Kendim Kendime! #ÇYL

#ÇokYalnızımLan serisi ile adı üstünde saçmalayacağız gari, okuyuverin bari 

Sabahın körü olmuş, hala pc karşısındasın. Kalk iki iş yap, işe yara. Aç karnını doyur. Yani karnını yarıp-açıp manasında değil! Acıkmış olan karnını. Allahallah ya... Uyumadın tabii nicedir, kafa basmıyo artık. Ya da iyi kafa yapıyo bu insomnia. İnsan niye uykusuz kalır ki, bana bi’ desen ya? Ha, bi’ de Dysania var, bildin mi? Hani uyumak, keyif yapmak, mızmızlanmak, bahaneler uydurmak suretiyle yataktan bi’türlü kalkamamak hali? (Ha… Öyle desen ya?  )

Hah… İşte böyle de sakat kafa! Ya yatmazuyumaz, ya da yatardakalkmaz! Yazın hava, kışın da yatağın sıcak deyin çıkamamak bi’türlü işin içinden?!. 

Hava da nasıl soğuk? Nasıl mı? İşte ben de onu soruyorum, nasıl soğuk? Hiç çıkasım olmuyo dışarı ha… Valla. E, evde otur otur da olmuyo. Tabii… Hayır, kısmetim bir yerlerde beni bekliyor ama evden çıkmazsam da nasıl görecek beni, di mi ama? Müneccim mi ki adam da diyecek;

“Ha şurda, şu evde bi kadıncüğez var beni bekleyen, gideyim varayım kapısını çalayım, ruh eşimdir belkim, gidip alayım!”

Diyelim ki öyle dedi, bildi ve geldi çaldı fütursuzca kapımı. Açmam ki! Tabii… Yok, yani açarım tabii de…Telefonsuz geldiği için açmam, yoksa koşa – döne – takla ata açarım!

Tabii canım, öyle pat diye gelinir mi? Davetsiz misafir sevmem! Hayır madem müneccimdi, her bi’şeyi bildi; huyumu ve telefon numaramı da bileydi de arayaydı öyle geleydi, di mi ama?

İşte nerden nereye? İşte derken, iş’te ya da evde veyahut dışarda gibi değil; öyle çağrıştırdı manasında… Kendime not yazıyordum akıllı akıllı halbukisi… İvit…

Konu nere geldi? Hayat işte… Nerdeeen nereye? Ordan oraya savruluyoruz. Evet. Yalnız rüzgar da öyle böyle savurmuyo ha, acayip. Yok, rüzgar ‘yalnız’ değil. Niye de yalnız olsun ki canım koskoca doğada? Yalnızlık Allah’a mahsus bi’ kere. Sus sus…

O değil de benim bir arkadaşım var, yazık o yalnız. Valla… Niye de yazık olsun ki canım koskoca evde? Güzel öyle, iyidir iyi… Cillop… Mis…

Anacım tv koltuğu – kumanda senin, wc – banyo senin, son ses müzik senin. İstediğin zaman yatıp, istediğinde kalkıyorsun. İster dağıtıyosun, ister topluyosun. Yemek yapma mecburiyeti yok üç öğün. Her yer, her köşe senin… Her ne kadar sadece bi’ tarafına kıvrılsan da, yatağın her iki yanı da senin.Diş macununu ortadan yamultan biri yok. Kaybolduğu sanılan çorap tekleri yok alakasız yerlerden çıkıp bulunan. Deli misin, bak keyfine. Söyle kahya’na hizmet etsin sadece sana.

Ne lüzumu var şimdi bir eşin? Yok mu ayol hiç işin? Dırdırı, vırvırı, aldısı, verdisi? Ne giydindi, nere gittindi, ne yaptındısı? ‘Yemek hazır değil mi?’si, ‘Ekranınn önünden geçmek zorunda mısın?’ı, ‘Çay koydun mu?’su?

Yok efendim, meltem esintisinde sahilde el ele, kol kola, göz göze yürümesiydi? (Göz göze mi?) Aman efendim, sarılıp kaynaşıp yanak yanağa film izleyip mısır patlağı yemesiydi? Yok, ‘Nezle mi oldun sen, kıyamam. Sana bi’çorba kaynatayım mı?’ demesi filan? N’oluyoruz yani? Ne gereksiz şeyler? Bunlar için yalnızlığın muhallebi kıvamından vazgeçilir mi yahu? L

Öyle deme! Vazgeçmek zordur. Zor olanı başarmak da güçtür. Gücün yoksa, şınanay da yavrum şınaşınanay! Güçlü olmak lazım. Gücün kuvvetin yerindeyken çalışmak, yarınlar için çabalamak lazım. “Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya?” demezler mi insana? Derler! Hayır yani, sevdiğim de bi’arkadaşım yani… Üzülüyor insan… Hayvan da üzülür bence gerçi. Onun da canı var canım sonuçta. Üzmemek lazım kimseyi, ne insanı ne hayvanı…

Yahu ben diyorum ki kendime; ‘kalk şu meretin başından’ diye, o hala vıdı vıdı peşinde! Bi’ sus kadın… Yok onu sevmezmiş, yok bunu istemezmiş, aman efenim yalnızlık güzelmiş!… Heheyyy… Kime ne anlatıyosun salak? Önce kendin inan sonra anlat pabucuma. Hayır sabah sabah sinirlenmeyim diyorum, şunun yaptığına bak?

N’oluyo Lan? Kiminle konuşuyorum ben? Abovvv… 

Gerçi niye de tırstıysam? Uyandığım andan itibaren günün her anında kendi kendisimle konuşmaktayım halbukisi. Uyurken bile… Zihnimin içinde, sessizce bana fısıldayan biri var. Hani; salak sepelek bi’ programlar var ya tv.de neyin, konuşuyo ordan ‘dış ses’ diyerek. Hah, işte öyle değil, bu; ‘iç ses’. Ne biçim alaka buysa? Ali Biçim ellaham… ツ 

İnsan kendisiyle (tabii dışından değil, o ayrı mevzu)  konuşuyorsa, normal bi şey midir ki acep? “Normal” olan bu mu pekii? Bu normal mi? Gerçi normal ne ki? Mesela geçen gün bi’ arkadaşım; “Hiç normal değilsin!” dedi. “Normal ne ki?” dedim. “Ne bileyim, anormal olmayan işte!” dedi. “Anormal ne ki?” dedim. “Normal olmayan işte!” dedi. “Normal olmayan, anormal midir?” dedim. “Gördün mü bak, anormal anormal konuşuyosun!”dedi. “Sen anormal görmemişsin!” dedim, Allah ne verdiyse giriştim. Her şey normale döndü. Oysa günlerden dün’dü?! İvit…

İç ses neler yaptırıyor insana bak görüyor musun? İç sesi olmayan insan var mıdır ki? (varmış!) Belki bugün vardır, yarın yoktur?… Üç günlük dünya ne de olsa çünkü! Gülümsüyorum hayata bu yüzden, hatta içimden kendim kendimi güldürüp gülümsüyorum. Kanıksamıyorum artık gerçi, alıştım. Kanıksamak deyince; Sokakta giderken, kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım zaman, beni deli zannedeceklerini düşünüp, gülümsüyorum.” diyor ya Orhan Veli Kanık. O da bizden. Canım ya… 

Duyma engelli insanların da varmış iç sesi. E, o zaman konuşma engelli birinin daha çok vardır belki o iç sesi?.. Ne güzel. Zaten bazen konuşmalar çok boş olabiliyor, anlatırken veya dinlerken fuzuli vakit geçiyor. Herkesle şöyle ağız ve kulak tadıyla muhabbet edilemiyor sonuçta. En güzeli içten konuşma, kendinle. İçten bir konuşma aynı zamanda, hı? Samimi manasında yani. Ehe. 

Zati, iç sesi olanın hayal gücü de, vizyonu da, görüşü de epey gelişmiştir diye düşünüyorum. Bilim insanları da düşünüp araştırıyor ve bana katılıyorlar. Biliyorum da söylüyorum akıllım. Gerçek anlamda “konuşma”yı, uyanık olduğumuz sürenin sadece %10’ununda yapıyormuşuz mesela. Ama iç ses her an devam edebilirmiş ki; bende ediyor, al işte!.. Ancak, dışından konuşuyorsan kendinle başka biri gibi ya da üçüncü bir kişi varmış gibi, hah, işte o sakat. Yani konuşma monolog ise okey, diyalog ise haydi ben sağ sen selametle…

Bi’ sus ya… Bi’ sus kadın!.. Bir şey anlatıyorum şurda…

Çok Yalnızım Lan (ÇYL Hikayeleri)

İklim´in Dora´n

 

  

 

kooplogger

Yazar: iklim dora

Yazıyorum, Paylaşıyorum. Hayatın Sevmek, Inanmak Ve Paylaşmak Olduğunu Düşünüyorum. Az Öz Dostum, Ruh Ikizim Ve Kitaplarım Olduğu Sürece Benden Mutlusu Yok. Dünyalıyım. İçi Dışı, Özü Sözü Bir Olmak; Istediğim. Hadi O Zaman, Okuyalım Güzelleşelim. ツ

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

3 Yorum