Düzmece Düzen

Yaşın otuzu geçmemiş ise ve hâlâ Türkiye de yaşayan bir gençsen ruhsal bir ölümün sınırında geziyor olabilirsin, bu gayet normal. Gelecek kaygısı, işszilik ve okurken ki eğitimsiz eğitim sisteminde kendini biraz daha unutman gayet normal, bunun için üzülme. Haa illaki üzüleceksek üzülmemiz gereken tek şey, yok olmaya başlayan genç düşüncelerimizdir. Çocukluktan başlayan kandırmacalar büyüdükçe inandırıcılığını yitirir ama bazı yalanlar ölene kadar sürer, mesela okurken ve ölürken söylenen tüm şarkılar yalandır. Gerçek olan, parasız ve eğitimsiz hayatımızın içinde bize “boğulmayın!” diye bağıran insanlardır. Boğulmamak için hiç bir sebep yok ama yaşam çok güzel yaşamamıza izin verilirse.

Kilitler sadece kapıları değil zihinleri de esir eder oldu buralarda. Tüm yetenekler sindirilmeye çalışılırken kurtarıcımız yine bizim düşüncelerimiz olacak gibi. Çünkü bize bizden başka yardım eden yok. Dökülen yaşlar kana çalıyor çünkü içimizde ölen birileri var. Bağırırken hiçliğe birileri, biz yine kendi kuyumuzun susuzluğunu bağırıyoruz boş kafalara. Açalım gözlerimizi güneşe çünkü gün kaybetmek üzere umudunu. Rüyalar kabusa çevirmeden hayatımızı, korkmadan  konuşalım haksızlığı tüm çıplak ruhların kulaklarına. Çünkü yokluk ele geçirmeden hayatımızı, kurtulmaya ihtiyacı var benliklerimizin.

Özgürce uçmak isterken, kanatlarında vurulmuş bir nesil var önümüzde. Sevdiklerini, hırslarını ve en önemlisi de hayallerini içlerine gömmüş olan bir nesil. Ölen gömülür bu topraklarda bizlerse en yaşayan yanımıza atıyoruz toprağı. Nefes alamamak o toprağın altında, uyuyamamak o örtünün soğukluğunda ve her gün öldürmek en sevdiğin yanını. Evet bunu da suçlanan bir nesil bilebilir sadece. Sevmek ve yok olmak benzer bazen, biz sevemedik bu düzeni bu yüzden de yok olmayacağız. Ama korkmayın özgürlüğümüz, hayatımız, yeteneklerimiz alınmaya çalışılırken biz tek vücut gibi düşünüyoruz. Birileri bilsin ölmeyen tek şey düşüncelerdir. Biz bildik ve öğreteceğiz. Yok oluş bizim değil sizin olsun çünkü biz hiç göremeyeceğiniz kadar yaşayacağız fırtınaların arasına doğan bir umut olarak.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

4 Yorum