Nobel Kazanan İlk ve Son Osmanlı

Nobel Kazanan İlk ve Son Osmanlı

İvo Andriç ’in en çok ses getiren kitabı şüphesiz Drina Köprüsü romanıdır.   Kitapta farklı gelenek, kültür ve dinlere mensup insanların olağanüstü siyasi durumlar olmadığında nasıl hoşgörülü ve huzurlu yaşadıkları anlatılmaktadır.

Kitapta bahsi geçen Vişegrad, Osmanlının Sırbistan ve Bosna eyaletlerinin sınırında yer alan bir şehirdir. Sokullu Mehmed Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı Drina Köprüsü’yse; Osmanlı’nın Doğusuyla, Batısını birbirine bağlayan, sosyal ve ticari anlamda mühim bir nokta üzerine inşa edilmiştir. Köprü kültürel anlamda da Doğu ve Batı’nın etkileşimini temsil etmektedir.

Yaşadığı yeri ve oradan kopuşundaki hüzünlü duyguları unutmayan paşa, Drina Köprüsü’nü yaptırarak bir anlamda Vişegrad’a olan gönül borcunu da ödemiştir. Kitap, köprünün yapıldığı 1571 yılından 1914 yılına kadar Vişegrad ’da gerçekleşen birçok enteresan hadiseye ve bu hadiselerin meydana getirdiği değişimlere odaklanmaktadır.

Kitabın ana karakterlerinden birisi olan Ali hoca, bütün bu yeniliklerin beraberinde felaketleri de getireceğini savunmaktadır. Ancak kitap bize yenilik ve değişimlerin eninde sonunda bir şekilde kabul edildiğini adeta sosyolojik olarak da anlatmaktadır.

Kitap ne gelenekselliği savunan insanların, ne de yenilikçi insanların tarafını tutar. Bu açıdan bakarsak eserin her insanı benimseyip anlamaya çabalayan hümanist bir çizgisi olduğunu belirtebiliriz.

Nobel Kazanan İlk ve Son Osmanlı

Kitap boyunca yaşanan bütün felaketler ve mutluluklar karşısında hep dayanan ve sonunda hasar görmesine rağmen, hepimizin kafasında, belki sonsuza kadar yaşayacak olan Drina Köprüsü, farklılıklarına rağmen barış içerisinde, bir arada yaşayan insanların sembolü haline gelmiştir.

Köprünün çevresinde geçen olaylar zamanın durağan yönüne öyle güzel vurgu yapmaktadır ki bugün bile hiçbir şeyin değişmediğini yazar yüzümüze vurmaktadır sanki.

Böylece, köprünün yanında kuşaklar, birbirlerini kovalayıp geçiyor, sonra köprü, insanoğlunun kaprisleriyle, gelip geçici ihtiyaçlarından doğan izleri, bir toz gibi üzerinden silkip atıyor ve yine değişmez, değiştirilemez biçimiyle hep aynı olarak kalıyordu. (Drina Köprüsü, sf. 100)

“Drina Köprüsü”, insanların çıkarlarının ötesine geçen doğanın ve yaşamın diriliğinin kalıcılığını anımsatır bizlere.

Başkahramanının bir tarihi yapıt olması, tabi bu yapıtın da bir Osmanlı şaheseri olması bizim için hikâyeye ayrı bir anlam katmaktadır. 1961’de yazar bu eseriyle Nobel Edebiyat ödülü almıştır.

Bugün Bosna-Hersek sınırları içerisinde yer alan Travnik’te 1892 yılında dünyaya gelen, bir Osmanlı vatandaşı olan İvo Andriç bu ödülle, Osmanlının aldığı ilk ve son Nobel kazananı da olmaktadır ayrıca.

Bir Osmanlı vatandaşı yazar ve konusu bir Osmanlı şaheseri yapıt olan bu eser bu yönüyle okuyucuyla tekrar buluşmayı beklemektedir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.