in , , ,

Kendinizi Ne Kadar Tanıyorsunuz? Benlik Kuramı Nedir?

Hayatımızdaki insanların karakterleri, davranış biçimleri, huyları ve tutumları ile alakalı varsayımlara sahibizdir. Bu varsayımlar yalnızca hayatımızdaki insanlar ile alakalı değildir elbette, kendimizle alakalı da pek çok şey varsayarız. Adeta bir başka insanı değerlendirir gibi değerlendiririz benliğimizi. İşte, Benlik Kuramı burada devreye giriyor.

Kendimize tembel, hırslı, çalışkan, korkak, girişken vb bir sürü etiket yapıştırabiliriz. Fakat bu varsayımlarınız her zaman doğru olacak diye bir şart yoktur. Bu varsayımların doğru kendimizi ne kadar tanıdığınız ile alakalıdır.

Kendinizi Ne Kadar Tanıyorsunuz? Benlik Kuramı Nedir?

Benlik Kavramı

Benlik, en genel ifadesiyle bizi biz yapan ve farklılaştım koşullar göz önünde bulundurulduğunda bizi diğerlerinden ayıran özellikler bütünüdür. Benliğimizi, bilişsel ve duygusal olmak üzere iki başlıkta incelmek mümkündür.  Bilişsel benlik; kişinin kim olduğunu tanıması, isteklerini ve geleceğe yönelik hedeflerini bilmesi, yapabileceklerinin sınırlarını net bir şekilde görebilmesi ve tüm bu sıraladığımız maddeler ile alakalı algıları ve onlara gösterdiği değerler bütünüdür.

Benlik saygısı ise benliğin duygusal boyutudur. Bu kişinin benliğine ne kadar saygı duyduğu ve onu ne kadar beğendiği ile alakalıdır. Benlik saygısı aslında bir köprüdür. Bu köprü ideal benliğimiz ve benlik imajımız arasındadır. İdeal benliğimiz olmayı arzuladığımız benliğimizdir. Benlik imajımız ise gerçekte olduğumuz ve sergilediğimiz benliğimizdir. Yani benlik saygısı, olduğumuz ve olmak istediğimiz insan arasındaki farkı tüm boyutları ile görüp kendimize ve benliğimizin sınırlarına gösterdiğimiz saygıdır. Gerçek benliğimiz, yani benlik imajımız ile olmak istediğimiz benliğimiz, yani benlik imajımız arasındaki fark ne derece az olursa hayata dair duyduğumuz tamamlanmışlık hissi ve tatmin duygusu da o derece fazla olacaktır.

Benliğimizi Ve Benliğimize Dair Algımızı Geliştiren Nedir?

İnsanlar bir yaşlarını doldurmaları itibariyle kendilerine ve benliklerine dair belli fikirlere sahip olmaya başlarlar.  Yaşımız ilerledikçe kendimizle ilgili fikirlerimiz ve varsayımlarınız da artar. İlk önce yansımamızı gördüğümüzde kendimizi tanımaya başlarız, bu yansımanın bir yabancı değil “ben, biz” olduğunu algılarız.

Ardından sosyalleşmeye başladığımız dönem gelir. Özellikle de okul hayatının başlamasıyla kişi kendine dair daha çok fikre ve algıya sahip olur. Bu fikir ve algılar genellikle gözlem yoluyla oluşur. “Ben Ayşe’den kısayım. Ahmet’in benden çok kalemi var. Ben daha hızlı koşuyorum.” gibi ifadeler bu gözlemler sonucunda oluşmuş ve bizi anlatan ifadelerdir.

İlkokul çağında kendimizle ilgili bu algılarımız genellikle daha yüzeysel ve fiziksel boyutlarda alabilir. Yavaş yavaş kişinin ergenliğe girmesiyle kendine dair daha fazla bilişsel ve duygusal fikre, yargıya sahip olmaya başlar. Hayat görüşü, dini inançlar, kişiliğimiz ile alakalı yargılarımız bu dönemde kuvvetli bir şekilde ortaya çıkmaya başlar.

Ama aynı zamanda önemli bir dinamik daha vardır. Çoğunlukla kişiliğimiz ile alakalı yargılara varırken gözlemlerimizden yararlansak da, bazen insanların bizim hakkımızda sahip olduğu yargıları da olduğu gibi alıp kabul edebiliriz. Yani benliğimiz ile alakalı fikrimizi bazen çevremiz de şekillendirebilir. Özellikle bir yargı birden fazla kişi tarafından ve sıkça tekrarlanıyorsa bunu kabul edip, buna inanmamız çok olasıdır.

İdeal Benliğimize Yaklaşmak

Her zaman ideal benliğimize ulaşmak çok kolay değildir. Çünkü aramızda içsel ve dışsal pek çok engel bulunmaktadır. Oysa bu engelleri aşmak şu üç basit yolu izleyerek aşmak mümkündür:

  • Kendimizi sürekli yargılamaktan vazgeçelim.
  • Olmak istediğimiz insana asla dönüşemeyeceğimizi düşünen, kısacası bize inanmayan insanları hayatımızdan çıkaralım.
  • Kendimizi tanıyalım ve benliğimiz ile alakalı hedeflerimiz makul ve ulaşılabilir tutalım.

Önerilen İçerik: İletişime Bambaşka Bir Boyut Kazandıran İletişimin Altın Öğesi: Beden Dili

kooplogger

Yazar: İdil Ceren Yılmaz

Gezegendeki yolculuğunun 24'üncü yılında. Atmosferde başıboş gezen hikayeleri yakalayıp insanlara anlatmak en büyük tutkusu.

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.