BÜYÜDÜK, BÜYÜMELİ MİYDİK? -GEÇMİŞE DOKUNUŞ: ÇOCUKLUK

Çocukluk mu güzeldi ya da çocukken mi güzeldik? Geçmişin izlerinde kaybolan çocukluk zamanı geleceğinin her adımında senin peşinden sürüklenir. Üzüntülerin, mutlulukların, hayallerin, umutların en güzel yaşında geçmiş, çocukluğunun izlerinde kaybolur.
Peki, devrin en güzel yaşları, içinde binbir duygunun aynası olduğu varsayılan çocukluğunu özlüyor musun? Ya da özlediğin, sadece geçmişin tonlarca rengiyle aydınlatılmış ışıklar içerisinde yüzen anıların mı?

Çocuk, bir devrin masumluğunun en güzel uykusu; çocukluk, güzel uykunun esiri, umutların bir duygusu.

Çocukluk zamanı kimileri için en güzel anların tekrar tekrar hatırlanmasını sağlar kimileri için de duyguların en saf halinde, karmaşık anlamının içinde yitip giden anlamın ta kendisidir. Bir çocuk her zaman güzel bir çocukluk devrini hak eder. Bir çocuk acıların arasında kalmak, hüznün içinde yitip gitmek yerine hayal ışıklarının altında yüksek kahkahalarının arasında kaybolmayı hak eder.
Çünkü çocukluk geriye dönülmesi imkansız dik bir yokuşun en yorgun halinin tanımıdır.

Nazım Hikmet bir şiirinin dizelerinde çocukluğun masumiyet içerisinde kaybolup giden ve içerisindeki kötülüklerden arınmış duru zihinlerin düşüncelerini şu şekilde yorumlamıştır;

“Dünyayı çocuklara verelim
Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar dikecekler.”

Ve dizeleri herkesin kalbinde heyecanla çarpan, düşüncelerde bir bir yankılanan şairimiz Cemal Süreya ise çocukluğu şöyle yorumluyor;

“Çocuk olsam yeniden…
Bir tek düştüğüm için acısa içim
Ve kalbim, çok koştuğum için çarpsa sadece…”

Büyüdük, büyümeli miydik peki? Artan her bir yaş çocukluktan gittikçe uzaklaştığımızın bir kanıtıdır. Uzaklaşmalı mıydık? Ya da bir çocuğun zihni gibi saflığın içinde, sadece umutların ve isteklerin hakim olduğu düşüncelerde sürüklenip gitmeli miydik? 
Ne de güzel bir çocuğun zihni… İstekleri, hayalleri ve umut ettikleri, yolunun ışıklarını bir bir aydınlatmasını ister. Bir çocuk zihni sadece aydınlığa uzanır.

Bir çocuk, aslında onca rengin içinde kendilerini saklayıp hayaller peşinde sürüklenen ışıltılı renklerin dans edişini pür dikkat izleyen siyah ve beyazın yansımasıdır. Biri kendi koyuluğunu diğer renklerin içine bulaştırmak istemez diğeri ise aydınlığıyla renklerin önünü kapatmak istemediği için uzak kalmak ister.
İşte tüm olay bundan ibarettir aslında. Çocukluk bazen siyah kadar zifiri bazen de beyaz kadar aydınlık içinde kayboluştur.
Çocukluk geçmişin bazen en karanlık yanı olurken bazen de geleceğinin yönünü izleterek kulaklarda çınlayan adım sesleridir.
Bir yanda masumiyet içinde dağılıp giden aydınlık yüzü olurken diğer yanda geçmişinde yaşanan her kötülüğün resmini geleceğine taşıyan karamsarlığın rengi olabilir.

Peki dönmek ister miydin çocukluğuna?
Çocukluğum eksik parçalarımın koca bir bütününü oluşturur geleceğimde. Bu yüzden çocukluğum benim eksikliğimin en büyük yanıdır ve ben çocukluğumda bile büyümeyi isterdim. Fakat geçen her yaşımı severek yeni hayaller ve umutların ışığıyla yolumu çizdim.

Çocukluğun geçmişteki dokunuşun düğümlerinin başlangıcını atmışsa eğer ruhuna, bu senin geleceğine attığın her adımın hissinde yankılanan birer parça haline gelir. Bu yüzden eksik hissettiren herhangi bir yaşında umutların hayal kırıklıklarına, mutlulukların acılarına ayna tutar.

Sen, ardında bıraktığın her yaşın birer umudu, başlangıçların sonsuzluğuna uzanan aydınlık renklerin esiri ol ve bu esirlik çocukluğunun renkli veya karanlık hislerinin en güzel kurtuluşu olsun.

Gördün mü demiştim kendi kendime. Mavilik de çocukluk gibi. Unutulmayacak hiç.
                                            -Edip Cansever

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Yazımda bahsettiğim gibi çocukluğa dönüş bazen pek de iç açıcı olmuyor aslında 🙂 bir oyun bilgim oldu sayenizde teşekkür ederim 🙂 @Parzival

  2. Life is Strange oyununda Max karakteri zamanı belli bir süre geri alabiliyor.Ama çok kısıtlı bir süre.Bir diğer yeteneği ise baktığı fotoğrafa ışınlanmak. Fotoğrafın çekildiği o ana. Keşke öyle bir yeteneğimiz olsaydı.

    Ve o çocuk kulağımıza fısıldıyor.Her anın tadını çıkar, her bir saniyenin kıymetini bil diye.

    Elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.