İKİ ÇOCUK BİR BEN…

ANNE OLMAK

                30 lu yaşının başındaysan ve ilk kez anne oluyorsan, annene göre geç kalıyorsun demektir ama 27 yaşında evlenen biri olarak çokta geç kalmış sayılmazsın… Hatta bence daha bilinçli bir anne olunabileceğini düşünüyorum… Tabi ki ne kadar bilinçli de olsan ters bir durumda ilk arayacağın kişi yine annendir, başvuracağın yöntemler yine annenin yöntemleridir… Çoğumuzun beğenmediği o yöntemlerdir…

              O zamana kadarki her şeyi unutun sil baştan yaşamaya başlıyorsun hayatı ve senin kanın, canın, parçan olan küçücük bir bebekle… Bebek büyütmeye dayalı okuduğun onlarca kitap, yüzlerce yazı hepsi yerle bir oluyor…. Bütün ezberlerin bozuluyor… Bir bakmışsın Asla dediğin her şeyi yapıyorsun… Bir bakmışsın bebeğinle güler, bebeğinle ağlar hale gelmişsin… Sen bir annesin artık ve hayatın boyunca bu sorumluğu taşımak zorundasın hiç bitmeyen bir sorumluluk hissiyle baş başasın… Bazen dünyanın en mutlu insanısın, bazen dünyanın en korkak insanı, bazen de en yorgun insanısın… En en en… Yani hep uçlarda yaşamaya başlıyorsun hayatı bıkmadan, yorulmadan, azimle, bir savaşçı gibi… Çünkü sen annesin… Sana muhtaç, sen olmadan hiç bir şey yapamayan bir canlının annesisin… Ona hayatı öğretmekle sorumlusun..

           İkinci anneliğinde daha bilinçli bir anne olacağım gibi bir yanılgıya düşüyorsun ancak her çocuk farklı, her çocuk kendine özgü… Yaşadıklarını tekrar yaşarken yepyeni tecrübelerle karşı karşıya kalıyorsun… Hiç bilmediğin bir şeyler öğreniyorsun… Sanki hiç anne olmamışsın gibi baştan başlıyorsun… Dünyanın en zor ama en güzel duygusunu ikinci kez yaşamanın hazzını iliklerine kadar hissediyorsun…. Yok yapamayacağım dediğin pes ettiğin her anda minicik o eli bir tutuyorsun biranda dünyanın en güçlü kadını haline geliyorsun…bir de o aldığım kilolar olmasa

           Şimdilerde evde bazen savaş ortamı yaşanıyor… O oyuncak benim, onu ben giyeceğim, o resmi ben boyayacağım, benim annem, senin baban daha sayabileceğim onlarca şey… Bazen saç saça, baş başa kavgalar bile yaşanacak gibi oluyor, küçük bir müdahale ile kurtarıyoruz günü… Büyük kızım ne kadar sakin ve uyumlu bir yapıya sahipse, küçük kızımda bir o kadar deli dolu, gözü kara. İkisi arasında kişilik farkı olarak bir uçurum var… Ancak gün sonunda birbirlerine iyi geceler öpücüğünü verdikleri andaki, o sevgi dolu bakışlarını görmek bana yeter…

          Eylül ve Esen’in hayatlarını istedikleri gibi yaşaması benim için çok önemli, onların birer birey olduğunu ve kendi kararlarını verebilme yetisine sahip olması, değerleri doğrultusunda iyi bir hayat sürebilmesini çok istiyorum… Kaygı ve endişelerin içinde yüzüyorum elbette… Nasıl? Neden? Niçin? Nerede? Ne yapıyor? daha bir sürü soru gün içinde beynimin içinde dolaşıyor sanırım ölene kadar da dolaşacak… Kızlarım 50 yaşına da gelse benim bebelerim olarak kalacaklar…

         Bence ANNE OLMAK dünyanın en güzel duygusu… İyi ki anne olmuşum… Teşekkür ederim meleklerim…

okur

Yazar: Dolis

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.