Kırmızıdan Siyaha

En sevdiğiniz renk nedir ?Neden bu rengi sevdiğinizi hiç düşündünüz mü ?Kıyafetlerimizde, makyajımızda, odamızın duvarlarında, evimizin her köşesinde, ağaçta, gökyüzünde, kısacası yaşamımızın her yerinde renkler var. Bir de bizi iyi hissettiren renkler ve kötü hissettiren renkler var. Çoğu kişi renklerin psikolojimizde olumlu ya da olumsuz etkiler yarattığını düşünür. Aslında, psikolojimizin durumu seçeceğimiz iyi ya da kötü hissettirecek renkleri belirler. Yani aslında nasıl hissediyorsak o rengi seçeriz ve o renge bürünürüz. Şimdi size kendi hayatımdan yola çıkarak yaşadığım olaylar sonucunda büründüğüm renkleri anlatacağım. 

Öncelikle , olması gereken renkten bahsedelim, kimsenin saf iyi ya da kötü olması gerekmediğinin, istese de bu tanımların biz insanlara değil, melek ve şeytana özgü kavramlar olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Bizler için önemli olan aradaki dengeyi kurmamız ve o dengenin ekseninde kalmaya çabalamamızdır. Tabi ki yaşanan olaylar, pişmanlıklar, hayal kırıklıkları bu dengenin bozulmasına neden olabilir. Kendini suçlayan bir insan karşısındaki ona kötülük yaptığında bile bunu kendine hak görür ve sürekli hayal kırıklığı yaşayan bir insan da karşısındakine haksızlık yapsa bile kendisini suçlu hissetmez. 

Gördüğünüz gibi bu dengeyi kaybettiğimizde, yaşamımızın dengesini de kaybederiz ve yaptıklarımızın ya da yapmadıklarımızın farkına varamayız. 

Dengede durabilmeyi , tüm renklerin yansıması olan beyaz renge benzetebiliriz. Kendini her konuda mutsuz ve umutsuz hissetmeyi karanlıkta kalmış gibi hissettireceğinden siyah renge, yaşanılan hayal kırıklıklarını haksızlıkları tüm insanlardan çıkarmak istenmesi halini de hissedilen yoğun ve fevri duygular nedeniyle kırmızı renge benzetebiliriz. Ve kimse karanlıkta kalmak istemeyeceğinden ya hislerini dengelemeye çalışır ve beyaz renge bürünür ya da hırsına, öfkesine yenik düşer ve kırmızı renge bürünür.

İnsanı yaşadıklarından çok, yaşadıklarına verdiği tepkiler, bunun karakterine yansımaları, hisleri, bakış açıları, en kızgın anları tanımlar. Yani, ortalama ve stabil bir hayatta herkes sakin kalabilir, herkes anlayışlı , nazik davranabilir. Ancak olaylar geliştiğinde , sabrı zorlandığında işte o zaman kişinin gerçek benliğini görebilirsiniz.

3 kişi düşünelim, üçüne de haklı olduğu bir konuda haksızmış gibi davranılsın, sabrı zorlansın. Bu durumda 3 kişi 3 ayrı tutum sergileyecektir.

İlki, çok sakin kalır, ne düşünürseniz düşünün tarzında bir tutum sergiler. Bu insan haklılığından emin olsa da karşısındakine bunu anlatabileceğine emin değildir. Ne söylese anlaşılmayacağını düşünmektedir. Kendini savunmayı bilmeyen bir yapısı olduğundan hayatı boyunca büyük ihtimalle, her ilişkisinde suçlanan taraf olmuştur ve o da bir nevi karanlıkta kalmıştır.

İkinci kişi ise aşırı fevri bir tutum sergiler. Çözümü hakaret etmekte hatta şiddet uygulamakta görür. Üzücüdür ki bu davranış modeli günümüzde epey yaygın bir tutumdur. Çünkü bu tip insanlar ne kendinden emindir ne de başkalarından emin olabilir. Zamanında yaşadığı bastırılmaları ,susturulmaları onda büyük bir birikme ve sonrasında da patlama yarattığından bildiği tek yol fevri hareketlerdir. Tartışmayı asla beceremez, çünkü o kadar uzun bir süre sakin kalamaz.

Ve üçüncü kişiyse kendinden emin olduğu kadar bunu karşı tarafa kanıtlayabileceğinden de emindir. Her düşünceyi, ihtimali mantık süzgecinden geçirir, size sorular sorar, konuşmak, gerekirse seviyeli bir şekilde tartışmak ister. Çünkü haklı olduğunu bilen bir insan duyacağı sözlerden çekinmez, mantık çerçevesinde bir çözüme ulaşılacağını bilir. Karşısındakinin bunu anlamaya istekli olmadığını fark etse bile kendini açıklamaktan vazgeçmez çünkü üzerine düşeni yapmayı kendisine bir saygı olarak görür. Bu yüzden de anlaşılmasa bile bunda bir sorun görmez.

Bu durumda bu üç kişinin öz renklerini; siyah, kırmızı ve beyaz olarak tanımlayabiliriz. İlk kişideki umutsuzluk, ikinci kişideki fevrilik ve üçüncü kişideki denge, kendinden emin olma gördüğümüz gibi öz renklerini belirlememize yardımcı oldu.

Siyah renge bürünen , kırmızı renge bürünen çok insan tanıdım. İyileşmelerine ve kötüleşmelerine tanık olduğum çok insan oldu. Ama hiçbiri beni rengi olmayan insanlar kadar yormadı .

Rengi olmayan insanları şeffaf bir madde gibi düşünün , hangi rengin önüne konulursa o rengi alır değil mi? İşte bu tip insanlar da aynı mantıkla ne duyarlarsa ona inanır , ne işlerine gelirse o olur, etkilemek çok kolaydır, güvenmek çok zordur belki de bu yüzden, sizi sonsuz bir döngüye sokarlar. Kendinizi sürekli açıklamak zorunda kalırsınız , ve o toparladığınız durum tek bir kişinin ona aksini söylemesiyle bozulur. Bu yüzden de hiçbir zaman emin olamazsınız bu kişilerden. Hayatınızda yeri olmaması gereken 1 numaralı kişiler olarak not almanızı öneririm .

Tüm renkleri ele aldığımızda, beyaza dönebilmek siyah için de kırmızı için de imkansız değildir. Çünkü beyaz tüm renklerin yansımalarını taşır. Yeter ki renksiz olmayalım.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.