BİR SİYAH BİR BEYAZ

DAVET YOLUNDA

Ben yaralı, dertli bir Müslümanım. Bunların ötesinde Afrikalı yetim bir çocuk, bir savaş mağduru, gerçek bir devrimci, Küdüs ün haddimi, bir Musa Bangura ve bir Gülseren Gümüş’üm. Evet bunların hepsini bünyemde barındırıyorum.

Dünyevi isteklerim ateşler içinde sayıklarken, bu kitap gerçeği suratıma bir tokat gibi çarptı. Mümin nedir? Nasıl olmalıdır? Evrensel İslam kardeşliğinin neresindeyiz? sorularına yanıt arayan her Müslüman genç gibi ağır düşünme seanslarının ardından Ancak kendime varabildim.

Bir siyah bir beyaz bir hikayeden öte modern dönem davetçileri nin olması gereken ruhu, azmi ve teslimiyeti belgesel tadında Panorama niteliğinde gözler önüne seriyor.

Kitap için verilen diğer davetçi örnekleri ve ayetler ışığında Müslümanın kendisinden başkasına dönüş yapmasını kaçınılmaz kılıyor. Yazarın derslerine katıldığımdan mütevellit kaleminden böyle eşsiz insanları okumak ayrı bir keyif veriyor insana.

Bu eşsiz kahramanları okurken günümüz dünyasında ekonomik ve politik sorunlar akıllara geliyor. ve anlıyorum ki

 KAPİTALİZM TEMİZ YÜREKLERİ YOZLAŞTIRAMAZ

Ve hatırlıyorum ki hiçbir siyasi ekonomik durum benim Allah’a teslimiyetimin önüne geçmemeli attığım her adım onun ismi ile onun için olmalıdır. Kaleminiz dünyevi arzularıyla vijdanının arasına sıkışıp kalan kimsenin elinden tutup çekebilecek güçtedir. Satırlarınız sorumluluk ve teslimiyet gibi ilkeleri bize tekrar tekrar hatırlatıyor.

Okurken sancılı bir süreç geçirdim içimde bir çok acı oluştu. Müslüman olmanın hakkını verebiliyor muyum diye düşünmeden edemedim. Bu iki kahraman samimiyetle, tüm sıkıntılarını kucakladılar.

Kitabı bitirmeden hemen internetten Afrika haritasını açtım orada Sierra Leone yi buldum. Uzun uzun baktım dertlendim. Araştırmalar yaptım 12 yıllık iç savaş Çıldırmış bir zihniyet. Şimdi ağzıma ikinci lokmayı koyarken utanıyorum. Karın tokluğundan, uyku çokluğundan utanıyorum. Onları acıdığım için değil kendimi acıdığım için.
Ben kendimi acımayı öğrendim bana bunu bu kitap öğretti.
Yazar dedi ki

“AFRİKA DİYE BİR DERDİMİZ BİR DE DERSİMİZ OLMALI.”

Ben bunca zamandır edindiğim dünyevî dertlerden utandım. Okudukça utandım, utandıkça acıdım kendime. Gözlerim değil, ruhum sızladı. Hep Allah için olmak Allah için yollara düşmek istedim. Şimdi dua ediyorum. Musa bangura’ nın Gülseren gümüş’ün teslimiyetinden ve azminden istiyorum.

Gülseren hanımı okurken acaba nasip olur mu görmek diye söylenirken vefat ettiğini okuyorum. Hiç sevinçle okuduğum bir yazı hüzünle bölünmemişti.
Bu kitap DAVETÇİ OLMA KILAVUZU mahiyetindedir. Çünkü bana bir davetçinin
duruşu, ruhu ve teslimiyeti üzerine kafa yormak zorunluluğu hissettirdi. Bana sabrı hatırlattı.
Bir davetçi olarak bu iki önderi tanıdığım için artık adımlarımı daha kararlı daha Allah’a teslim bir şekilde atacağım…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.