Kendimize Uyguladığımız Psikolojik Şiddetler.

“Psikolojik şiddetin yüzü veya biçimi yoktur ve çoğu zaman bir sesi bile yoktur. Sessizce kaos yaratır ve korku yaratır.”

Biliyorsunuz ki psikolojik şiddetin fiziksel şiddetten hiçbir farkı yoktur. Bazı insanlar egolarını tatmin etmek için, psikolojik şiddete başvururlar. Bugünkü konumuz psikolojik şiddeti başkaları tarafından görmek değil de kendimize uyguladığımız yanını konuşacağız. Öncelikle şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu belirteyim, şiddet şiddeti doğurdukça sağlıklı bireyler oluşmaz, sağlıklı bireyler oluşmazsa sağlıklı bir toplum da oluşmaz. Şiddet hiçbir şeyin çözümü olmadı ve olmayacaktır da! Ayrı bir konu olarak ele aldığımda parantez içinde vereceğim. Şimdi asıl konumuza dönelim, sizce kendimize nasıl psikolojik şiddet ve baskı uyguluyoruz? 

Şöyle söylemek gerekirse, özellikle son zamanlarda dış güzellik algısı fazlasıyla arttı ve artmaya devam ediyor. Çirkin ve güzellik kavramları oldukça popüler. Son zamanlarda sosyal medya kullanımının artmasıyla daha da çoğalmış durumda. bazı takip edilen sayfa sahipleri, (biz bunlara Influencer diyoruz) tüketimi teşvik ediyor, güzelliğinin sırlarını listeliyor. Pahalı ürünlerin linklerini veriyor, kendilerini takip edenleri bu şekilde bir tüketime itiyor. “Bende güzel olabilirim, benim neyim eksik onlardan” düşüncesine sahip insanlar özenti bir yaşamı omuzlayarak yaşamlarına artık o şekilde devam ediyorlar. Genelde sosyal medyada güzellik algısını oluşturan cinsiyet dağılımını kadınların oluşturduğunu biliyoruz. Burnu güzel, yüz hatları güzel, fiziği güzel kadınların kimisi Allah vergisiyle olur kimisi de doğal görünümünden tavizler vererek kendilerini olmak istedikleri kalıba sokup o insan olurlar. Allah kimi nasıl isterse öyle yaratır, öyle güzeldir. Ama insanların kimisi aynaya baktıkları zaman “benim neden şuram böyle, neden diğerlerinde olduğu gibi güzel bir burna sahip değilim, neden yeterince fiziğim güzel değil. neden, neden….” Aynanın karşısına geçtiğiniz zaman güzelliğinizi sorgulamak yerine, ben böyle de güzelim demeyi bilmemiz gerekiyor. Unutmayın ki sosyal medya hiçbir zaman gerçeği yansıtmaz, insanlar sandığınız kadar güzel, sandığınız kadar mutlu değiller. Şöyle bir göz attığınız zaman güzellik kaygısı çeken insanların, estetikle geçirdikleri operasyonla birbirlerine ne kadar çok benzediğine şahit olacaksınız. Önemli olan sosyal medyada boy boy pozlar vermek değil, kimi insan da güzeldir ama resim paylaşmayı sevmez. Böyle istisnalar olabilir, ki var da. Ama diğer kesim sosyal medyanın etkisinde kalıyor ve öz güven duygusu gittikçe zayıflıyor. Sosyal medya ne yazık ki estetik güzelliği, güzellik kaygısını aşılayan bir platform. Bu uygulamaların başını tabii ki Instagram çekiyor. Kendinize “şöyle yapacağım, böyle güzel olmak zorundayım” gibi cümleler kurmayın. Çok zeki, çok çalışkan, mükemmel özelliklere sahip insan olmaya kendinizi zorlamayın. Bu tür şeyler kendinize yaptığınız en büyük haksızlık, böyle yaparak psikolojik şiddeti de beraberinde getiriyorsunuz. Bir insan sizi güzel olduğunuz için sevmemeli, sevdiği için güzel olur insan. Dış güzelliğinize bakan insan sizi gerçekten sevmiş sayılmaz. Kalbinizin güzelliğine bakmayan bir insanı sevemezsiniz. Günümüzün en büyük problemi de bu değil mi zaten? Kız güzelse tamamdır, erkek yakışıklıysa tamamdır sevgili oluruz biter. Kiminiz inkar edebilirsiniz ama durum böyle. Görünen köy kılavuz istemez arkadaşlar. 

İnsanlar güzelliği ruhta aramadıkça, asla mutlu olamazlar. Bu zamanda kalpte güzelliği arayan nadir ama, yüzde güzelliği arayan çok oldukça ne mutluluk kalır ne de huzur. İnsan kendi kendine bu tür düşünceler içerinde boğulduğu için zihninde olağanüstü senaryolar kurar, yaşanmış veya yaşadığı olayları daha da takıntı haline getirir. Ve artık psikolojik olarak çökmüş duruma gelir. Sosyal anksiyeteye neden olan durumlar da bu saydığım nedenler arasında gösterilebilir. “İnsanlar hakkımda ne düşünür, ya birazdan yanlış bir şey söyler ve rezil olursam, ya gülünç duruma düşersem” gibi cümleler zihnimizde sayısız kere canlanır ve bizi amansız  bir telaşa düşürür. İnsanlar bu yüzden toplumdan soyutlanmaya başlar ve artık insanlardan uzak bir yaşam geçirmeyi diler. Genelde insanların birbiri hakkındaki düşünceleri çok önemsendiği  için artık insanlar, başkaları ne der düşüncesiyle hareket etmeye başlar. Kendi benliğinden sıyrılarak başka bir kimliğe bürünmek zorunda kalır. İnsanların sizin hakkında ne düşündükleri önemli değil, asıl önemli olan sizin kendinizin ne olduğunu bilmenizdir. İnsanlar sadece konuşur, bir şeyler hakkında yorum yaparlar ve susarlar. Kendinize her konuda baskı yapmayı bırakın, insanlar için değişmeye, onların istediği kalıplara girmeye çalışmayın. Biliyorum ki psikolojik baskıyı hayatınızın bir kısmında ya da çoğunda kendinize uyguluyorsunuz. Çoğu zaman “ben neden böyleyim, niye bu olay böyle gerçekleşti, benim suçum var, keşke yapmasaydım” tarzındaki cümleleri kurmayın, yaşanan şeyleri geri getirmek mümkün değildir, telafi edilebilir olayları koca bir yığın haline getirip altında ezilmekten kaçamazsınız. O yüzden küçük sorunların, büyük sorunları doğurmasına izin vermeyin, bu hayata devam edebilmek için sağlam bir psikolojiye ihtiyacımız olduğunu unutmayın. Sosyal medyanın sizi aldatmasına izin vermeyin, insanlarla olan ilişkinizde daima önceliği kendinize verin. Size iyi gelmeyecek olan insanlardan uzak durun, mesafe her zaman iyidir. 

Unutmayın, kimse mükemmel değildir, öyleymiş gibi yapan insanlar rollerini çok iyi oynayan insanlardır. Siz hayatınızda yolunda gitmeyen şeyler olduğunda üzülmesini de bilecek, o acının ortasında ağlamasını da bileceksiniz. Ne çok mutsuz, ne çok mutlu bir hayat yoktur. Her şeye rağmen güzel bir hayat vardır. Çünkü şükredecek o kadar çok şey var ki! Kendimizi üzmeye değmeyecek şeyler için yıpratmayı bir kenara bırakalım ve elimizde olan hayatı güzelleştirmeye çalışalım!  

“Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz.” -Behçet Necatigil

Mutlu ve sağlıklı kalın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.