi korunuyordu. Aslında GAB’ın devletle ilişkileri vardı ama devlete bağlı değildi. Devletten gizli işlerle uğraşırlardı. Bu yüzden onlar kötü taraftı. Devletin onların gizli yerlerinden haberi bile yoktu. Ama GAB bundan hiç rahatsız olmuyordu.

     Önce Kevin’in evine gitmeye karar verdiler. Motosikletlerine atladılar ve yola koyuldular. Motosikletlerindeki dijital ekranda biraz araştırmadan sonra evini buldular ve oraya doğru hızla devam ettiler. 15-20 dk sonra oraya vardılar. Evin önünde bir kaç araba ve kameraman vardı. Tam Max, Tony ve Natasha’ya doğru gelirlerken Tony öksürür gibi yaptı ve siyah paltosunun altındaki silahını gösterdi. Kameramanlar geri çekildi. Max, Tony ve Natasha evin kapısına geldiler. Tony önden gidip zili çalmıştı. Max ve Natasha kapıya geldiklerinde kapıyı siyah giyinmiş, cenaze havasında bir hizmetçi açtı. Natasha ona PAT(Paranormal Araştırma Timi) kimliğini gösterdi. Hizmetçi öne eğildi ve söze girdi:

– Buyurun efendim.

    Natasha:

– Teşekkürler, lütfen evi kimsenin gözetlemediğine ve bizden başkası olmadığını kontrol et.

– Anlaşıldı efendim.

– Lütfen bana “efendim” deme.

     Hizmetçi başını öne eğdi ve içeri girmeleri için bekledi. Hepsi içeri girince etrafı kontrol edip içeri girdi ve kapıyı kapattı. İçeri girdiler ve salona doğru ilerlediler. İçeride kırk yaşlarında siyah giyinmiş, orta boylu, zayıf, siyah uzun saçlı bir kadın yanında onun gibi genç bir kız vardı. İkisi de ağlıyordu ama genç olan muhtemelen annesini teselli ediyordu. Max:

– Merhaba, hanımefendiler. diyerek içeri girdi. Yaşlı kadın başını kaldırdı:

– Siz kimsiniz?

    Max, söze girdi:

– Ben PAT’ın kurucusu ve yöneticisi Max Smith buraya kocanız için geldim.

– Kocamı kaçırıp öldürdüler! dedi ve daha çok ağlamaya başladı. Max, aniden ne diyeceğini bilemez bir şekilde:

– Kocanız yaşıyor!

     Kadın birden Max’e doğru döndü:

– Sen ciddi misin?

– Aslında hayır ama kimin kaçırdığını biliyorum ve onlar öyle bir kişiyi kaçırmak yerine öldürmeyi tercih ederdi.

– Peki kim kaçırdı?

– GAB (Gizem Araştırma Birliği)

– Bildiğimiz GAB mı?

– Hayır, bu onların gerçek yüzü.

    O an genç kız birden lafa girdi:

– Peki babamı nasıl kurtaracağız polisle mi?

– Hayır bize inanmazlar bu işi biz çözmeliyiz.

– Ama nasıl?

– Onu ben de bilmiyorum. Ama bir çare bulmalıyız.

– Size tüm kalbimizle inanıyoruz.

– Teşekkürler, size bir soru soracağım acaba eşinizi neden kaçırmış olabilirler?

– Aslında son zamanlarda bir projeyle uğraşıyordu ve bunu kullanan kişinin en iyi savaş sistemine sahip olacağını söylüyordu. Bunu ben, kızım ve şirkette bir kaç arkadaşı biliyordu. Muhtemelen onlardan biri gizli ajandı. Size güvenebilir miyim?

– Elbette.

– Peki, o zaman beni takip edin.

    Salondan çıktı ve muhtemelen çalışma ofisi olan bir odaya gittiler. Odadaki masanın yanına gitti ve masanın üzerindeki vazonun içinden bir anahtar çıkardı. Anahtarla masanın çekmecesini açtı ve oradan bir kumanda çıkardı. Düğmeye bastı ve masanın karşısındaki duvardaki tablo kapı gibi açıldı ve içinde bir çelik kasa vardı. Bu kasada da bir kumanda vardı ama bu şifreliydi. Şifreyi girmeden önce kızına baktı ve kapıyı işaret etti. Genç kız hemen kapıyı kapattı ve kilitledi. Kadın şifreyi girdi. Birden yer sarsıldı ve masa zemin ile beraber önce biraz havaya kalktı sonra kenara çekildi. Masanın altı bir geçitti. Max, Tony ve Natasha birden kadına baktı. Kadın:

– Önce güvenlik. dedi ve içeri girdi.

    Son olarak Tony’de içeri girince masa eski yerine geri döndü. Geçitte biraz ilerledikten sonra bir odaya çıktılar oda biraz küçüktü. İçinde yirmi iki tane monitör vardı ve hepsi bir kameraya bağlıydı. Evin içi dışı her yer gözüküyordu. Birden bir yeşil ışın odayı taradı ve bir ses:

– Merhaba, Bayan Helen, Genç Hanımefendi Elena ve tanımlanmamış üç misafir hoşgeldiniz. dedi ve Bayan Helen:

– Korkmanıza gerek yok o bir sanal asistan bize işlerimizde yardımcı oluyor çok gelişmiş bir yapay zeka.

– Lütfen, bana öyle demeyin Bayan Helen üzülüyorum. Ne istemiştiniz?

    O sırada Tony sabırsızlanıp:

– Bu küçük kamera odasında ne arıyoruz ve burayı hizmetçiniz biliyor mu?

– Birazdan göreceksin ve evet hizmetçi burayı biliyor. Hey Dipp şifreli giriş istiyorum. dedi.

    Kapının yanındaki duvarda bir kamera çıktı ve parmak izi ve göz tanıma kontrolü yaptı. Asistan Dipp:

– Bayan Helen giriş onaylandı geçit açılsın mı?

– Evet geçidi aç. dedi ve duvar yarıldı.

     Bir merdiven daha çıktı. Aşağı indikçe karanlık oluyordu. Bayan Helen duvarda bir kolu çekti ve Tony’ye dönüp:

– Ama burayı bilmiyor. dedi.

   Her yer aydınlandı. Burası yaklaşık bir hastane kadar geniş ve üç katlı bir ev kadar yüksekti. Bayan Helen, Kevin’in uçaklarını gösterdikten sonra son projesini gösterdi. Bu çok gelişmiş, radarda gözükmeyen ince ve küçük tasarım bir insansız hava aracıydı. Yaklaşık bir araba kadardı. Kevin’in bu aracı anlattığı kişilerden biri belki de bu araç için onu kaçırmasını GAB’a söylemiş olabilir diye düşündü Max.

    Bu Güçlü Bir İpucu…

okur

Yazar: Bunyamin-By

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.