Daha Fazlası...

Daha Fazlası…

Daha Fazlası...

Daha fazlası için yaşa!

Daha fazla para, daha fazla aşk, daha fazla kariyer, daha fazla yaşamak, daha fazla uyanık kalmak, daha fazla çalışmak, daha fazla okumak, daha fazla tembellik, daha fazla yardım etmek, daha fazla yardım almak, daha fazla güzellik, daha fazla çocuk, daha fazla kadın, daha fazla erkek, daha fazla özgürlük…

Pierce Brown’un bu cümlesini ilk okuduğumda gözlerimin dolmasına sebep olacak kadar beni duygulandıran düşünce bunlardan hiçbiri değildi. Ben bu küçücük cümlede kendimi görmüştüm. Ama o an ki halimi değil, daha fazlasını, daha fazlası olduğum versiyonlarımı görmüştüm. Gözlerimin önünde bir sürü ‘ben’ vardı. Her biri farklı bir hayalimi gerçekleştirmiş şekilde karşımda duruyorlardı. Ama beni duygulandıran aslında bu da değildi. Karşımda duran hiçbir varyasyonumun benden beklenenlerden biri olmaması bile değildi.

Bu cümleyi kaç defa okuduğumu bilmiyorum ama sayfa gözyaşlarımdan biriyle ıslandığında kitabı kapattığımı hatırlıyorum. Kendimden vazgeçmiş olduğumun ve bunun farkına o ana kadar varmadığımın üzüntüsüydü bu. Tabi aynı anda hissettiğim korku da vardı o gözyaşlarında. Karşımda duran versiyonlarımın her birinin gözlerinde gördüğüm öfkeden korkmuştum. Hep birlikte sürekli tekrar ettikleri soruya veremediğim cevaptan korkmuştum. Kafamın içinde uğulduyordu soru.

Neden?

Neden onlardan vazgeçmiştim? Neden onlardan bir tanesini bile gerçekleştirmemiştim? Neden bunun farkına bile varamamıştım? Onları nasıl unutmuştum?

Lanet olası ’kendimi’ unutmaktı bu! Bunu nasıl yapabilmiştim? Kendimi ‘daha fazlası’ haline getirmeyi unutmuştum.

Tokat gibi çarpan gerçekler derler ya, bu dört kelime bana öyle çarpmıştı. Hem de ne tokat… Hemen bir tanesiyle başlamalıydım. Hemen harekete geçmeliydim. Bir öfkeli beni seçmeli, önce ondan, bu kadar geç kaldığım için özür dilemeli sonra da onu mutlu bir hale getirmeliydim. Sonuçta sırada bekleyen çok fazla öfkeli ben vardı.

Bir şeyin daha fazlası demek, her zaman bir şeyin daha fazlası demek değildir. Her zaman o kadar basit değildir. Bazen o bir şey tam olarak ‘siz’ olabilirsiniz. Bundan daha önemlisi var mı? Kendinizden daha önemlisi var mı?

Kendinizi unutmayın ve her zaman daha fazlası için yaşayın!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.