GERİ DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYENLERİN ZAFERİ

Mermilerin havada çarpıştığı, yeni kurulacak bir devletin ayak seslerinin duyulduğu, destana şapka çıkarılan, tarihe adını yazdıran bir muharebenin adıdır Çanakkale Zaferi!
Geri dönmeyi asla düşünmeyenler tam 107 yıl önce, deniz ve kara muharebelerinde elde ettiği başarılar ile Hasta Adam’ın ( Osmanlı Devleti’nin )  ağrılarını biraz olsun dindirmeyi başarmıştı.

Emperyalist güçler, art arda toprak kaybı yaşayan ve mali kontrolü sağlamakta güçlük çeken Osmanlı Devleti’nin petrol yataklarını ele geçirmek, İstanbul’da ve boğazlarda hâkimiyet sağlamak istiyordu. Boğazlardaki hâkimiyetin amacı ise, Rusya’ya yardım gönderebilmekti. Diğer yandan Hasta adam kaybettiği toprakları geri almak istiyor; yayılmacı güçler ise, O’nu tarih sahnesinden silmeyi planlıyorlardı.

Enver paşa her ne kadar savaşa girmeyi ertelemeye çalışıyor olsa da, imzalanan ittifak antlaşmasının ardından Almanya’nın baskısı altındaydı. İstanbul’a gelen Goeben ( Yavuz Sultan Selim ) ve Breslau ( Midilli ) adlı gemiler, Osmanlı gemileriyle birlikte Rus limanlarını bombalamaya başlamıştı.

İtilaf devletlerinin planları suya düştü!

Onları deniz saldırısından vazgeçiren ve geri çekilme kararı almalarını sağlayan şey; inatçı bir savunma ve Nusrat ( asıl ismi Nusret değil Nusrat’tır ) mayın gemisinin müttefik donanmaların gözcülerine, saldırı öncesi kontrol uçuşu yapanlara yakalanmadan, boğazda kıyıya paralel olarak döşediği mayınların gelen gemileri kullanılamaz hale getirmesiydi.

Bu yenilgi sonrasında, saldırılar karadan devam etmeye başlamışsa da üstün muharebe taktikleri, ordunun sevk ve idaresindeki başarı ve umutlarını cephane yapanların bağımsızlık arzusu ile püskürtülmüştür. Emperyalizme başkaldırı niteliğindeki bu topyekûn mücadele, Çanakkale’nin geçilmez olduğunu akıllara kazımıştır.
Bu cephede, bağımsızlık uğrunda gözünü karartmış halkın, askerlerine taarruzu değil ölmeyi emreden bir komutanı; düşmanın da “Gebe dağlar Türk doğurmaya devam ediyor! ( Hamilton )” sözünü söyleyecek korkusu vardı.

Sonuçlarına değinecek olursak;

-Yayılmacı politikaya sahip devletleri hayal kırıklığına uğratan bu zafer, Osmanlı devletine itibar kazandırmış ve 1.Dünya savaşının gidişatını değiştirmiştir.
-Rusya’ya beklediği yardım gönderilememiştir( Bu yardım zaten görünürdeki amaçtı. Asıl sorun İstanbul ve boğazlardaki çıkar çatışmalarıydı) .

-Boğazdan geçiş yapamayan devletler için, ekonomik sorunlar da oluşmuştur. ( İhraç edilen ürünler savaş için kullanılınca, alıcılar kendi ülkelerinde yeni fabrikalar kurmaya başlamışlardır.)

-Anzak ( Avustralya ve Yeni Zelanda ) askerleri, Çanakkale Savaşı’na kadar “barbar” sandıkları Türk askerlerini daha yakından tanıyınca, insani yönlerinin ve kahramanlıklarının farkına varmış, sonrasında da ülkeler arasında bazı dost ilişkiler gelişmiştir.

-İngiltere’de yönetim değişikliği olmuştur. Sömürgeleri ve sınırları geniş olan bu güçlü ülke aslında kendine o kadar çok güveniyordu ki, zaferi kesin gördüğünden, savaş sonrası kullanmak üzere para bile bastırmıştı. Türk ordusunun gücünü küçümseyen, hem arazi üstünlüğünü görmezden gelen hem de muharebenin başarılı idare edileceğine ihtimal vermeyen bu devletin; silah üstünlüğü de, paraları da bir işe yaramamıştır.

-Zafere ulaşma yolunda başka milletlerin ve yabancı askerlerin de mücadele ettiği bu cephede, çok fazla şehit verilmiş hatta o dönem tıbbiye öğrencilerinin hiçbiri mezun olamamıştır.

Yarattığı sonuçlar ile birçok milletin tarihini derinden etkileyen Çanakkale, bir muharebeden çok daha fazlasıdır!
Milli şuurla hareket edenlerin yalınayak mücadelesidir, her gün bile bulamadıkları buğday çorbası, insanüstü bir güçle top mermilerini sırtlayan seyit onbaşı ve nicesidir. Atatürk’ün göğsüne isabet eden şarapnel parçası, kahramanca ve kanlı bir savaşın da diğer adıdır.
Yani, Türklere düşman olmanın bedelinin ödendiği gündür!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.