in ,

Masumiyet Müzesi

Bu yazıda “Nobel edebiyat ödülü”alan ilk yazarımız Orhan Pamuk’un kaleminden şahane bir aşk romani ile ilgili bilgi vermek ve tavsiye etmek istiyorum.Normalde asla okumadığım bir tür olan aşk romanını ilk defa sonuna kadar gelmemi sağlayan bu romanı incelemeye geçmeden önce Orhan Pamuk’un edebi kişiliği hakkında biraz inceleme yapmanın hoş olacağına inanıyorum .Araya girip okura bilgi vermeyi seven Pamuk ( roman akışını bozup bilgi vermek romanı teknik yönden kusurlu olarak adlandırilmasina sebep olur)okumayı seven , araştırmacı bir kişiliğe sahip bunları romanlarına yansıtan ve romanlarında iç konuşmalara oldukça fazla yer veren yazarımızdir.Taklitci edebiyattan hoşlanmayan Pamuk türk kültürüne yönelmiş yazarlarımızdandir. İnceleyeceğimiz romanı Masumiyet müzesi için birçok araştırma yaptığını Avrupa ülkelerine giderek müzeleri gezdiğini söylemiştir(bu gezilerin on yıl sürdüğü söylenir).Yazar Masumiyet müzesini sadece bir roman olarak bırakmamış gerçek hayata geçirilmesini de sağlamıştır.Cukurcuma’da romandaki eşyalar ,kahramanin sigara külleri,betimlenen kıyafetlerden bir müze oluşturmuştur. Gelelim kitabın beni tavsiye bloğu yazdiracak kadar etkileyen yönlerine…

“Hayatımın en mutlu aynıymış bilmiyordum”cümlesi ile başlayan kitap “herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım’ sözleri ile son buluyor.peki bakalım bu iki cümle arasındaki süreçte romanda neler oluyor(konuyu çok fazla anlatıp heyecanını kaçırmayacağım)

Romanda baskahramanimiz Kemal’in 70ve 80li yıllarda yaşadığı olayları birlikte atlatıyoruz .Zengin bir ailenin oğlu olan Kemal Basmacı ailesi ile Nişantaşı’nda oturuyor.Yine kendisi gibi ailenden varlıklı olan Sibel ile nişanlandiktan sonra beraber gittikleri butikte uzaktan akrabası olan Füsunla karşılaşıyor ve ondan etkileniyor.Böylelikle kitabın konusu ve isminde şekillenmiş oluyor (Kemal:30 li yaşlarda füsun:18) .Kitabın ilk başlarında (150 /200 sayfa) Kemal’in kimilerine göre ahlaki kurallara uymayan aşkını ve enerjisi hissediyoruz .Açıkçası bu sayılarda birseyler olmasını bekliyorsunuz fakat durağanlık söz konusu bu yüzden romanı yarım bırakmak isteyebilirsiniz ama kişisel olarak adeta bir edebiyat şöleni olarak gördüğüm bu romanı bitirmeniz tavsiye ediyorum .Kitabı okurken baskahramanimiza oldukça sinir olduğum yerler olmuştu ki sizinde olacağınızı düşünüyorum çünkü kendinizi  Fisün’un yerine koyduğunuzda sinirlenmemek elde değil .200 /300 sayfalarında Kemal’in bencil aşkına tanıklık ediyoruz ki bu benim bakış açımda aşk değil takıntı . Kahramanımız Fisünla yaşadıkları aşk sonrasında bir harita çiziyor ve onun geçtiği yerleri kırmızıya boyayarak oraladan geçmiyor ayrıca Fisünla her gittiğinde ondan bir eşya çalıyor (müzede bu eşyalarda somutlastirilmis). Roman sonunda Kemal eşyalardan müze oluşturup Orhan Kemal’e bir mektup yazıyor ve hikayenin romana dönüştürülmesini istiyor buda biz olurlarsa acaba bu gerçek bir hikayemi sorusunu uyandiriyor ,Orhan Pamuk hikayenin gerçek olmadığını fakat öyle zannedilmesinden mutlu olduğunu ayrıca hikayede yer yer kendi hayatında da kesitler olduğunu dile getiriyor . Kitapta geçen Meltem gazozu için daha sonraları Nil Karaibrahimgil isimli sanatçımız bir şarkı yazıyor ,reklam yapıyor ve bunuda müzeye koyuyorlar. Masumiyet müzesi 70ve 80li yılları görmemiş fakat ruhunu hissetmeyi seven Yeşilçamdaki ruhu kitaplarda bulmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir roman . Ayrıca kitapta hediye edilen bir müze bileti var Masumiyet müzesine ilk girişte ücret ödemeden girebilmek için Pamuk tarafından konmuş. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.