in ,

Türkçe karşılığıyla “Cahil Cesareti”: Dunning-Kruger Sendromu Nedir?

Türkçe karşılığıyla “Cahil Cesareti”: Dunning-Kruger Sendromu Nedir?

Dunning-Kruger Sendromu Türkçe karşılığıyla “cahil cesareti”, aslında hepimizin aşina olduğu ama adını bilmediğimiz psikolojik bir fenomen. Dunning sendromu kısaca daha az bilgili ve nitelikli insanların, daha nitelikli olduklarını düşünmesidir. Diğer bir deyişle “kifayetsiz muhteris sendromu”.

Mutlaka sizin de çevrenizde böyle insanlar vardır. Hepimiz İlber Ortaylı değiliz ki “Cahil cahil konuşma.” deyip geçelim. Neyse ki bu yazımızla birlikte bilginin erdem olduğunu hatırlayıp bu insanlara karşı daha tahammüllü ve hoşgörülü davranabiliriz, belki de o kişilerden biri olduğumuzu fark ederiz, kim bilir…

Türkçe karşılığıyla “Cahil Cesareti”: Dunning-Kruger Sendromu Nedir?

Dunning- Kruger Sendromu Nasıl Ortaya Çıktı?

Dunning-Kruger Sendromu, Cornell Üniversitesi’nde görevli Psikolog Justin Kruger ve David Dunning tarafından ortaya konulan algılamada yanlılık eğilimidir. Sendromun ortaya çıkışı 1995 yılında yaşanan ilginç bir olaya dayanıyor. McArthur Wheeler adlı bir kişi, limon suyunun kimyasının kendisini görünmez yapacağını düşünüyordu. Kimya bilgisine fazlasıyla güvenerek yüzünü limon suyuna buladı ve üst üste iki bankayı soydu. Hedefine ulaştı ancak elbette görünmez değildi ve güvenlik kameraları tüm olup biteni kaydetti. Aynı gün içerisinde polisler, Wheeler’ı yakaladı. 

Bu olayın ardından Kruger ve Dunning çalışmalar yapmaya başladı. Cornell Üniversitesi’nde okuyan bir grup öğrenciye test yapıldı. Testin sonunda öğrencilere sınavlarının nasıl geçtiği soruldu. Testteki soruların %90’ına cevap veren öğrenciler, soruların %60’ına cevap verebildiklerini düşünürken soruların %10’una cevap verebilen öğrenciler, %60’ına cevap verdiklerini belirtti. İşte bu testin ardından Dunning-Kruger Sendromu 1999 yılında tanımlandı. Dunning ve Kruger yaptıkları çalışmalarla 2000 yılında Harvard Üniversitesi Ig Nobel Ödülü’nü kazandılar.

Çağımızın Hastalığı: Dunning-Kruger Sendromu

Dunning-Kruger Sendromu Yaşayan İnsanların Özellikleri

  • Bu sendromu yaşayan insanlar genellikle her şeyi bildiklerini düşünürler. Keskin fikirleri vardır ve yanlış yapabileceklerini kabul etmezler.
  •  Eğitim ve bilgi onlar için önemli değildir, hatta eğitimi küçümserler. “Okuyacaksın da ne olacak, sanki apartman yöneticisi olacaksın”
  • Hemen hemen her alanda uzmandırlar. Siyasetten felsefeye, matematikten tarihe kadar her konuda en iyisini onlar bilir. Bununla birlikte var olan becerilene fazla değer biçme eğilimindedirler. 
  • Sürekli kendilerini överler. Daima yaptıklarından bahsederek çok iş yapmış gibi görünmeye çalışırlar. Tamam tamam, Anadolu’nun kapılarını Türklere açan da sendin, inandık biz.
  • Niteliksiz insanlar, nitelikli insanların becerilerini fark edemezler. “ Ondaki imkânlar bende  olacaktı ki neler yapardım.”, “ Ben senin kadar okusam cumhurbaşkanı olurdum.”
  • İş hayatında çok çabuk yükselirler. Gerçekten işini bilen insanlar yetkinliklerinin farkındadır ve haddi olmayan görevlere  talip olmaktan çekinir, bilgileri konusunda mütevazıdırlar. Ancak niteliksiz insanlar yüksek mevkideki tüm işleri yapabileceklerinden emindirler. Ne demiş atalarımız, “Boş başak dik durur, dolu başak eğik durur.”.
  • Daima her şeye hazırlıklı olduklarını düşünürler. Öngöremediği olaylar karşısında bile başına bunların geleceğini biliyormuş gibi hareket ederler. 

Çağımızın Hastalığı: Dunning-Kruger Sendromu

Yazımızın sonuna gelirken bir öz eleştiri yapalım. Bizler, toplum olarak “bilmiyorum” demekten korkuyoruz. Birine adres sorduğunuzda bilmese bile mutlaka anlatmaya çalışır. Sokak röportajlarını düşünün, konu ne olursa olsun mutlaka bir fikrimiz oluyor. Son günlerde sosyal medya hesabında bir kişi, kitap okumaya artık gerek kalmadığını, her şeyin televizyondan öğrenilebileceğini yazmıştı. Okudum ve “ İşte Dunning Sendromu bu olsa gerek.”diye düşündüm.

Peki, biz bu sendromdan nasıl korunacağız. Sorunun cevabı basit “eğitim”le. Ağaç yaşken eğilir, kişiliğin büyük bir bölümü küçük yaşlarda oluşuyor. Bu sebeple çocuklarımıza kitap okuma sevgisi kazandırmak, ilk amacımız olmalı. Biz çocuklarımıza örnek olalım, biz okuyalım ki onlar da okusun. “Ben okuyorum zaten deyip kenara çekilmeyelim”, çevremizdekilere kitap hediye edelim. Bilgi paylaşılmadıkça bir değeri yoktur.

Lafı fazlaca uzattık. Bizim anlatamadıklarımızı Brigitte Labbé tek cümlede anlatmış, onun sözleriyle yazımızı noktalayalım:

“Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.”

Önerilen İçerik: Cehalet Gerçekten Güzel Bir Şey mi?

Rapor Et

kooplogger

Yazar: Nihal Zengin

İstanbul Üniversitesi TDE mezunu. Hâlihazırda yüksek lisans tezini tamamlamaya çalışıyor. Çok okur, çok yazar, az konuşur. Hoşgörünün dünyayı daha iyi bir yer yapabileceğine inanıyor.

Blog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

4 puan
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Facebook Yorumları