YAZAR ADAYLARINA ÖNERİLER

Zaman zaman sizlerden kitap yazma isteğiniz olduğuna dair mesajlar alıyorum. Kimisi şiir yazıyor, kimisi roman yazmak istiyor ama başlangıç yapamıyor.  Bana soruyorsunuz: “Nasıl yazıyorum, yorumlar mısınız?” ya da “Nerden başlamalıyım?” diye.

            İşte size yazmak için sıralayacağım öneriler:

  • Çok okuyun. ‘şairim’ ya da ‘yazarım’ demeden önce yazabilmiş olanları bilmeniz gerekir. Okuyun ki; başkalarının nasıl yazdıklarını görün. Hangi kurallarda, nasıl bir dilde yazabildiklerini okuyarak, inceleyerek, öğrenin ve kendinize anlatım ve dil şekli belirleyin.
  • Nasıl bir anlatımda bulunmak istiyorsunuz? Düşündüren? Duygulandıran? Bilgilendiren? Ne tür yazmak istiyorsanız o alanda okuyacağınız kitaplardaki ifade tarzına ve kullanılan kelimelere dikkat edin. Okuyucusu az bir ülke olduğumuz için anlatımlarınızı olabildiğince günlük kelimelerle ve sade bir şekilde yapın ki okuyucu bir de dili anlamadığı için okumaktan kaçmasın. Dallandırmayın, yabancı kelimelerle süslemeyin,  kolay anlaşılır olun.
  • Hedef kitlenizi ve türünüzü belirleyin. Kimlere mesaj vermek istiyorsunuz? Çocuklara, kadınlara? Topluma? Spor severlere? Aşıklara? Ayrılanlara? Hangisine?  Anlatımınızda netlik sağlaması ve konunun dallanıp budaklanmaması için yol gösterir.  Roman mı, makale mi, komedi tarzı mı, felsefi mi kitap yazacaksınız?  Kafiye uyumlu, kıtalardan oluşan, belli bir kalıba ve kurala uyduracağınız bir şiir mi olacak? Araştırın ve yolunuzu belirleyin.
  •  Mutlaka bir kitabı ya da şiir iyi bilin. Sizin aklınızda bildiğiniz iyi bir kitap ve konusu, bir şair ve onun ezberinizde tutabildiğiniz bir şiiri yoksa ‘şairim’ ya da ‘yazarım’ demeyin. En azından örnek aldığınız bir yazar, şair ya da eseri olsun ve siz bu konuda bilgi sahibi olun.
  • Dilinizi iyi bilin ve doğru kullanın. İnternette yazışır gibi yazmayın. Kelimeleri doğru yazın ve imla kurallarına uyun. Bir yerde virgül yerine nokta koymak bile anlamı değiştirebilir. Dili ve kurallarını bilmeden yazmayın. Bu gerçekten de çok önemli.
  •  Aklınızda bir konu yoksa  ‘Bugün de birkaç şiir yazayım’ ya da ‘aklıma güzel bir uyak geldi, güzel iki satır geldi.” diyerek şiir yazmayın.  Bir süre sonra yazdığınızı kendiniz de okusanız beğenmeyeceksiniz. Aklınızda kurgusu oluşmuş bir konunuz yoksa roman yazmaya da girişmeyin. İnsan yazarken konu kendiliğinden detaylanır, ilk şeklinden farklılık kazanır ama sonuç yazmaya başlandığı zamanki gibidir. Üzüntü olacaksa o dram yaşanır. Mutlu son olacaksa umutlu gelişmeler, güzel sona varır. Olaylar değişir ama konu değişmez.  Kurgu yoksa klavye başına geçmeyin. Yazacaklarınız boşa gidebilir!
  • Şartlanmayın. “Bugün de yazımı yazmam lazım. Şiirimi bitirmem lazım.” demeyin. Yazma  isteği doğal bir istektir. Aniden gelir. Hapşırık gibi. O anda yazamazsanız sonradan o ilk aklınıza düşen kelimeler ve ifade kadar güzelini yazamazsınız. Bekleyin. Yazma isteği geldiği anda yanınızda kalem-kağıt, bilgisayar, cep telefonu, kartvizit, göz kalemi vs. de olsa düşündüğünüzü not alın. Sonra yazabileceğiniz ortamı bulduğunuzda not aldığınız sözler üzerine yoğunlaşın. Nasıl aktarabileceğinizi kafanızda tasarlayarak yazmaya başlayın.
  • Gereksiz uzatma ve kelimelerden kaçının. İyi anlatayım derken, kelime ve konu tekrarları yapmayın. Editörlerin işi bunları azaltmak, düzene sokmaktır ama onlardan önce siz kendi yazdığınızı düzenlerseniz, daha az ikaz alarak, daha iyiye ulaşabilirsiniz. Unutmayın! En iyi cümle içinden kelime eksildiğinde anlamı bozulmayan cümledir!
  • Kontrol edin. Bir oturuşta birkaç sayfa ya da bütün şiiri yazmaya çalışmayın. Arada geri dönüp, okuyun. Hatalarınız varsa çok fazla yol almadan toparlar ya da sonradan yazacağınız cümlelerin konudan kopuk olmamasını sağlarsınız. Hatta mümkünse yazdıklarınızı sesli okuyun. Hatanız varsa bu sizin de kulağınıza batacak, gözünüze görünecek, hatalı yeri fark edeceksiniz.
  • Ortam yaratın. Aklınızı dağıtmayacak, fikirlerinize uygun sözsüz müzik dinleyerek, kendinizi rahat hissedeceğiniz yerlerde ve durumlarda yazın. Uzun yazı yazacaksanız en azından bir saat çalışmanızı kimsenin bölmeyeceği zaman ve yerleri seçin. Kapı, telefon çalması ya da yapılacak bir işin acele oluşu ile kafanızdakileri dağıtmayın, işinize odaklanabilin. Mekanı, müziği, zamanı iyi ayarlayın.  Sessiz ortamda yazabiliyorsanız öyle bir köşe bulun kendinize. Ya da ilham verecek bir tablo, bir manzara, bir görüntü bulun. Veyahut sözleri olmayan müzikler dinleyin ki, demek istedikleriyle değil, aklınızdakilerle sizi alıp bir yerlere götürebilsin. Sizin hayal gücünüz, düşünceleriniz çalışsın; çevrenizdeki insanlar ya da sesler, görüntüler çalışmanızı dağıtmasın.
  • Son madde: Bu işi gerçekten seviyorsanız yapın. Para kazanmak ya da ünlü olmak gibi hayallere kapılmayın! Yazmak gönül işidir. Kazançsız da yapılabiliyorsa iyi eserler çıkarılabilir. Kazancı okuyucu olan, güzel eserlerin sahipleriyle kitap dolu ortamlarda buluşmak dileğiyle… Başarılar…

 

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.