Dinledim mi? Konuştum mu?

Dinlemek; bir insanın sahip olabileceği en büyük yeti…

Bunun sadece duyma organına sahip olmakla ilgili olmadığının farkına varabilenler bence bu dünyada bir şeyleri anlamış olanlardır diye düşünüyorum. Çağımızın çoğunda, bunun içinde küçük, büyük, herkes dâhil olmalı, dinlediğini düşünüp aslında kendi kendine konuştuğunun farkına varamama hastalığı var ne yazık ki.

Bunun nedeni aslında çok açık. Sayısız kere dile getirmeye devam edeceğim bir cümle olmakla birlikte zaten doğduğumuz andan, bilincimizin oturduğu ana kadar dinlenmediğiniz bu dünyada yaşadığınızda, tek yaptığınız ortama uyum sağlamak oluyor. Kafası tonla dertle dolu olan insanların bahanesi yorgunluğu; eğitim ve çalışma alanında olan insanların bahanesi stres oluyor ve kimse birbirini dinlemek istemiyor. Bakın iletişimsizlik değil burada kast ettiğim, bilinçli veya bilinçsiz duymak istediğini duymak.

Bu toplumun şartlarında yaşamak çoğu kesme göre zor, kimine göre de diğer şartlarda olan insanlara binaen yine de şükür bir hayat. Herkesin derdi olduğu bu dünyada, kimse kimsenin derdiyle de uğraşmak istemiyor doğal olarak. Yaratılışımız bencil bir kere. Hep bir şeyler istemeye ve bunun bahanesi olarak dünyanın kötü bir yer olduğunu dile getirmeye devam ediyoruz.

Peki, dinlenmediğini düşünen her bir birey bu hayatta kendi benliğini kendine bile nasıl kanıtlayabilir?

Acılarımızın küçümsendiği, suçların bahanelerle azaltılmaya çalışıldığı, haklının dilinin kesildiği bu dünyada biz birbirimizi dinlemezsek kim bizi dinleyecek? Aslında bu bir soru bile değil, artık bir şeylere karşı daha duyarlı ve daha verici olmamız gerektiği çağrısı.

İnsanların gitgide inancını, fikirlerini, kendi karakterini bile seçemediği, dile getiremediği, getirse bile aşağılandığı bir toplumda yaşamak kişiye kendini nasıl hissettirir, nasıl hissettirmeli?

Önce kendi egolarımızdan sıyrılmalı ve karşımızdaki insanı önce biz dinlemeyi denemeliyiz. Çağımızın algısı genelde o beni dinlemiyor, o bana saygı göstermiyor, o beni sevmiyor… Ben niye seveyim? Ben niye saygı göstereyim? Ben neden dinleyeyim?… Gibi egomuza yenik düşmüş söylemlerle son buluyor.

Bu hayatta anlamak istemediğim birçok şeyden biri de sevmediğin karakterde bir insana o karaktere bürünerek karşılık vermektir. Senin ondan farkın yoksa kendini ne kadar sevebilirsin?

Kimse beni sevmiyor demek yerine ya da sevmeleri de umurumda değil demek yerine neden ben en azından kendim için iyi olayım demiyoruz. Neden dinlenmek istediğimiz hâlde biz neden dinlemeyelim diye kendimize sormuyoruz. Ne bu beklenti? Artık bir şeyleri de kendinde ara, demiyoruz.

Artık birileri düzeltecek diye görmezden gelmek yerine biz kendimizi düzeltelim. En azından kimse düzelmiyorsa bile, sen düzelirsin.

Not:  Bu yazı hem kendime hem bunu okuyanlaradır.  

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum