Lise Çağları

ÖNCESİNDE:

Hayatta büyüdüğümüzü ilk hissedişimiz lise olsa gerek. İlkokulda henüz yeni yeni hayatı idrak edecek kıvama gelmiş, ortaokulu ise iyi bir lise de okuma hayali ve ömürlük olacak bazı dostluklarımızın ilklerini kurarak geçirdik. Ortaokula dair pek fazla anım da bu yüzden yok benim. Yoksa güzel zamanlardı hani. Şehrimizin kalburüstü ve yeni değişmiş bir okulunda, 3 sene boyunca deneyim etmiştim, 4+4+4 sistemi o vakit bizi kapsamadığından, 6.sınıf olmadan ortaokul öğrencisi saymadılar. Ve sorsanız, dünyaya etki edecek zekaya sahip olduğumuza da inanmadıklarını söyleyeceklerdir. Çünkü o yaşlarda sıradan görülürdük, ben hiç hatırlamam mesela, ortaokulda iken bir hocamızın dahi “Siz özelsiniz.” Dediğini. Oysa ki “Sayfa 44 ü açın, kitaplar için para toplanacak arkadaşlar bilginize, aidatı unutmayın.” Replikleri daima aklımda bulunuyor. E sonuçta insan sık duyduğunu çabuk ezberler o bakımdan.

HER ŞEYİN İLKİ:

İlk gerçek dostluğunuz, ilk aşkınız belki, idol aldığınız tek ve ilk insan veyahut ilk hedefiniz.

Lise her şeyin ilkini barındırır bünyesinde.

O zaman ki bana bakıyorum da bambaşka bir Emirhan söz konusu. Ben gidip kendimle sohbet edemem, düşünün siz değişimi. Ki sadece ben değil, kim varsa değişti ve gelişti. Çoğumuzun da içinde vardı başarının ışıltısı. Sadece ekranı daha temiz silmek yetti bazılarımıza.

İlk aşk dedim diye sanmayın ilk ve ortaokul düzeyi çocukların kalplerini kilitleyip büyük resim uğruna çalışmalarının şart oğlu şart olduğunu.

Asıl demek istediğim şey, ciddiye bindirme niyeti ile girilen ilk yolun burada başladığı, bazı adımların burada atıldığını. İnanın bana lise çağında olup ta birisini sevmek, onu gözlemek, onun için koridora çıkmak. Sapık değiliz ki biz, sadece onu görmek istiyoruz, uzaktan doğru, bir iki dakika yeter seven insana. Kim bilir nasıl insanları kaçırdık, sevgimizden ötürü. Kimler gözledi bizi de biz başka gemilere yelken açamadan, yalnızca güverteden seyre daldık okyanusun göz alıcılığına.

Üniversite çağında da bazı şeylerin ilki yaşanacak elbette ama lisedekinin tadı öyle başka ki liseyi çekingen tamamladığım için kendimi suçluyorum bazen. Hayatımın en güzel yıllarını daha aktif geçirmeyi isterdim.

Tabi şu anki benden gayet memnunum orası ayrı.

BENLİĞİNİN TEMELLERİ:

Ben demişken, lisede kişinin benliği ne olursa olsun, ölene dek öyle kalmıyor bunu kesin bir dille söyleyebilirim size. Ya olumlu ya olumsuz, muhakkak karakteristik değişimler gerçekleşecek. Çünkü insanın temelli aynı kalması, kendini, hatta hayatına dair hiçbir detayı değiştirmeden yaşama devam etmesi olanaksız. Bitkisel hayatta olan bir insan bile, 3 yıl uyutulsa, uyandıktan bir iki hafta sonra değişmeye başlayacak.

Hayatın kuralı bu, insan benliği değişkendir ve diğer kuralı da en belirgin temellerin ise muhakkak lise çağlarında atıldığı.

TANILIRLIĞA GÖRE MUAMELE:

Üniversitedekinin tam tersi bir sistem mevcut liselerde -oranın sistemine de orayı anlatan bir yazıda değineceğim- gençler, birbirleri arasında, öğretmenlerden habersiz, popülerliğe göre birbirleri arasında sınırlandırılıyor, hatta daha da kötüsü, kendilerince alt tabaka diye lanse ettikleri öğrencilerden haraç alıp, onlara sıklıkla zorbalık yapabiliyorlar. Ateş fışkırılan ergenlik çağının, eğitimin ahenk taşları arasında görülen lise çağının birlikte tek bir çağı oluşturması, apayrı bir zevk katıyor liselere.

Sonuçta üniversite çağının olgunluğa atılan büyük bir adım olduğu su götürmez bir gerçek, söylememe gerek yok sanırım bunu. Gerçi artık baraj sisteminin kalkması sebebiyle eski büyüsü kalmayacakta neyse ya ben bu konuyu konuşmayı istemiyorum.

En azından şimdilik.

ASİLİKLER HAD SAFHA DA:

Aileye karşı gelmeler, saç sakal uzatmalar, dövme yaptırmalar, sigara, nargile, alkol vesaire sayarsam buradan Fizan’a kadar gideriz.

Asi olunma arzusu, lise çağındaki bir genci tütün ve alkol batağına sokabilir, daha da beteri, para için tefeci bulmalarına, milletin kirli işlerini yapmalarına kadar da gider bu aykırılıklar. Ben karşı değilim aslında böyle olmayı istemelerine, şöyle güzel bir en dip, çok yakışacak, farklı olmak için kötü alışkanlıklara başvuran liseli dostlara.

Hiçte bana kızmasınlar, en dipte olup, hayatımdan geçen giden çok kişi var. Kimisi akıllandı da gitti kimisi de hala aynı, aynı aykırılık ve olgunlaşma sebebiyle eskiye nazaran biraz kırpılmış olsa da çekingenlik mevcut.

Yapmasınlar etmesinler de demek istemiyorum ebeveynleri gibi. Sadece yeri ve zamanı uygun bulmuyorum hepsi bu.

HEDEF KOYMADAN KEPİ FIRLATMAYIN:

Gerçekçi, bölüm veya hobileriniz ile ilgili realist hedef belirlemeniz ve üniversite sınavından çıktıktan sonra hedefiniz doğrultusunda yeni ve taze adımlar atmanızı gerçekten ister, tavsiye ederim.

Eline test kitabı almayanlar biraz sıkı tutmaya, soru bankasını düşürmeyenler ise tam tersi biraz rahatlamaya başlamalı. Her şekilde bir bölüme yerleşeceksiniz ne de olsa. Onun rahatlığını istediğiniz bölümün sıralaması ile harmanlayıp o doğrultuda düzenli olsa da tüm gün olmamak şartı ile istedikleri gibi çalışsınlar.

Son olarak minik bir tavsiye ile bitirmek istiyorum yazımı;

Elinizde olanağı olduğu sürece aklınıza geleni denemekten korkmayın arkadaşlar. Lise yılları bir daha gelmeyecek ve inanın bana, büyük bir değer kaybı, söz konusu bile değil.

Ret yemekten, kavga etmekten, okulu ekmekten çekinmeyin, yalnızca bunları okula zarar vermeden, sizinle birlikte gelip okulu ekmesi için sıra arkadaşınızı ikna etmeyin, kendiniz yapın ne yapacaksanız,

Eşlik etmek isteyenler kısa süre sonra ulaşır size merak etmeyin.

Düzene uyanların, huzurunu bozmayın o yeter.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.