Distopya nedir?

Distopya basitçe gerçekleşmesi mümkün olmayan günümüz toplumunun ahlak anlayışına aykırı gelen gelecek senaryoları için kullanılan bir tanımdır. Sineklerin tanrısı, 1984, Cesur Yeni Dünya gibi popüler sayılabilecek modern klasikler başlıca distopya örneği sayılabilir. Ama nedir bu distopyaları bu kadar özel kılan? 

Belki de halimizi görememizi sağlıyorlar dedim kendi kendime düşünürken, belki Fahrenheit 451’in kül olmak zorunda olan kitapları çok uzak bir ihtimal gibi geliyordu ama intihar girişiminin sabahında hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden Mildred Montag çok tanıdıktı. Ya da Sineklerin Tanrısı’nda uçak kazasıyla ıssız adaya düşen bir grup çocuk pek de olası değildi fakat onların iktidar mücadelesi içinde birbirlerini yok etmesi bizim için yeni değildi.

 Distopyalar ne kadar uzaksa o kadar yakınlar,tüm kusurlarımzı gösteren aynalar gibiler. Henüz kitaplarımız yakılmadı, evlerimiz izlenmiyor ya da bir adaya düşmedik ama biz o baskıcı hükümetler, toplanıp yakılan kitaplar ya da tıkılacak bir ada olmadan birbirimizi güç için katlettik, kitaplarımızı unuttuk, uyuşmak yapılmamış şey bırakmadık. 

 Çünkü bizim yozlaşmak için hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Biz insanlar okuyup şaşırdıklarımız, ayıpladıklarımızdan ibaretiz, beklediğimiz gibi baskılanmamıza gerek olmadan kendi sonumuza bile bile biz yürüyeceğiz. 

okur

Yazar: Devrim Azra

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum