Fazla Uzundur Kimi Geceler

BAZI GECELER GEREĞİNDEN UZUN DEĞİL MİDİR:

Ayrılığın ilk saatleri veya bir kavuşmanın hemen önceki gecesi, sınav sabahının beklendiği, okunmuş su ve şekerlerin yendiği gece. Umut ve çaresizlik dolu bir ameliyathanenin önünde geçen dakikalar sonsuz gelir insana.

Gereğinden uzun bir gece “21 Aralık değilmiş en uzunu baksanıza!” dedirtir bizlere, ardından yine başımız eğilir öne.

Bazen diyorum ki bu gecelere saplanıp aylarca kalsam nasıl olur acaba. Evet normale kıyasla daha uzun sürüyor, beklenenden ötürü lakin yine de bitiyor, sona eriyor bir şekilde biz fark etmesek bile. Başka bir gün başka bir derdin peşinde koşarken buluyoruz kendimizi.

İlk buluşmanın ilk gecesini düşünün bide, bir heves vardır, mutluluk ve heyecan, içimiz kıpır kıpır olur, yüzümüzde saçma bir sırıtış, ya dünyanın en sıradan buluşmasıydı belki o gün ki bir araya gelişimiz, yine de biz onu bin yıl gibi yaşamayı seçmişiz, biliyorum ki o gecelerde yalnızca tek taraf yaşamıyor o mutluluğu, sevinci, umudu, iki tarafta yaşıyor, e işin en güzel yanı da o ya.

Devamı nasıl olacak?

En gerici yanı da bu.

Devam edecek mi?

Tek seferlik miydi?

İlk adımı hangimiz atmalı, sıra onda mı ben de mi?

Bin tane soru, ama o uyku ne huzurlu. Tarif bile edemem, çoğu huzurda olduğunun aksine.

Bu yaşanması gereken bir huzur ki herkes bir kereye mahsus da olsa yaşayacak zaten orası kesin.

İyi ya da kötü yaşayacağız biz o geceleri, uzun gelecek ve bitsin diyeceksiniz o geceler için, aylar sonra ise o geceyi tekrar yaşamayı hayal edeceksiniz, işte o an çaresizliklerin en büyükleri arasında olacak yaşadığınız.

Belki bir kavga yüzünden eskisi gibi olamayacaksınız veya yeni barıştınız, içiniz kıpır kıpır, ilk günkü gibi konuşuyorsunuz sabahlara kadar, belki de ayrıldınız çoktan.

Ondan dolayı özlemini çekiyorsunuz birlikte geçen güzel günlerin, çekmeye de devam edeceksiniz ne yalan söyleyeyim, elbet bazı geceler ilk gecenin taklidi gibi olacak orası ayrı ama taklitler de yalnızca aslını yüceltir derler ya.

Sadece yad edeceksiniz.

Belki evliliğin ilk gecesi aynı geceyi, bu kez yan yana yaşayacaksınız.

Sahi ne olmuştu “aynı gece” de ben söyleyeyim, iki tarafta arada sırıtıp kendi kendine utangaçlık krizlerine girip, nereden baksanız bir 100-150 kere profile, fotoğraflara ve hatta mesaj kutusuna girip baktı, okudu, mutlu oldu o gece, ilişkinin ilk gecesi değil ama apayrı o gece, çok özel bir gece oldu o gece.

Aynı duyguları farklı evlerde, belki de farklı şehirlerde, kilometrelerce ötede yaşadınız ve birbirinizin misafiri oldunuz o gece odanızda.

Uzun gecenin sonlarına doğru rüyanızda ne göreceğinizi zaten belirtmeme gerek yok siz anladınız.

Bu geceler hiç bitmeyecek hayatınızda, kimi zaman hüzünden ötürü kimi zamansa mutluluktan, çaresizliği barındırdığı kadar tatlı hevesleri de barındıracak.

Vefat kaybının geldiği kara haberin, kara gecesi, ayrılığın acısının getirdiği uykusuzluk ve hayal kırıklığını barındıran vazgeçilme evresine ilk girilen o gece, sınıf tekrarının anlaşıldığı pişmanlığın zirve olduğu gece, yalnız kalınacağının hissedildiği o çaresiz gece ya da ilişkiye başlanılan ilk günün gece.

Ah ah bitmez o geceler, iyi veya kötü, unutulmaz, unutulamaz, unutulması teklif dahil edilemez özetle.

İnsan belki de bir gecede bulacak kendini hiç şüphesiz, tek gecede oturtacak tüm karakterini, kim bilir, kim tahmin edebilir, insanı gerçekten çok etkiler o geceler.

Ertesi sabaha bambaşka uyanır ya insan, asıl mutluluk o işte, çok üzdü, çok güldürdü, hepsinden çok dokundu ve değiştirdi o gece onu. O yüzden o gece dedin mi her insanın aklında belirgin olan bir gece muhakkak ki var ve o geceler anılmaya her zaman layık olacaklar.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.