Adım Hıdır Elimden Gelen Budur!

Bazı şeyleri değiştiremezsin. ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ dersin.

Bazı insanları da değiştiremesin. Öyle kabul etmelisin.

Her şeyi ve herkesi ‘olduğu gibi’ kabul ettiğinde rahat edersin.

Bazı insanlar; ‘Adım Hıdır, elimden gelen budur!’ der, başka da bir şey demez mesela. Onları ellemeyeceksin.

Bazı şeyler ‘aynı’dır, ondan farklı bir şey bekleyemezsin.

Ha, illaki değişmesi gereken şeyler ve insanlar hariç tabii. ‘Olması gereken’ ne ise öyle olmalı. Bu yüzden bazı şeyler olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi olmalı. Ve bunun için de mücadele edilmeli.

İnsanlar için de geçerli. Bir birlikteliği yürütmek, bir işi devam ettirmek, bir aileyi geçindirmek, vs. gibi önemli konularda yerinde yapılan değişimler çok faydalı olacaktır.

Tüm bunları halledebilmek içinse konuşmak lazım. Sohbet etmek, istişare etmek, bilgi alışverişi yapmak, araştırıp paylaşmak, hal hatır sormak lazım.

İnsanlar konuşmaktan aciz. Gerçekten. Birbirine iki güzel söz sarf etmekte zorlanan, derdinin karşı tarafa vahiy gelmesi suretiyle anlaşılmasını bekleyen, empati kuramayıp bir de işine geldiğince sevimsiz cümleler kuran, dinlemeyi de bilmeyen, ruh halinden anlamayan insanlar topluluğunu oluşturuyoruz.

Hele ki çift iseniz bu daha da zor bir hal alıyor. Örneğin eşinin bazı davranış ve tavırlarını beğenmeyen biri, bunu ona söylemekten imtina ediyor. Halbuki ‘sevgi dili’ eşliğinde anlatsa, belki karşı taraf da olayın ciddiyetinin farkına varacak ve kendine çeki düzen verecek?! Ha, diyelim ki derdini anlattı ve eşinin bazı şeylerini değiştirmesini istedi makul çerçevede. Eş, buna rağmen birlikteliğin daha sağlıklı yürümesi adına değişmemekte ısrarcı ise, işte onu artık ellemeyeceksin. Hani şu;  ‘AdımHıdırelimdengelenbudur’cu bir tip demek ki?! E, ne yapacaksın o zaman? Eskilerin dediği gibi; Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin! Yani, ya olduğunca kabullenecek oturacaksın oturduğun yerde ya da vurup kapıyı çıkacaksın arkana bakmadan. Ve lakin ikisi de yapması zor şeyler!

Kalmayı seçiyorsan onu var ile yok arası bir konuma koyacak, kendi dünyanı yaratacaksın belki de. Böylelikle kafana takmamış ve ruhen yorulmamış, yıpranmamış olacaksın kim bilir?!

Sadece eş meselesi de değil. Ailenden biri olabilir bu kişi, dostun, arkadaşın, meslektaşın, patronun, vs… Kim olursa olsun değiştiremeyeceğin tipler, değiştiremeyeceğin işler illaki olacaktır. O durumda sen değişeceksin. Yani sabır ve sinir sınırlarını zorlarken ruhunu teslim etmemek için, kendini hayatın akışına teslim edeceksin. Seni sıkan, üzen, dertlendiren, sinir eden, gıcık eden ne ve kim varsa tavır alacaksın veya uzaklaşacaksın. Sen üzülürken onlar dert etmiyorsa, sen de onların üzülmesini dert etmeyeceksin. Tabii canım. Onlarınki can da, seninki bonus mu?

Bazı şeyleri değiştiremezsin. ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ demelisin.

Bazı insanları da değiştiremesin. Öyle kabul etmelisin.

Her şeyi ve herkesi ‘olduğu gibi’ kabul ettiğinde rahat edersin. Bu yüzden herkes de seni olduğun gibi kabul etmek zorunda, bunu da böylece bilmelisin.

Hiç kimse için özünü, kişiliğini, karakterini, hayallerini, yaşam tarzını değiştirmemelisin. Ha, hak edecek insanlar için bazı davranışsal değişiklikler yapabilirsin gerekiyorsa kendinden fazla ödün vermeden. Bu da pek keyifli bile olabilir, sevdiceklerinle birlikte olmak adına.

Zaten birini sevdiğinde, azıcık da olsa ona benzemeye başlarsın kıyısından köşesinden. Onun sevdiklerini sever, onun yaptıklarını yapar, onun huylarını kaparsın ister istemez. Birbirini çok seven insanlar, birbirine benzer bir zaman sonra. Vallahi bak… Şöyle etrafına -ve belki de yanı başına  ツ- bir bak ve gözlemle, göreceksin bu insanları. Pek sevimlidir onlar. Tabii bu ayrı incelenesi bir konu ama yeri gelmişken, şuraya bıraktım birkaç kelime de onlar için.  ツ

Velhasıl olması gerekeni olduracak, olamayanı zorlamayacaksın şekerim. Ömründen ömür gitmesini istiyorsan dene ama biliyoruz da söylüyoruz burada anacım.

O kadar dil döktüm, bir bergamotluyu hak ettim sanırım. Kalk da hayrına ince belliye dolduruver demli ve şekersiz…

Çay verenlerin bol olsun, sular gibi aziz ol, tuttuğun altın sözler olsun, attığın kem gözler olsun, var ol, nur ol, berhudar ol…  ツ

kooplogger

Yazar: iklim dora

Yazıyorum, Paylaşıyorum. Hayatın Sevmek, Inanmak Ve Paylaşmak Olduğunu Düşünüyorum. Az Öz Dostum, Ruh Ikizim Ve Kitaplarım Olduğu Sürece Benden Mutlusu Yok. Dünyalıyım. İçi Dışı, Özü Sözü Bir Olmak; Istediğim. Hadi O Zaman, Okuyalım Güzelleşelim. ツ

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.